Reklamı Kapat

Muhammed Emin Yıldırım: Özlediğimiz İslam Birliği yok

Siyer Vakfı Kurucusu Muhammed Emin Yıldırım ile Ramazan’ın önemini, Ramazan ayının faziletlerini ve faydalarını konuştuk.

Millî Gazete / Furkan Erten

“Ramazan büyük bir fırsat” diyen Yıldırım, “Bu günleri iyi bir fırsata çevirelim ve ciddi bir muhasebe yapalım. Bu ümmet bu haldeyken bizim yapmamız gereken çok şey var. Bir avuç maya olabilecek zümre oluşsun. Bu zümre oluşursa o maya ümmeti Muhammedi mayalayacak, ümmette insanlığı mayalayacak” dedi.

“CENNETİN KAZANILACAĞI BİR AYDIR”

Ramazan ayının faziletleri, faydaları nelerdir kısaca bahseder misiniz?

Ramazan ayı, Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu aydır. Bakara Suresi’nde de Rabbimiz çok açık bir şekilde bu ayın faziletinin, değerinin Kur’an’dan kaynaklandığını söylemiştir. Biz meseleyi daha iyi anlamak için şöyle yapabiliriz, Peygamber Efendimize bir gün niye pazartesi oruç tutulduğu soruluyor. Efendimiz de ‘Ben pazartesi doğdum, Kur’an’da pazartesi doğdu’ diye cevap veriyor. Bir ay boyunca biz de oruçla Kur’a-ı Kerim’in doğumuna şükrediyoruz. Allah Resulu (as) buyuruyor ki, “Ramazan ayı öyle bir aydır ki bu ayda Allah şeytanların azgın olanlarını bağlar ve cennet kapılarını ardına kadar açar.” Yani bu ay cennetin kazanılacağı bir aydır. Ramazan bir muhasebe, ibadet, hayır, cihat ayıdır.

“RAMAZAN’A YAKIŞAN ŞEKİLDE KARŞILIK VERMİYORUZ”

Ramazan ayının bereketinden yeterince faydalanabiliyor muyuz?

Ramazan’a yakışan bir şekilde karşılık verdiğimizi söyleyemeyiz. Biz en güzel numuneler olan sahabenin hayatına baktığımız zaman bambaşka bir Ramazan görüyoruz. Mesela onların dünyasında Ramazan, Ramazan ayında başlamaz, Recep ayında başlar. Recep ayı, bizi Ramazan’a hazırlamak için Allah tarafından bahşedilmiştir. Sahabeden baktığımız zaman, Recep ayına kadar ibadet var, gece namazı var, bütün güzellikler var ama Rasullah’tan öğrendikleri ile Recep ayında kulluklarında, sevgilerinde artış hissediyorlar. Bunu kendi hayatımızda bir bakalım, bizde artış mı var? İlk gün teravih namazında cami dolu, caminin bahçesi de dolu, bahçede bile yer yok. İkinci gün bahçenin yarısı boşalmış. Üçüncü gün bahçe tamamen bitmiş vaziyette, artık herkes içerde. Dördüncü gün cami içerisinde saflar gözle sayılır hale gelmiş vaziyette. Ramazan ortasında cemaatin ne kadar azalacağını varın siz düşünün. Sadece teravih namazından anlayabiliriz bizde Ramazan’ın ne manada olduğunu. Kadir Gecesi’nde de camilerimiz dolacak, sonra maalesef azalacak. Ramazanı yeniden öğrenmeliyiz. Efendimiz (sav) ve sahabenin hayatına bakarak, bizde öyle olmak için gayret göstermeliyiz.

“BELEDİYELERİMİZ, STK’LAR BU SEKÜLERLEŞMENİN PENÇESİNE KAPILMIŞ VAZİYETTELER”

Ramazan, eğlence ayı gibi algılanmaya başladı. Bu kutsal ayda sekülerleşme oldu mu sizce?

Modern çağda yaşayan insanın ne yazık ki ibadetlerin içini boşaltma gibi bir hastalık var. Belediyelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız da bu sekülerleşmenin pençesine kapılmış vaziyetteler. Ramazan’ın ruhuna uygun olmayan bazı adımlar atılıyor. Bu ay en başta ibadet ayıdır. İbadetin bir heyecanı, bir sevgisi olabilir. Yani Ramazan heyecanının sokaklarda, caddelerde olmasında bir beis yok. Sıkıntı şurada teravih vaktinde cazlı, sazlı işler yapılıyor. Kur’an okunurken, Kur’an sesine hürmet edilmiyorsa biz orada kaş yaparken göz çıkarmış oluruz. Osmanlı’nın son dönemlerinde Müslüman olmayan unsurlar insanları eğlendirmek için bu eğlenceleri uydurdular. Osmanlı’ya uygun, ait bir şey değil ki biz neden Osmanlı’ya geri dönüyoruz gibi tekrardan diriltelim? Bizim Ramazan’da ibadeti ve heyecanı kazanmamız, bundan bizi koparan her şeye karşı çıkmalıyız. Toplumumuzu daha ciddi bir şekilde uyarmamız ve şuurlandırmamız gerekiyor. Ramazan ile eğlence, tembellik, rehavet, uyku bir araya gelmeyecek kelimelerdir. Allah resulünün tuttuğu hiçbir oruçta bu kelimeler yok. Cenk var, cihat var. Peygamberin hayatında bunlar varken, ‘Ne yapalım yaza denk geldi, sahur erken oldu, iftar geç oldu’ dersek Ramazan’a aykırı davranmış oluruz.

“İSLAM COĞRAFYASINDA BİRLİK YOK, ÖZLEDİĞİMİZ İSLAM BİRLİĞİ YOK”

Bu yıl da Ramazan ayında Müslüman coğrafyalarda kan, gözyaşı ve saldırılar var. Bu saldırılar bir gelenek haline geldi gibi. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Doğru söylüyorsunuz maalesef acı bir gelenek. Uzun yıllardır böyle gidiyor, son 10 yılda arttı. Bu da ümmetin zilletini gösteriyor. Belki sayı itibariyle çoğuz, iki milyar diyoruz Müslüman nüfusuna. Ama istenilen bir seviyede değiliz. Allah resulü (sav), bugünleri resmediyor bize. Bir gün sahabe ile oturduğu mecliste, ‘Gün gelecek İslam’ın düşmanları, sizin düşmanlarınız, kâfirler aynen azgın kurtlar gibi, kurulmuş bir sofraya birbirlerini davet eder gibi sizi yemek için davete edecekler’ diyor. O anda sahabe sarsılıyor buna. ‘Ya Resullah niye? O gün biz sayıca az mı olacağız?’ diyor. ‘Hayır’ diyor Peygamber Efendimiz, ‘Bilakis sayıca çok olacaksınız. Ama sizi vehin kaplayacak’, sahabe hemen merakla soruyor vehnin ne olduğunu. Allah resulü söylüyor ‘Dünya sevgisi ve ölüm korkusu.’ Şuanda ümmeti kaplayan bu... Dünyavileşme hastalığı bizi sardı. Ölüm tefekkürü gibi şeyleri hayatımızdan çıkardığımız için böyle şeyleri yakalayamıyoruz ve düşman bizim acziyetimizden faydalanıyor. Coğrafyamızı kana bulunuyor. Çünkü İslam coğrafyasında birlik yok. Özlediğimiz İslam Birliği yok. Planlar üretemiyoruz. Dünyada yaşanan olaylarla alakalı Müslümanların söyleyeceği bir şey bile yok. Kâfir Körfez Savaşı’ndan sonra fark etti ve karar aldı ki artık Müslümanın karşısına kendisi çıkmıyor. Çünkü çıkınca Müslümanlar daha farklı bir tavır içine giriyor. Onun için de düşmanı bizim içimizden seçerek yolluyorlar. Böyle olunca işimiz daha da zor oluyor. Feraset ve basireti yeniden elde etmeliyiz. Allah’tan hakkıyla korkarsak iyiyi kötüden ayırmak olan Furkan özelliğini verir. Bunu yaparsak bazı şeyleri daha iyi anlayacağız.

“BİR AVUÇ MAYA OLSUN YETER”

Müslümanlara Ramazan ayı hakkında neler önerirsiniz? Ramazan’ı nasıl ihya etsinler, neler yapsınlar?

Ramazan büyük bir fırsat... Bu günleri iyi bir fırsata çevirelim ve ciddi bir muhasebe yapalım. Bu ümmet bu haldeyken bizim yapmamız gereken çok şey var. Bu sorumlulukları birine havale ederek kurtulamaz. Hesaba tek çekileceğiz. Bir avuç maya olabilecek zümre oluşsun. Bu zümre oluşursa o maya ümmeti Muhammedi mayalayacak, ümmet de insanlığı mayalayacak. Önce kendimizi sonra etrafımızı imar edeceğiz. Sizin aracılığınız ile tüm kardeşlerime dua eder, dua beklerim.

Millî Gazete

22 Haziran 2017 - Ramazan


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?