Allah, peygamberini elinde Kur‘an ile gönderdi. Kur‘an, kıyamete kadar yaşayacak bütün insanların iman etmeleri ve imanlarının içini doldurmaları için tek rehberdir. Kur‘an, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin yirmi üç yıllık görev süresinde tamamlandı ve bize emanet edildi.
Allah Teâlâ, Kur‘an‘ı peygamberine indirirken, peygamberini onun için tebliğ vasıtası olarak takdir buyurduğu gibi, Kur‘an‘ın onun üzerinden anlaşılmasını da murad etmiştir. Bu açıdan Kur‘an, kitapçıdan alınan bir kitap değil, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden öğrenilen bir kitaptır. Özellikle bu nokta çok önemlidir. Kitapçıdan alınma hali ashap için de mümkün olmamış, diğer Müslümanlar için de mümkün olmamıştır.
Kitapçıdan alınan Kur‘an‘la, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden alınan Kur‘an arasında en bariz fark, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin açıklayıcı kimliğinin olması veya olmamasıdır. Müslümanlar, peygamberlerine ihtiyaç hissetmeden, ellerine geçirdikleri bir Kur‘an‘la ne kadar Müslümanlık yaşayabilirler? Veya neden peygamberlerinin onlara Kur‘an‘ı öğretmesine gerek duymasınlar?
Bu soruların neyi irdelemek istediği ortadadır. Hadislerde de belirtildiği gibi, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin Kur‘an‘ı açıklamasına gerek olmayacağına dair bir fitne muhakkak çıkacaktır. Bu Kur‘an‘a saygıdan ve onu her şeyin üstünde tutmaktan kaynaklanmış olamaz. Aksine, kitapçıdan alınıp rahatlıkla okunan, üzerinde serbest yorum yapılabilen bir kitap nefisler için daha cazip olduğundan, şeytanın ipleri için ortam daha uygun olacağından tercih edilmektedir.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Kur‘an‘a açıklama getiren hadislerinin ortada olmaması, anlaşılmayan veya istenildiği gibi anlaşılması mümkün olan bir Kur‘an oluşturacağından sürekli gündeme getirilmiştir. Hadislerden tecrit edilmiş bir Kur‘an‘ı, biz düşünmüyor olabiliriz. Dinimiz üzerinde emelleri bulunanlar düşünmekte ve gereğini de yapmaktadırlar. Bu nedenle hadisler üzerinde yürütülen her türlü fitne, fesat; ümmetin içinden olmayan karalama, dışlama, küçültme hamleleri dikkatimizden kaçmamalıdır. Hedefi hadis olan, sünnet olan tenkitler, yorumlar samimi değildir.
Ebu Hureyre boşuna seçilmemiştir
Masum sorularla Ebu Hureyre isminin çürütülmesine uğraştılar. Dış etkilerin öne sürdüğü, ilmî kılıklı sorular ve endişeler bu sahabeye olan güveni sarsmaya çalıştı. Basit menfaatler uğruna Ebu Hureyre‘nin hadis uydurduğunu iddia ettiler. Aslında Ebu Hureyre‘den intikam alıyor gibi görünseler de asıl intikamları Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadislerindendir. Çünkü hadisler, Müslümanlar arasında bulunduğu sürece Kur‘an‘ın istedikleri gibi şekillendirilmesi mümkün olamayacaktır. Allah Teâlâ kitabı Kur‘an‘ı koruma yollarından biri olarak peygamberinin sünnetini takdir buyurmuştur. O sünnet sayesinde Kur‘an, anlaşılması güç bir kitap olmaktan çıkmış, kalplerde kök salmıştır. Ebu Hureyre ismi gevşetildikten sonra ise Kur‘an‘a müdahale onların vehmine göre daha kolay olacaktır.
Bir düşünebiliyor musunuz:
Asırlardan beri Müslümanların temel din kaynaklarından biri olan Buhari‘nin bir bölümü yok hükmüne giriyor. Müslim‘de yüzlerce hadis batıl sayılıyor.
Riyazussalihin, safsata kitabı haline geliyor.
Kim ne bekler böyle bir durumdan?
Neye esef ederiz; elimizdeki kaynakların boşa gitmesine mi bizden önce gelen milyarlarca Müslüman‘ın sahih bildikleri ve ona göre ibadet edip Rablerine gittikleri bilgi kaynağının bir gecede batıl hükmüne girmesine mi?
Ne o ne bu kabul edilir şeyler değildir. Ebu Hureyre ile oynanırken, oynanan Ebu Hureyre değildir. Asıl oynanmak istenen dinimizdir.
Ortada bir sorun yok
Ebu Hureyre‘nin ağzından rivayet edilen hadislerin, gerçekten Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme ait olup olmadığı konusunda bu ümmet asırlar süren bir emek sarf etmiş ve doğruyu eğriden, şüpheliyi kesinden ayırmıştır. Körü körüne kimsenin sözüne itimat edilmiş değildir. Elhamdülillah, bizim elimizdeki hadis kültürü, kalbimizin en derinliklerinden gelen bir itimatla sarıldığımız bilgi kaynağımızdır. Müminler olarak bizim açımızdan ortada bir endişe yoktur. Başkalarının da bizi merak etmesine ne gerek vardır?
Şaşılacak ne var?
Ebu Hureyre radıyallahu anhın çok hadis rivayet etmesine şaşıyorlar da bunun için itiraz ediyorlarsa bu da doğru değildir. Ebu Hureyre‘ye Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin dua ettiğini, o duanın bereketiyle de ezberinin güçlü olduğunu biliyoruz. Böyle olmadığını varsaysak bile ortada olmaz denebilecek bir şey yoktur. Ebu Hureyre radıyallahu anhın bize nakledilen hadisleri beş binden fazladır.
Beş bin hadisin ezberlenmesi halinde beyinde işgal edeceği yer, bir hafızın Kur‘an‘ı ezberlediğinde beyninde Kur‘an‘ın işgal edeceği yer kadar bile değildir. Küçücük çocuklar bile Kur‘an‘ı baştan sona ezberleyebilmektedirler. Hatta farklı rivayetleriyle Kur‘an‘ı ezberleyenler vardır. Bu neredeyse iki, üç katıyla Kur‘an‘ı ezberlemek anlamına gelir.
Ebu Hureyre‘nin rivayet ettiği bütün hadislerin toplam hacmi bir Buhari kadar bile etmemektedir. Bundan önceki asırlarda binlerce Müslüman, Buhari ve Buhari gibi onlarca hadis kitabını ezberlemişlerdir. Buhari, sahabi olmadığı halde, Ebu Hureyre‘nin onlarca katı hadis ezberlemişti. Günümüzde bile Ebu Hureyre‘den kat kat fazla hadis ezberleyen genç müminler vardır. Ebu Hureyre gibi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sohbetinde bulunup, ondan dua almış birinin o kadar hadisi ezberlemesinde garipsenecek hiçbir durum yoktur.
Garipsenecek bir şey varsa, hangi oyunun neden oynandığını anlamayan Müslümanlarda olsa gerek.
Ebu Hureyre düşmanlarının haset ettikleri Ebu Hureyre‘nin ezber gücü müdür yoksa hadislerin sahibine mi haset ediyorlar? Merakımız oldukça derindir.
Ebu Hureyre (ra)
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ashabı arasında en çok hadis rivayet eden Ebu Hureyre (ra)‘dır. Binlerce hadis, onun ağzından bize nakledilmiştir. Bu hadisler, enbiyaya ait bilgiden, taharete, namaza, oruca, siyasete, sirete varıncaya kadar pek çok konuyu ihtiva eder. Herhangi bir hadis kitabının bölümlerinden birinin Ebu Hureyre olmadan bitirilmesi neredeyse mümkün değildir.
Hadis ilmi açısından önem ifade eden hadis rivayetinde sıhhat ve zayıflık değerlendirmelerine göre de Ebu Hureyre her yerde vardır. En sahih hadis kitaplarının başında bulunan Buhari‘de, Müslim‘de Ebu Hureyre radıyallahu anh vardır. Zayıf hadis kitaplarında da vardır şüphesiz.
Ebu Hureyre, önümüzdeki hadis külliyatının temellerinden biridir. Hatta en büyük temelidir de. Sekiz yüz civarında hadis talebesi vardır. Elli yıla yakın bir zaman Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadislerini insanlara öğreterek yaşamıştır. İnsanlar ondan peygamberlerini, kitaplarını öğrenmişlerdir. Ashabı kiram bile onun bilgisine hayranlıklarını gizlememiş, gerektiğinde ondan öğrenmişlerdir.




