Taha Kıvanç, Yeni Şafak‘daki ‘İki klozet için dünyayı başınıza yıkarlar‘ başlıklı yazısında basınımızın geçmişte neler yaptığı ile ilgili örneklere yer vermiş. O‘na göre bozukluk basının genlerinde:

Okurların çoğu genç, yaşı müsait olanlar da çabuk unutuyor; bu sebeple "Basın Süleyman Demirel‘e kök söktürmüştü" cümlesiyle sarsılabilirler... Evet, ‘Çoban Sülü‘ diye sempatik gösterecek yazı dizileriyle bir ‘basın ürünü‘ olarak siyasete soktukları Demirel‘le de takışmış, hiçbir ölçü tanımayan yayınlarıyla iffet ve namusuna bile dil uzatmışlardı.

(...) Simavi Biraderler‘in büyüğü tarafından yayımlanmakta olan ‘Günaydın‘ gazetesi birkaç ufak-tefek işini hallettirmekte zorlandığında "Ülkede gerçek güç kimmiş, öğrensinler bakalım" mücadelesini başlatmıştı iktidara ve Demirel‘in şahsına karşı...

Ufak-tefek işlerden biri, Hasan Cemal‘e göre, Haldun Simavi‘nin evi için satın aldığı iki klozetin gümrükte takılı kalması, teslim almak için yapılan bütün girişimlerin boşa çıkmasıydı... İki klozet yüzünden hükümet devirmeye kalkan bir basındır bizimki...

Muammer Kaylan, ‘Kemalistler‘ kitabında çocuklarının İngiliz mürebbiyesinin de bu işe âlet edildiğinden söz ediyor; savaşın bir yerinde ‘İngiliz casusu‘ olduğunu ileri sürerek mürebbiyeyi Demirel‘in sınırdışı ettirdiğini yazıyor. Başka bazı kaynaklarda ise, savaşın bir sebebi olarak gösteriliyor İngiliz mürebbiye; ülkeye turist vizesiyle giren mürebbiyeye çalışma izni verilmediği için açılmış savaş...

Gümrüğe takılan iki klozet ile bir mürebbiye yüzünden Türkiye‘nin bütün dengelerini sarsmaya koyulmuştu Simavi Biraderler... Biri Günaydın‘da Demirel‘i ve ailesini doğrudan hedef alan yayınlar yapıyor, diğeri ise Hürriyet‘te seçimden daha yeni muzaffer çıkmış başbakana istifa çağrısı yapan başyazılar yayımlıyordu.

(...) Sonra? Sonrasını Hasan Cemal anlatsın: "Simavi ve Günaydın Gazetesi bu olaydan sonra tutumunu giderek sertleştirdi. Gazetenin her yeni sayısında Demirel hakkında yeni bir iddia ve yolsuzluk haberi gündeme taşınıyordu. (..) Süleyman Demirel başkanlığındaki hükümet tüm bu iddialar karşısında fazla direnemedi ve Demirel kabinesi 11 Şubat 1970 yılında daha 4 ayını doldurmamışken düşürüldü. Klozetle başlayan muhalefet, hükümetin düşürülmesine kadar varmıştı. Bazı iddialara göre bu anlaşmazlık Türkiye‘yi 12 Mart muhtırasına da götürdü."

"Bizim basının genleri böyle" diyorum da inanmıyorsunuz."

(Taha Kıvanç / Yenİ Şafak)

Muhabir: Haber Merkezi