Reklamı Kapat

Gezmek

Gezmek

Gezmek dolayısıyla görmek, öğrenmek, ibret almaktır; bu sebeple gezmek, gezebilmek gerçekten çok güzel... Zaten insan devinim özelliğine sahip bir şekilde yaratılmıştır. Hiç durmayacaksın, hep hareket halinde olacaksın. Öyle bir yürüyeceksin ki, millet yürüyecek arkandan...

Hareket halinde olmanın en önemli özelliği hiç kuşkusuz başkalarına muhtaç olmamak için çalışmaktır. Çalışmanın en önemli şartı rızıktır. Öncelikle rızkını arayacaksın. Aramak için hareket edeceksin. Hareket ettikçe rızık bulacaksın, buldukça da şükredeceksin.

Hiçbir şey durarak, oturarak, yatarak bulunmuyor, kazanılmıyor. Kaybettiğin şeyi bile hareket ederek arayacaksın ki bulabilesin. Düşünmek en büyük harekettir, çünkü insan otururken, yatarken, dururken bile müthiş bir devinimi yaşıyor düşünebilmesi sayesinde...

Zihin hep hareket halinde... Bedenin zihne yetişmesi mümkün değil zaten. Fakat devinimsel omurgayı oluşturan zihin, bedeni de harekete geçiriyor, boş durmaması gerektiğini söylüyor ona... Merak sâikiyle ayaklarını vücudunun, vücudunu zihninin hizmetine veriyor. Öyle motive ediyor ki yorulduğunu söylemesine dahi fırsat vermiyor.

"Gezen mi çok bilir, okuyan mı?" deniyor ya, aslında gezen okuyandır, okuyan da gezen... Okudukça geziyorsunuz, okudukça dünyaları dolaşıyorsunuz. Gezmek okumanın mobil hale gelmesidir. Sayfalarca anlatılacak bir şeyi görerek kısa sürede öğreniyoruz, başka bir ifade ile görmek öğrenmeyi kolaylaştırıyor.

"Bal yiyen baldan usanır" demiş atalarımız, boşuna dememişler. Okumak insan için yemek içmek gibi en tabii bir harekettir. Okudukça kitapla dost oluyor, onunla dilleşiyoruz. Onunla düşünüyor, onunla öğreniyor, hatta onunla eğleniyor ve hüzünleniyoruz. Allah ilk insana boşuna vermedi kitabı... Kitap her dönemde insanın kılavuzudur.

Kitap bize "çık dışarı, dolaş, çevreyi seyret" diyor. Kitabın dediğini dinleyeceğiz. Dinleyeceğiz ki kitabı daha iyi anlayabilelim. Hiç kuşkusuz kitabın görsel malzemesi tabiattır. Tabiata kitaptan gitmek, kitabın kılavuzluğunda tabiatı okumak, tabiatı daha anlaşılır kılacaktır. Yoksa bakar dururuz, trene bakar gibi... Kitabın gözlüğünden bakarsak görürüz görülmesi gerekeni...

Gezmeyi tahrik eden yaz mevsimindeyiz. Tabiat gel diyor, davet ediyor kendine... Kitap git diyor, tabiata git diyor. Her ikisini de dinlemek gerekir. Hem okumak hem gezmek, gezerken görmek, görürken anlamak, anladıkça heyecan duymak, heyecan duydukça ötelere geçmek gerek...

Görünende kalmak, kavanozu dışarıdan yalamaktan farksızdır. Kavanozu açıp, balı kaşıklamak gerekir. Balın yangınından şikâyet etmeden, balı bal olarak yiyip, "yanarsa yansın" demek balı ballaştırır.

Hayatı ballandırmak, hayatı bal eylemektir insan için... Yoksa "yandım Allah" deyip sürahi dolusu suyu içip balonu şişirmek bal yemek değildir.

Leylâ Leylâ deyip yollara düşüp leylâlaşmak, leylâyı istemek, leylâyı sevmek değildir. Leylâ‘da leylâyı bulmak, Leylâ‘ya dost olmaktır...

"Ballar balını buldum kovanım yağma olsun" diyebilmektir leylâya yâr olmak... Mecnun dere tepe aştı gezdi, dolaştı. Çöllerde kavruldu. Aç susuz kaldı, şikâyet etmedi, aramaya devam etti.

Tam da Leylâ‘yı bulmuşken, Leylâ‘ya kavuşmak üzereyken, elini tutacak kadar ona yaklaşmışken, Leylâ‘nın bir sembol olduğunu gördü. Leylâ‘nın leylâsını aramaya devam dedi.

Gezmek bakmak değildir, gezmek görmektir. Gezmek görünendeki görünmeyeni fark etmektir...

Binlerce hatta milyonlarca insan geziyor, dolaşıyor. Bunların içinde görenler var görmeyenler var. Görenler görmeyenleri, görmeyenler görenleri görmüyor. Görmeyenlerce gördükleri sadece birer görsel malzemedir, daha ötesi değil...

Görenler için gördüğü şeyler, okunması, hazmedilmesi gereken birer kitaptır. Sadece fotoğraf çekmek değildir gezmek, gezmek görmektir... Görmek, çekilen fotoğrafı canlandırabilmektir İsa nefesiyle... Fotoğrafın ruhunu eliyle tutuyormuş gibi yakalayabilmektir gezmek...

Söz gelimi matematik rakamlardan ibaret değildir, matematik kâinatın dilidir. Kimi, rakamlarla ömür tüketirken, kimi de rakamları gizlilik hazinesinin şifreleri olarak görür.

Görünenden görünmeyene geçemeyip görünen rakamları matematik zannetmek, matematiği anlamamaktır. Matematiği rakamların dansı zannedenlerin yaptığı, tulumlara dans ettirmekten başka bir şey değildir. Mevlânâ‘nın aşk ile yaptığı semâ ile bugünkü rakkaseleri birbirine karıştırmamak gerekir.

Gezmek evrenin dilini okumaya ve anlamaya çalışmanın başka bir ifadesidir, yani gezmek okumaktır.

05 Eyl 2009 - 23:40 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?