Reklamı Kapat

DTP açılımdan yana mı

DTP açılımdan yana mı?

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk‘ün açılım için sivil toplum kuruluşlarını ziyarete başladığı günlerde "DTP açılımdan yana mı?" sorusu insana biraz ters gelebilir. Hemen belirteyim ki bu başlığı atmadan önce üzerinde epeyce düşündüm ve öyle attım. Demek istediğim o ki, yazılmış bir yazıya başlık atmış değilim. Önce konuyu ve başlığı tespit ettim sonra yazıya başladım.

Peki böyle bir soru nereden çıktı?

Bu köşede çeşitli defalar DTP sözcülerinin açıklamalarına dikkat çektim. Özellikle İmralı‘yı muhatap olarak göstermeleri, zaman zaman gerilla dediklei terör örgütü ile Türk Silahlı Kuvvetlerini aynı kefeye koymalarının açılımı açılmadan kapanmaya itecek bir davranış olarak gördüğümü ifade ettim. İktidar DTP‘yi halkın oyları ile Meclis‘e gelmiş bir siyasi parti olarak görüyor. Bunun içinde demokratik açılımın içinde yer almasını istiyor. İşin doğrusu da budur. Ancak, aynı partinin sözcüleri yaptıkları açıklamalarda terör örgütü ile TSK‘yı aynı kefeye koydukları sürece bu ülkede ne açılım gerçekleşir nede terör sona erer. Bu bakımdan DTP‘nin sivil toplum örgütlerini ziyaretinin arkasından Ahmet Türk‘ün söyledikleri açılımdan yana olanları hem tedirgin eder hem de sanki DTP açılımdan yanaymış gibi görünürken açılımın önünü kesmeye çalışır bir politika izlediği düşüncesi kafalarda oluşur.

Söz gelimi Ahmet Türk‘ün Mazlum-Der ve İHD‘yi ziyaretinde söyledikleri dikkat çekicidir. Gerçi Ahmet Türk‘ün söyledikleri ilk defa dile getiriliyor değildir. Diğer DTP sözcüleri de ısrarla benzer cümleleri kullanıyorlar. Nedir ısrarla tekrarlanan görüş onu önce aktaralım:

"Her yaşanan olaydan, her yaşamını yitiren insan için büyük acı duyuyoruz. Ama biz başından beri hep şunu söyledik, operasyonlar durmadığı müddetçe buna benzer şeylerin yaşanacağını görmemiz gerekir."

Bu sözlerin üstü ve altıda var elbette. Ancak, tüm söylenenlerin özü bu. Yani DTP sözcüleri TSK‘nin operasyonlara son vermesini, yani silah bırakmasını istiyorlar. Terör örgütünün ancak TSK silah bıraktıktan sonra silah bırakacağını ifade ediyorlar. Bu sözlerden bizim anladığımız bu... Bize göre terör örgütü, DTP‘lilere göre gerillanın eylemlere son vermesini TSK‘nin operasyonları durdurmasına bağlamanın ardındaki amaç ise terör örgütünün TSK‘yı pes ettirdiği görüntüsünün çıkmasını sağlamak. Öte yandan iktidar sözcüleri ise terör örgütünün tüm silahlarını bırakmasını, bunun ardından dağdan ineceklere bir takım kolaylıkların sağlanacağını ifade ediyorlar.

Bu karşılıklı çağrıların doğruluğu ya da yanlışlığı üzerinde duracak değilim. Ancak, görünen o ki, DTP taraftır. Tarafını açıkça ifadeden de çekinmemektedir. Bu bakımdan DTP aracılığı ile terörün sona ermesini beklemek Türkiye gerçekleri ile bağdaşmaz. Çünkü, terör örgütü silah bırakmadan TSK‘nın silah bırakmasını istemek ve beklemek yanlıştır. Şu noktada terörün sona ermesini DTP gerçekten istiyorsa TSK‘yı silah bırakmaya zorlamak ve önde çağrılarda bulunmak yerine terör örgütünü silah bırakmaya zorlamalıdır. Ancak, görünen o ki hem DTP sözcüleri öyle bir tavır sergilemeye taraftar değillerdir hem de kendilerinde terör örgütünü silah bırakmaya zorlayacak gücü görmemektedirler.

Hemen belirteyim ki tüm bu değerlendirmelerimde yanılmayı çok isterim. Ancak, ısrarla operasyonlar durmadığı sürece terör eylemlerinin durmayacağını tekrarlamanın başka bir anlamı olamaz.

Terör olayları durmadığı sürece de açılımın gerçekleşmesi söz konusu olamaz. Çünkü,  gerçekten iyi niyetlerle terörü son erdirmek için bir açılım gerçekleştirmeye çalışanların işini terör olayları zorlaştırır, hatta imkansız hale getirir. Bugün açılımdan yana olanlar da bir süre sonra karşı tarafa geçebilirler. Bu noktada DTP gerçekten barış istiyorsa TSK‘nın teslim olması şeklinde yorumlanabilecek bir teklifi gündemlerinden çıkarmaları gerekiyor. Yok eğer iradeleri buna yetmiyorsa ortada barış taraftarı gibi dolanmalarının bir anlamı yoktur. Çünkü, her gün gelen şehit cenazeleri gelmeye devam ederken halkımız artık siyasi numaraları istemiyor. Samimi tavır bekliyor.

12 Eyl 2009 - 05:38 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?