Reklamı Kapat

21. Yüzyıl denizinde Türkiye nasıl yüzecek

21. Yüzyıl denizinde Türkiye nasıl yüzecek

Türkiye 21. yüzyılın en kilit ülkelerinden biri; sahip olduğu jeopolitik konum, atılım yapabilme gücü, dinamik insan kaynağı ve kültürel birikimi ülkemize çok boyutlu yeni dünya düzeninde etkin bir yer edinebilme imkanı sunuyor.

Ama Türkiye‘nin bu imkanı iyi kullanıp kullanamayacağı, böylesine önemli bir fırsatı yeterince değerlendirebileceği şüpheli...

Çünkü 21. yüzyılda etkin bir "Dünya Devleti" olabilmenin birinci şartı, kendi içinizdeki sorunları çözebilmekten, birlik ve beraberliğinizi sağlayabilmekten, toplumu aynı hedefe yönlendirebilmekten geçiyor.

Türkiye ne yazık ki bunu başaramıyor.

Ekonomiden eğitime, siyasetten sosyal hayata kadar pek çok alandaki sorunlarımızı çözme konusunda toplumsal bir irade ortaya koyamıyoruz. Bir ve beraber olamıyoruz; iktidardan muhalefete, sivil toplum örgütlerinden aydınlara kadar toplumun tüm güç odakları ortak çıkarlarımız etrafında toplanamıyoruz.

"Ortak Akıl" ile hareket edemiyoruz, farklılıklara tahammül gösteremiyoruz, kendi fikrimiz dışındaki düşüncelere kapı aralayamıyoruz. Eleştiri yerine tartışıyoruz, kavga ediyoruz. Doğrusunu göstermek yerine tahrip etmeyi tercih ediyoruz. Yapıcı değil, yıkıcı hareket ediyoruz.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç‘ın bu konudaki tespitleri son derece önemli... Yüksek Mahkeme Başkanı olarak son günlerde gündeme gelen "Demokratik açılım" konusu üzerinden verdiği şu mesajları tüm siyasiler dikkatle okumalı: "Türkiye‘nin bence terörden daha beter bir sorunu var, o da diyalogsuzluk. Yüz yüze, göz göze gelip konuşmayı beceremeyenler hangi sorunu çözebilirler? Hiçbir konuda aynı düşünmek zorunda değiliz, fakat bu durum daha baştan kapıları birbirimizin yüzüne kapatmamızı gerektirmez. Siyasi aktörler mevcut pozisyonlarını milim değiştirmeseler de bir araya gelip konuşmayı becermek zorundalar. Birbirinin üzerine kapıları daha baştan kapatan, atılan her adımı "ihanet" olarak değerlendiren, dolayısıyla kin ve nefret üreten iktidar, muhalefet, yargı, medya hangi sorunu, nasıl çözebilir?"

Türkiye‘nin siyasal kültürünün en önemli eksikliği farklı düşüncelere tahammülsüzlük ve başkasının fikrini sormama, dinlememe, önemsememe, her şeyi kendisinin en iyi bildiğini sanma hastalığıdır.

Siyasal aktörler bu hastalığı kendileri tedavi edemiyorlar. Bir araya gelip konuşamıyorlar, ortak bir anlaşma zemini bulamıyorlar. Ancak Türkiye‘nin zamanının, enerjisinin ve çok önemli fırsatların anlamsız tartışmalara kurban edilmesini seyretmek de doğru değil.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, Cumhurbaşkanının bu aşamada mutlaka devriye girmesi gerektiğine işaret ediyor: "Zaman zaman siyasi liderlerin ayaküstü iki dakikalığına bile olsa bir araya gelmeleri toplumda çok olumlu yankılanıyor, tansiyon düşüyor. Bunu sık sık yapmak niye bu kadar zor? Bu noktada Cumhurbaşkanımıza çok büyük görev düşüyor. Uyuşmazlıkların çözümü, koordinasyonun sağlanması Cumhurbaşkanlarının anayasal görevi... Türkiye‘de maalesef ortak çözüm üretebilecek mekanizmalar iyi işlemiyor. Bu da farklılıkların giderek ayrışmasına, önyargı, öfke ve nefretin büyümesine yol açıyor..."

Sorunlarımızı konuşamazsak, birbirimizi anlayamazsak, ele ele veremezsek, herkesi kendimiz gibi düşünmeye zorlamayı bırakmazsak; ülke olarak gücümüzü yitiririz, zayıflarız, kardeşlik bağlarımız kopar, millet olma bilincimiz kaybolur.

İktidarından muhalefetine, yargısından medyasına, sivil toplum örgütünden toplumun diğer tüm güç odaklarına kadar herkesin, ülkemizin karşı karşıya olduğu bu kritik sürecin farkında olması ve çözümü için üzerine düşen görevi mutlaka yerine getirmesi gerekir.

Türkiye sırtındaki bu kamburla 21. yüzyıl denizinin derinliklerinde uzun süre kulaç atamaz, her an oksijensiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.

16 Eyl 2009 - 23:10 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?