Reklamı Kapat

Hikâyeler

Hikâyeler

"Sen Türkiye‘nin casusu musun?"

Mehmet Emin Er Hoca Efendi anlatıyor: "Suriye‘de tahsil görürken, Şeyh Muhammed Sıddık‘ı ziyarete gidiyordum. Yolda bir Suriye jandarması ile karşılaştım. Benim yabancı olduğumu anladı. Üstümü arayınca Türkiye Cumhuriyeti Nüfus Cüzdanını gördü.

"Pasaportun yok, kaçak gelmişsin" deyip beni karakola götürdü. Oradan da askerler beni Kamışlı‘ya götürdüler. Kamışlı‘da İngilizleri temsil eden ve müsteşar denilen bir İngiliz askeri amir vardı. Beni onun özel karakolunda nezarete attılar. Benden önce o nezarette atılmış olan bir İranlı ile kol kola bağladılar.

Namaz vakti kolumuzu çözmedikleri için oturarak namaz kılıyordum. Zaman zaman müsteşar, belinde tabancasıyla gelir benim ifademi alırdı. Askerler beni iyi korkutuyorlardı:

-Senin casus olduğunu tespit ederse hapis değil, hemen belindeki tabanca ile seni vurur öldürür, diyorlardı.

Neye niyet neye kısmet... Şeyh efendiyi ziyaret edelim derken kendimizi, tehlikeli bir ithamla hapiste, zor şartlarda bulduk. Ama sabırdan başka çare yoktu...

Hapiste beni kendi işleri için de çalıştırırlardı. Kendilerine su lazım olduğu zaman kolumu çözer, elime iki tenekeyi verirlerdi. Süngülü bir jandarma nezaretinde çeşmeden su getirirdim.

Gider gelirken, işgalci İngiliz askerlerinin besledikleri domuzlarla karşılaşırdım.

Okuduğum yer olan Amud‘da hakkımda tahkikat yaptılar. Bu tahkikat esnasında beni sordukları kişiler, korkularından benim kim olduğumu bilmediklerini, sadece gelip ders okuyup gittiğimi söylemekle yetinmişler. Netice olarak bu tahkikatlarından casus olmadığım kanaatine varınca beni mahkeme yolu ile hapishaneye gönderdiler.

Mahkemeye gittiğimde iki hâkim vardı. Birisi Müslüman diğeri de Hıristiyan‘dı. Müslüman olanın ismi Halit, Hıristiyan olanın ismi ise Anton idi. Masalarının üzerinde bir Kur‘ân bir de İncil vardı. Hıristiyan olan Hâkim İngiliz idi. O beni ifadeye çekti. Okumaya geldiğimi, okuduğum kitapları, ziyarete giderken yakalandığımı... Ona anlatınca gerçekten talebe olduğuma kanaat getirdi.

Bana: eğer kefil getirirsen seni hapisten bırakırım. Mahkeme zamanı mahkemeye gelirsin, dedi. Ben de: Burada kimseyi tanımıyorum. Okuduğum şehir olsaydı belki getirebilirdim, dedim. Bunun üzerine bana: Madem talebesin seni kefilsiz bıraksam mahkeme zamanı gelir misin?" dedi. Ben de: Beni tanımadığın halde bana emniyet ederek serbest bırakacağın için, öleceğimi de bilsem mahkeme zamanı geleceğim, dedim.

Bunun üzerine Anton beni serbest bıraktı.  Ben de doğruca Amud‘da okuduğum medreseye döndüm. O zaman Amud küçük bir nahiye idi. Beni görenler, nasıl öldürülmeyip serbest bırakıldığıma ve tekrar medreseye gelebildiğime hayret ettiler. Bütün olanları onlara anlattıktan sonra bana dediler ki: İyi işte serbest bırakıldın. Geçmiş olsun. Artık bir daha mahkemeye gitmezsin. Ne kefilin var, ne adresin belli, ne de bu memleketlisin. Niçin gidersin ki? Seni bulamazlar.

Benim kararım kesindi: Ne pahasına olursa olsun gideceğim, onlara söz verdim. Ben bir Müslüman olarak söz verdim. Hem de gitmezsem İslâm‘a bir leke olur. Diyecekler ki Müslümanların hali bu. Hoca olacak kişi yalan söyledi. Böyle bir töhmet istemiyorum. Onun için gideceğim.

Ve mahkeme günü Kamışlı‘ya gittim. Mahkeme kapısının dışında sıramı beklemeye başladım. O sırada müsteşar yerine gitmek için oradan geçti. Beni görünce doğruca hâkimin yanına gitti. Bir müddet sonra zil çalındı jandarmalar gelip beni götürdüler. Mahkemeye çıkarmadan, tekrar hapishaneye attılar. Hapishanede aylarca sıkıntı çektim ama bir Müslüman talebe olarak sözümde durmuş olduğum için içim rahattı. Daha sonra beraat etim."

19 Eyl 2009 - 21:25 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?