Reklamı Kapat

Yalnızlığı seviyorum

Yalnızlığı seviyorum

17 yaşındayım. Büyüklerim sürekli yalnızlığın kötü bir şey olduğundan bahsediyorlar. Ben ise onların aksine yalnızlığı çok seviyorum. Bu yüzden annemle aramda sık sık problem çıkıyor. Vaktin büyük bir kısmını evde yalnız geçirmek istiyorum ama  annem bunu istemiyor. Annemler dışarı çıktıklarında ben odamda yalnız kalmak istiyorum bana senin dengen bozulmuş diyor. Pek arkadaşım yoktur, ya ders çalışırım ya da yalnızlığa çekilir ve hayal kurarım. Arkadaşlarla vakit geçirmeyi biraz gereksiz görüyorum. Dışarı çıkıyoruz, geziyoruz, tozuyoruz,  yiyoruz içiyoruz eve geliyoruz . Oysa evde birkaç test çözsem biraz kitap okusam daha faydalı olur. Böyle düşündüğüm için pek arkadaşım yoktur ve bu yüzden de yalnızlığı seviyorum. Ama annem bunların bir sorun olduğunu düşünüyor ve beni sürekli eleştiriyor. Yaşadığım rahatsızlığı anneme nasıl anlatabilirim? Ona yalnızlığın ne kadar güzel bir şey olduğunu hangi cümlelerle ifade edebilirim? N. Ç

Yalnızlık bir yere kadar

Bu yaşlarda bahsettiğin türden durumlar görülebilir. Gençler zaman zaman yalnızlığa çekilmeyi kendileriyle baş başa kalmayı, renkli hayaller kurmayı  isteyebilirler. Ama bunun dışında vaktin çoğunu arkadaşlarıyla geçirmeyi tercih ederler. Bu yaşlarda arkadaşların büyük bir önemi vardır ve gençler aileleriyle paylaşamadıkları şeyleri dahi arkadaşlarıyla paylaşmayı isterler ve  onlarla birlikte vakit geçirmeyi arzu ederler.

Bütün bunları düşündüğümde bu kadar yalnız kalmanın bir zaman sonra seni sıkacağını ve rahatsızlık vereceğini  düşünüyorum. Ayrıca bazen yaşıtların gibi arkadaşlarınla vakit geçirmeni ve onlarla bir paylaşım içinde olmanı tavsiye ederim. Elbette derslerimize ailemize, evimize kendimize de vakit ayıracağız. Ama  mevcut  kombinazyonun  içinde arkadaşlarınızın da önemli bir yeri olmalıdır. Sana kendin için bir program hazırlamanı tavsiye ederim. Burada ders çalışma saatlerini evde ve arkadaşlarınla geçireceğin vakitleri  programa alarak hayatını yeniden düzenleyebilirsin. Yalnızlığa zaman zaman  her birimiz ihtiyaç duyarız. Ama bu sürekli hale geldiğinde bizim hayatla uyumumuzu bozabilir ve çeşitli sorunlar yaşayabiliriz. Bunun için anneni dinlemeni,  yaşadığın bir sorunun varsa annenle istişare etmeni ve arkadaşlarınla da vakit geçirmeni  tavsiye ederim.

Korkularım artıyor

Lise son sınıf öğrencisi bir genç kızım. Biraz özgürlüğüme düşkün olduğumdan okulda ciddi sorunlar yaşıyorum. Evde annem babam bana konuşma söz söyle hakkımın olduğunu öğrettiler ve ben böyle bir aile ortamında büyüdüm. Oysa okul çok daha  farklı... Burada söz söyleme konuşma hakkınız yok, kendinizi sürekli kasmak zorundasınız, öğretmen ne söylüyorsa doğru olarak kabul etmelisiniz... Bu bana ters geldiği için zaman zaman düşüncelerimi ifade ediyorum ama bu durum öğretmenlerim tarafından kabul edilmediğinden hep beraber beni eleştirmeye başlıyorlar. Açıkçası okumayı çok seven bir öğrenci olduğum halde öğretmenlerin bu tutumları yüzünden okuldan soğudum ve okul deyince korkularım artıyor. Burada kendini hapsedilmiş bir mahkum gibi hissediyorum. Söz söyleme hakkım yok, itiraz etme hakkım yok, üretebilme alanım sınırlı... Ben bir genç olarak okullarda bizlere düşüncelerimizi ifade etme haklarımızın verilmesini istiyorum... Okulların açılmasına az kaldı yine korkularım artmaya başladı. Gerçi bir yılım kaldı ama bu bir yılı nasıl atlatacağımı bilemiyorum. İnsan sevmediği ortamlarda uzun süreli kalamıyor bunalıyor hemen çıkmak istiyor. Bir yıl daha tahammül edebilmek için neler yapabilirim? R. S

Konuşma hakkınız olmalı

Klasik eğitim anlayışında, öğretmen konuşur, bilgi aktarımı yapar, öğrenciyi yönlendirir ama öğrencinin kendini ifade etme, hakkı yoktur aksine o aktif bir alıcıdır. Bu öteden beri katılmadığımız bir uygulamadır  ve artık değişen hayat şartlarına uygun olacak şekilde eğitim sistemlerimizde de bazı değişimlerin olması gerektiğini yönündeki fikirlerimizi ifade ediyoruz. Eğitim sürecinde, fikirlerini ifade etme, yeni fikirler ortaya koyma, katılmadığın tasvip etmediğin durumları dile getirme hakkına sahip olmalısın... Bu noktada sana katılıyorum. Ama sanıyorum eğitim sisteminde de yeni yeni değişim yapma ihtiyacı üzerinde durulacak ve bir sonraki nesiller bu değişimden faydalanacaklardır. Bunun için umutvar olabilirsin.

Okul içinde kendini ifade edemediğini yeterince duygu ve düşüncelerini belirtemediğini ve sıkıldığını belirtiyorsun. Öncelikle eğitim sürecinde bu durumun doğal bir şey olduğunu kabul edip, kendini derslerine vermeye çalış derim. Paylaşmak istediğin konuları, katılmadığın yanlış bulduğun durumları arkadaşlarınla paylaşabilir ya da okulunuzun rehber öğretmeniye konuşabilirsin. Ama ağırlıklı olarak enerjini derslerine harcamanı tavsiye ederim. Üç yıllık lise hayatın nasıl geçirdiysen bir yılı da öyle geçirebilirsin rahat ol. Bu yıl üstelik üniversiteye gideceksin seçeceğin bölüme odaklanabilir ve bu alanda çalışmalarını arttırabilirsin. İtiraz etmenin, okuldaki katılmadığın tasvip etmediğini durumları ortaya koymanın bir şeye faydası olmayacağına göre, şu anda bu konular üzerine yoğunlaşmaktan uzak kal ve derslerine ağırlık ver. Ama ben sana katılıyıyorum ve ayrıca bu önerinin dikkate alınmasını diliyorum. Elbette senin de edep ve hak hukuk çerçevesinde duygu ve düşüncelerini söyleme, kendini ifade etmek hakkın var olmalı da...

24 Eyl 2009 - 02:05 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?