Reklamı Kapat

Zekât almaktan çok, vermek makbuldür (II)

Zekât almaktan çok, vermek makbuldür (II)

Abdullah b. Ömer (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

"Yüksek el alçak elden hayırlıdır. Çünkü yüksek el infak edici yani verici, alçak el ise isteyici eldir." ( Buhârî, Zekat:18, 50; Müslim, Zekat:95, 96, 97, 106; Ebu Davud, Zekat:28; Tirmizi, Zühd:32, Kıyamet:39 ) buyurmakla bizim de veren bir ele sahip olmamızı tavsiye etmiştir. Gerçekten vermek almaktan çok zevklidir. Yoksul ve muhtaç bir insana yardım edip yüzünü güldürüp onu sevindirmek kadar yüksek bir manevi haz tasavvur edilebilir mi? ALLAH Teâlâ‘nın yolunda samimiyet ve ihlasla yapılan harcamaların en garantili ve verimli birer yatırım oldukları bilinmelidir. İnsan bu dünyada ne ekerse, âhirette onu biçer. İnsanoğlu bu dünyadan kefenden başka hiç bir şey götüremez.

Bundan dolayı daha hayırlı durumda bulunmak isteyen kimseler çalışıp kazanacaklar, veren el derecesine yükseleceklerdir. Bu sebeple zekât, fukarayı atıl ve miskin vaziyette bırakmaz, onlara çalışma ve kazanma şevki verir. Tarihin bazı dönemlerinde Müslüman zenginlerin zekât verecek fakir bulamadıkları bilinmektedir. Bu gün de herkes malının zekâtını tam olarak verecek olsa, toplumda fakir kalmayacağı muhakkaktır. Hem de malı veren ALLAH, zekâtı emreden ALLAH, bereket verecek olan ALLAH, her şeyin sahibi ALLAH‘tır. ALLAH Teâlâ‘nın verdiğini O‘nun istediği şekillerde harcamaktan çekinmek ise bir cimriliktir.

İslâm cemiyeti bir aile gibidir. Fakir fukara bu ailenin işçileri ve bakıma muhtaç ferdleri, zenginler de bu ailenin geçimini sağlamakla mükellef olan mali ve iktisadi işlerin sorumluları durumundadır. Tüccar, sanayici, iş adamı, zengin ve servet sahibi olan kişiler bir yandan yoksul ve düşkünlere bakmaktan, diğer yandan kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli mali kaynağı temin etmekten mesuldür.

Tasadduksuz olmaz

Ebu Musa el-Eş‘ari (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

" Her Müslümanın sadaka vermesi lazımdır" buyurdu. Ashâbı Kiram:

- Ya verecek bir şeyi yoksa? diye sorduklarında Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

" Çalışıp çabalar kendisi de faydalanır, başkalarına da verir." buyurdu.

- Çalışamaz veya çalışmazsa? Dediklerinde:

" Yandım ALLAH! diyen darda kalmışın imdâdına koşar." buyurdu.

Bunu da yapmazsa? Sorusuna:

" Hayrı teşvik eder ve emir bilmarûf yapar" cevabını verdi. Bunu da yapmayacak olursa diyenlere:

" Şerre engel olur, bu da onun sadakasıdır" buyurdu. ( Buhari, Edeb: 33, No: 5676, 5/2241; Müslim, Zekat: 16, No: 1008, 2/699 )

Karşılıksız vermek, amma illâ da vermek (infak ve tasadduk) İslâmla müesseseleşmiş bir anlayıştır. Herkes bir şeyler verecek ve böylece toplum hayatının âhenkli akışına katkı sağlayacaktır. İslâm cemiyetinde; infak, sadaka, verme, yardım, iyilik yapma gibi konularda verimkâr olmamak, kabul görmez. Vermek için servet sahibi olma şartı yoktur. Ne varsa ondan verilecektir. Esasen, önce verme niyeti taşınacak, vermenin bir vazife olduğu kabul edilecek. Sonra da verebilmenin çareleri aranacak, çaresizlik sergilenmeyecek ve muhakkak bir şekilde başkasına iyiliğimiz dokunacaktır.

24 Eyl 2009 - 21:45 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?