Meşhur öğrenci yanıtı

Meşhur öğrenci yanıtı

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu 2009-2010 eğitim öğretim döneminin başlaması dolayısıyla İstanbul 4.Levent‘teki İsmail Tarman İlköğretim Okulu‘nda törene katılıp öğrencilere ilk dersi verdi. İlk dersin konusu oldukça anlamlıydı: Ayrımcılık.

Ayrımcılıkla mücadeleye İlköğretim sıralarından başlanması da oldukça isabetli bir tercih. Zira insanları kategorilere ayırıp sınıflara tabi tutmanın tohumları hep çocuk yaşlarda atılmaktadır.

Demokratik açılım kapsamında etnik farklılıkları ayrışma sebebi değil memleket zenginliği olarak görebilecek genişliğe sahip bakış geliştirmiş kuşaklara ihtiyacımız var.

Ayrımcılık sürekli karşıtını üreterek varlığını sürdüren sistemlerin ürünüdür.

Resmi ideolojiler şekillendirip belli kalıplara sokmakta aciz kaldıkları bireyleri yanına yaklaştırmaz karşılarına alırlar.

Ötekileştirme aynı zamanda yalnızlaştırarak psikolojik cebri yöntemlerle adam etme tekniğidir.

Hizaya girmeyenler için her zaman ayrı zaviyelerde farklı bölmeler hazırda bekletilmektedir. Mevcut dizgeye itaat etmediğinizde bütünün bünyesinden kovulur bir anda gerici, çağdışı, mürteci konumuna itilirsiniz.

Muhabbet beslemekle alıp başını gitmek arasında insanı toprağında sabit tutacak başka durakların da olabileceği ihtimalini unutarak "ya sev ya terk et" diyen zihniyet tipik ayrımcılığın moderatörlüğünü üstlenmiştir.

Merkezden yönetilip yönlendirilen her eşitsiz durum ayrımcılığın değirmenine su taşır.

Sosyal adaletsizlik, ekonomik eşitsizlik, ideolojik devlet anlayışı toplumda katman ve kategori oluşturma mühendisliğinin beklenen bir sonucudur.

Bir toplumda her türlü ayrımcılığı besleyen unsur evrensel olanla bağları koparan dünya görüşü ve hayat anlayışıdır.

Köklerinden ve de göklerinden koparılmış dünya algısı elbette bütün insanlara karşı bakışını ve niyetini bozacak "ayniyet" dengesini yitirecektir.

Dünya ile ahiretin, din işleri ile dünya işlerinin, maddi olanla manevi olanın arasını açıp orta yerine oturan Kartezyen bakış modern hayatın seyri içerisinde devletle milletin, evlatla ebeveynin, öğretmenle öğrencinin arasını açmıştır.

Bedeni ruhtan, teni tinden, eti kemikten ayırmakla başlayan zihinsel süreç toplumdaki etnik unsurlar arasına nifak sokarak farklılıkların farkındalıklarını ajite etmeye kalkmıştır.

Cinsiyet ayrımcılığı da aynı sürece tekabül etmektedir.

İnsanın bedenini ruhundan çekip "al işte bu bedeninindir" diyerek servis etmenin neticesi kadın ve erkek insan olmanın dışında yeni değer arayışlarına mecbur bırakılmıştır.

Bedenin perestiş edilmesi ile kadının cinsel nesne haline getirilip erkeğin karşısına yerleştirilmesi zıtların birliğinden birlerin zıtlaşması dönemine geçişi hızlandırmıştır.

İnsan olma ortak paydasına tutunmanın yerini kadın-erkek rekabeti almıştır artık.

İnsan doğasıyla bağdaşmayacak bu rekabet elbette taraflardan birinin diğerine galebesi ve bundan doğacak tahakkümüyle neticelenecektir. Nitekim öyle de olmuştur.

Dünyayı erkek tahakkümünden bunalmış kadın çığlıkları kaplamıştır.

Erkeğin lehine sonuçlanan bu mücadelede kadın erkekle arasındaki mesafeyi nasıl kapatacak?

Bugünkü dünyanın buna "pozitif ayrımcılık" gibi bünyesinde yine "ayrımcılığı" barındıran palyatif tedbirler önermekten başka bir cevabı yoktur. Bir taraftan kadını muasır erkekler seviyesine çıkarmak için kıyak çözümler ortaya koyacaksınız diğer yandan kadınlarla kadınlar arasında yeni ayrım sebepleri ihdas edip hemcinsleri birbirine düşüreceksiniz.

Başını açmadığı, yani sizin kadın kıyafet şablonunuza rıza göstermediği için bir kadını, kızı okula almayacak, kamusal alana yaklaştırmayacaksınız. Yani kadınlar arasında bile "negatif ayrımcılık" sayılabilecek bir tutum geliştireceksiniz. Bu tür çelişkilerle ayrımcılıkla mücadelede samimiyet sınavını geçmeniz pek mümkün görülmüyor.

Eğitimde fırsat eşitliği açısından doğudaki ile batıdakini birbirine yakın imkânlara kavuşturmadıktan sonra "ayrımcılık" dersi çeşni olmanın ötesine geçmeyecektir.

İmkânsızlık ve yoksulluk adlı belletici her gün kentin varoşlarında, ülkenin doktor girmez, öğretmen geçmez köşelerinde bu dersi zaten fazlasıyla veriyor.

Belleticinin her sorusuna öğrencinin verdiği yanıt(meşhur öğrenci yanıtı) bazen SBS ve ÖSS‘den sıfır çekerek, bazen izbe köşelerde mahrumiyeti bir kahır gibi içine çekerek, kimi zaman da işsizlik ve idealsizlik olarak kendini gösteriyor. Birbirimize biraz yakından baktığımızda ayrımız gayrımız olmadığı ne kadar açık. Tek fark bu farkı fark etmemekten kaynaklanıyor. Baksanıza, hepimiz bilmediği sorudan tahtaya kaldırılmış mahcup öğrenciler gibiyiz.

27 Eyl 2009 - 22:35 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?