Suçta kişisellik esası kimseyi ilgilendirmiyor mu

Suçta kişisellik esası kimseyi ilgilendirmiyor mu?

Genel bir rahatsızlığımız her fırsatta nüksediyor. Bir kişi suç mu işledi, hatta suç işlemesine de gerek yok böyle bir iddiaya mı maruz kaldı medya olayı kişisel olmaktan çıkartarak kişinin mensubu olduğu aile, siyasi parti, cemaat ya da grup ile aynileştirerek genel suçlama yolunu seçiyor.

Bunun geçmişte pek çok örnekleri olduğu gibi son iki örneğini de Mustafa Fehmi Okay ile Sibel Çarmıklı‘da yaşadık.

Medya İstanbul‘daki uyuşturucu operasyonu kapsamında aranan ve daha sonra kendisi İstanbul Adliyesi‘ne gelerek savcılığa teslim olan Mustafa Fehmi Okay‘la ilgili haberleri ısrarla CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay‘ın kardeşi olmasını vurgulayarak verdi.

Özellikle iktidar yanlısı medya bu hususu ısrarla vurguladı. Halbuki bir kişi herhangi bir suç işlemişse bundan dolayı ailesini, akrabalarını gündeme getirmek, onları da suçlu imiş gibi göstermek yanlış bir davranıştır.

Geçmişte benzer yanlışlar ısrarla yapıldı ve bu toplumun büyük bir kesimi bu yolla hırpalandı, rencide edildi.

Yapılan yanlıştı, haksızlıktı, zulümdü.. Bugün bir başka kesime karşı benzer bir linç girişiminin sergilenmesi de haksızlıktır, yanlıştır, zulümdür.

Aynı manzara Sibel Çarmıklı olayında da yaşandı, bir rüşvet hadisesi ile ifadesinin alınmasında da benzer yol izlendi. Pek çok gazete ve televizyon kanalı Çarmıklı‘nın son seçimlerde AK Parti‘nin Beşiktaş Belediye Başkan adaylığını ön plana çıkardılar. Sanki bu yolla AK Parti vurulmaya çalışıldı.

Her iki olayın da farklı boyutları var.. Sibel Çarmıklı ve oğlu ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Suçlu olup olmadığına elbette mahkeme karar verecek. Aynı durum Mustafa Fehmi Okay için de geçerli. Bu yazıyı yazdığım sırada Okay polisteki ifadesi tamamlanarak adliyeye sevk edilmişti.

Sonuç nasıl olur bilemem ama nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın Okay‘ın şahsında bir partinin vurulmaya çalışılması suçta şahsilik ilkesinin çiğnenmesidir. Mahkemenin vereceği karara dolaylı da olsa müdahaledir.

Ne var bunda? Medya bunu ilk defa yapmıyor ki, denebilir. Doğrudur.. Benzer tavrı medyamız sürekli sergiliyor.. Taki ucu kendilerine dokunana kadar. Sanki medya mensubu ve sahibi olmak tüm kuralları çiğneyebilmek hakkı veriyormuş gibi bir tavır sergileniyor..

Diyelim ki Çarmıklı suçlu bulundu, onun suçlu bulunması AK Partiyi vurmak için kullanılamayacağı gibi Okay‘ın suçlu bulunması da ağabeyi üzerinden giderek CHP‘yi vurma malzemesi olamaz, olmamalı.

Olduğu sürece bu memlekette ne kanun hakimiyeti sağlanabilir ne de demokrasi tüm kurum ve kuralları ile yerleşebilir.

Demek istediğim o ki, medya özellikle yargı konusunda dikkatli olmak durumundadır.. Benim suçlum senin suçlun gibi ayrımın oluşması hem yargının işini çok zorlaştırır hem de haksızlıklara, yargısız infazlara yol açar.

Benim bildiğim 27 mayıs 1960 darbesi öncesinden başlayarak bugüne kadar medya sürekli olarak olaylara hep siyasi ve ideolojik açıdan bakmış, siyasi ve ideolojik ortaklığı olanları sürekli tutmuş, olmayanları ise mahkeme kararına bile gerek duymadan yerden yere vurmuştur.

Bunun en son örneği 28 Şubat sürecinde yaşananlardır. O günler şöyle bir hatırlanıldığında medyanın çok büyük bir bölümü patronu, yazarı ve muhabiri ile utanmaması mümkün değildir. O günlerde yargısız infaz edilenlerin çoğu mahkemelerde aklanmış, suçsuz bulunmuştur.

Hatta, bazı olayların aktörlerinin ise belli merkezlerin elemanı oldukları ve provokasyon malzemesi olarak kullanıldığı ortaya çıkmıştır.

Çünkü, bugün olayların tetikleyiciliğini yapmış olan bazı isimler özellikle unutulmaya terk edilmiştir. Hatta bazılarına yeni kimlik verildiği bile ileri sürülmektedir.

Yani medyanın bir bölümü ya bilerek ya da bilmeyerek dolmuşa bindirilmiştir. Bilerek binenler ideolojik ve siyasi kanaatleri dolayısıyla bunu yapmışlar, bilmeyenler ise oluşturulan kampanyanın içinde doğruyu bulmakta zorlandıklarından bu yola girmişlerdir.

Ne sebeple olursa olsun toplumun önemli bir kesimi rencide edilmiştir. Bu bakımdan kime karşı olursa olsun bir kişinin suç işlediği iddiasıyla bir grubun ve ailenin suçlanması geleneği terk edilmediği sürece bu toplumda kanun hakimiyeti de sağlanamaz, demokrasi de yerleşmez.

Demokrasi şarkıları söylemenin de samimiyetsizlikten öte bir anlamı olmaz.

29 Eyl 2009 - 21:11 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?