Karşı devrim

Karşı devrim

Devrim kelimesi pek çok insanın büyük bir hayranlıkla bağlı olduğu bir kelimedir. Hangi siyasî ve sosyal görüşe mensup olursanız olunuz bir devrimci değilseniz artık sizin ve bağlısı olduğunuz fikrin bir anlamı kalmamış demektir.

Devrim, insanların içinde en büyük umut, en büyük ideal hatta bir aşk olarak yaşanır durur. Devrimin elbette asıl yanı ve yönü siyaset kurumuyla, devlet idaresiyle ilgilidir.

Devrim ve devrimci bakıldığı açıya göre olumlu veya olumsuz bir anlam kazanır. Hakim sistemin ve ideolojinin bütün taraftarları en geniş ve olumlu yanıyla daima saygıdeğer bir devrimcidir. Ancak bütün bu saygıdeğer devrimciler asıl ve en büyük devrimcinin ilkelerine sadakatleri oranında paye kazanırlar.

Bu anlamda her büyük devrimin bir en büyük kurucu devrimciye ihtiyacı vardır.

Devrim, bir umuttur. İnsanlar ister hakim ideoloji tarafında olsunlar isterlerse de hiçbir zaman hakimiyet kuramayacak bir ideolojinin sempatizanı olsunlar en azından kendi çevrelerinde bir devrim aşkıyla yanıp tutuşurlar.

Elbette en iyi devrimci modeli kendi sınıfının, safının, fikrinin, ideolojisinin tarafında olanlardan çıkar.

Devrim sadece bireysel bir tutku değildir. Devrim, bireyden başlayarak toplumu, milleti, devleti kendi düşünce dünyasına göre şekillendirme arzusundan doğar.

Dolayısıyla bütün devrimler ve devrimciler, bireysel tutkuların esiri olamazlar, toplumun, devletin yarınını düşünmekle mükellef de olurlar.

Elbette, yüceltilen, övülen sevilen, idealize edilen daima hakim sınıfın devrimcileri, devrimci grupları, devrimcilik anlayışıdır.

Hakim grubun dışındaki bütün devrimler ve devrimciler bölmekle başlayan ve nihayet son sınırı teröre uzanan karanlık bir seyir takip ederler.

İşin içine silahlı eylem girdiği anda iş romantik olmaktan çıkar bambaşka bir çehre kazanır.

Fikir ve ideoloji anlamında bütün devrimciler romantik, bütün devrimler tatlı bir huzur ve hülyadır.

Geçen yüzyılın başından beri devrimler ve devrimciler büyük insanlık idealinin bir nişanesi, bir şahı olmuşlardır. Devrimin ve devrimcinin sadece kendi iç hakim sınıfıyla uyumlu olması yetmez. Aynı zamanda bu devrimin hakim dünya sisteminin kurallarına, beklentilerine, taleplerine de uygun ve uyumlu olması şarttır. Dünya sistemiyle uyumlu bütün devrimler en yüce saygı ifadeleriyle yüceltildikçe yüceltilirler ve hatta böyle bir devrimle tanışan milletler ve onların yöneticileri sistemden bol bol takdir beratı ve övgü alırlar.

Buna karşılık hakim dünya sisteminin beklentilerinden, taleplerinden, yönetim tarzı ve anlayışından uzak duranlar ve hatta kendi halkı için bunlara karşı duranlar diktatörlükle başlayan ve sonu nihayet idama kadar giden pek çileli, zorlu ve çağdaş dünyadan dışlanmış bir hayatı göze almışlar demektir.

Bu yüzden dünya sistemiyle barışık her devrimci ister, devrimin başında bu sitemle barışsın isterse de sonraki süreçte bu sisteme uyum sağlasın daima tarihte isminin önüne en büyük paye olan devrimci sıfatını eklemeyi başarmış demektir. Ve devrimci, kendi kurduğu düzen devam ettiği müddetçe bu yücelik unvanını adıyla birlikte taşıyacak demektir.

Devrimlerin bütün romantikliği, güzelliği, tarihî hatıraları bir yana son zamanlarda bir de karşı devrimci tabiri kullanılmamaktadır ki, aslın da bu tabir de esasen devrimin biraz daha kök salmasına matuf bir söylem olarak dillendirilmektedir.

Şayet bir devrim varsa ve bu devrim başarıya ulaşmışsa bir zaman sonra devrimin bu başarısını sindiremeyenler karşı devrim sürecini başlatarak önceki devrimin doğurduğu şartları ortadan kaldırıp kendi devrim anlayışını ve ortamını hakim kılmak ister.

Örneğin bizim ülkemizde, 12 Eylül sürecini karşı devrim olarak niteleyenler bile çıkmaktadır. Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel, ‘‘12 Eylül Askeri Müdahalesi‘nin ardından Türk Dil Kurumunun kapatılmasıyla karşı devrimin kapılarının sonuna kadar açıldığını‘‘ savunur.

Bu dönemde Türk Dil Kurumu kapatılmış, önceki üyeleri tasfiye edilmiş, yeni bir yönetim ve anlayışla bu kurum faaliyete tekrar ve resmen başlamıştır. İşte Dil Derneği bu kurumdan tasfiye edilen insanların oluşturduğu bir çatıdır.

Dolayısıyla kendi tasfiye süreçlerini bir karşı devrim olarak adlandırmaları, hadiseyi böyle telakki etmeleri işin özünü de yansıtmaktadır. Her başarılı devrimin arkasında, hakim sınıfın, zümrenin, yönetimin, iktidarın, grubun, siyasi görüşün imzası vardır; her karşı devrimi de hakim sınıfı, zümreyi, yapıyı, iktidarı, sosyal ve siyasi görüşü tasfiye edenler temsil eder.

Dil Derneği‘nin mensupları bu tasfiye dönemini ve bu dönemin hatıralarını gündemde tutarak, dönemin darbesini, karşı devrim olarak yansıtarak kendi durumlarını ve konumlarını güçlendirmenin bir çaresini aramaktadır. Tabiatıyla bu hadisenin altında siyasî işaretler vardır.

Bu siyasî çatışma düzeni, dil için yola çıkan ancak önceliği siyaset olan bir dernek hakkında fikir vermektedir.

Zira derneğin ödül verdiği isimlerin en aşırı devrimcilerden seçilmiş olması, hiçbirinin dil alanında ciddi bir hassasiyeti ve çalışmasının bulunmaması politik görüş birlikteliğinin bütün devrimlerden ve devrimcilerden üstün olduğunu ispat etmektedir.

Devrim de, karşı devrim de siyasî hesaplaşmanın en romantik yolu ve üslubudur.

29 Eyl 2009 - 21:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?