İrticayla mücadele eylem planını mündemiç belgenin orijinalinin ortaya çıkmasıyla kabaran sular durulmak bilmiyor...
Söz konusu "belge"nin bazı sonuçlar vermesi gerekir, böyle tezgâhların bazı sonuçları olur, bunun bir bedeli vardır, olmalıdır. Fakat önemli olan bir şey daha var: "Darbeci" ve "cuntacı" ile "on yıllardır militarist düşünce geleneğiyle zehirlenmiş olmaktan mütevellit askerin, siyasete müdahalesini makul bulan ve kendisinin iyi bir Atatürkçü olduğunu düşünen adam" arasında önemli bir fark olduğunun anlaşılması. Böyle bir fark yokmuş gibi davranmanın bedeli, çeşitli kesimlerde faydasız hassasiyetlerin oluşması, Ergenekon‘un siviller tarafından sahiplenilmesi gibi tehlikeli sonuçlar doğuruyor.
Türk siyasetinin içine işlemiş olan militarist düşünce yumaklarını yekten "darbeci ve cuntacılarla aynı pakete koymak, hayatı boyunca silah görmemiş kişileri silahlı terör örgütü oluşturmak suçuyla itham etmek, "Demokrasi yolunda gerekirse bazı anti demokratik tavırlar alınabilir" noktasına gelinmesi, seksen senedir siyasete gölge etmiş olan boyunduruğun bir "hassasiyet" olarak belirmesine yol açtı. Cuntacılar temizleniyor belki, ama militarizm tam da tasfiye olması gereken bir zamanda, "sivil" bir duyarlılık olarak, siyaset tarafından yeniden meşru zemine çekiliyor. CHP iktidara gelmek ile gelmemek arasında bir fark görmediği için bu enerji Hüsamettin Cindoruk etrafında birleşiyor.
Hızlandırılmış demokrasi, demokrasi değildir. Militarizm ile demokrasinin mücadelesi, zamana yayılması gereken uzun soluklu bir süreç olmak zorundadır.





