Mesnevi okumanın her insanın gönlüne zenginlik katacağını ifade eden Ahmet Metin Şahin, eser üzerinde çalışırken kendisinin de farklı kazanımlar elde ettiğini belirtti. Şahin, ‘‘Bir kere artık Mevlana‘yı herkesin tanıdığı gibi tanımıyorum. O benim gönlümde bir veli. Çok faydalandım, ufkumu açtı. Kim onu okuyup da faydalanmaz ki?‘‘ sözleriyle duygularını dile getirdi.

Mevlana‘nın Mesnevi‘sini özgün vezniyle Türkçe‘ye çeviren şair Ahmet Metin Şahin, ‘‘Mesnevi okumak her insanın gönlüne zenginlik katar‘‘ dedi. Şahin, Mevlana‘nın ünlü eseri Mesnevi‘nin birçok şair tarafından Türkçe‘ye şiir diliyle çevrilmeye çalışıldığını, manzum tercümelerden ilkinin 17. yüzyılda yaşayan şair Nahifi‘ye ait olduğunu ifade etti. Şahin, ancak 17. yüzyılda yaşayan Nahifi‘nin tercümesinin çok ağdalı ve zor anlaşılır olduğunu söyledi. Şahin, Nahifi‘nin çeviremediği beyitleri bazen olduğu gibi kullandığını, o günün insanının bu tercümeyi rahatlıkla anladığını ama bugün anlamanın imkansız olduğunu söyledi.

Daha sonraki yıllarda Feyzullah Sacit‘in, birinci cildini hece vezniyle Dr. Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu‘nun yine birinci cildin iki bin 200 beytini Mesnevi vezninde tercüme ettiğini, şair Feyzi Halıcı‘nın da 1001 beyitlik basılmış bir tercümesinin bulunduğunu anlatan Şahin, altı ciltlik Mesnevi‘nin tamamını, özgün vezniyle Türkçe‘ye kazandırmanın kendisine nasip olduğunu söyledi. Şahin, 10 yıl süren çalışmanın sonunda ortaya çıkan Mesnevi‘nin tercüme çalışmalarına Mesnevihan Şefik Can‘ın teşviki ile başladığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

‘‘1994 yılında rahmetli Şefik Can, Ramazan orucu tutmak üzere evimde misafirimdi. Kendisi edebiyat öğretmenliğinden emekli idi ve mükemmel bir edebi bilgisi vardı. Arapça, Farsça ve Rusça bilirdi. Elinde Mesnevi tercümesi vardı. Ben de Muhammed İkbal‘in Cavitname‘sini tercüme ediyordum. ‘Evladım uğraşma bunlarla, senin işin Mesnevi‘yi tercüme etmek‘ dedi. Cavitname ve elimdeki diğer eserleri tamamladım, 1996 yılının Şubat ayında tercümeye başladım. Tashihiyle 2 yıl uğraştık ve hâlâ da uğraşıyoruz. İşin enteresan tarafı, daha kısa bir zamanda bitebilirdi. Ama düzeltmeye yardım edecek kimse yoktu. Mesnevi‘yi bilen insanların çoğu akademisyen, işleri güçleri başlarından aşkın.‘‘

Mesnevi‘nin kendi özgün vezniyle şiir olarak okunmasının okuyucuya Mevlana‘nın sesini hissettirdiğini vurgulayan Şahin, daha önce Muhammed İkbal‘in eseri Cavitname‘yi Farsça‘dan Türkçe‘ye kazandırdığını ve bu tercümenin düzyazı çevirilere göre daha akıcı ve anlaşılır olduğunu dile getirdi. Şahin, bu çeviriden birkaç beyit okuyanın, mutlaka sonunu getirmek istediğini belirterek,‘‘Aruzla yazmak ilk zamanlar zorlasa da sonraları metinler bir musluktaki su gibi akıyor‘‘ diye konuştu.

Mevlâna benim gönlümde bir veli

Mesnevi okumanın her insanın gönlüne zenginlik katacağını ifade eden Şahin, eser üzerinde çalışırken kendisinin de farklı kazanımlar elde ettiğini belirtti. Şahin, ‘‘Bir kere artık Mevlana‘yı herkesin tanıdığı gibi tanımıyorum. O benim gönlümde bir veli. Çok faydalandım, ufkumu açtı. Kim onu okuyup da faydalanmaz ki?‘‘ sözleriyle duygularını dile getirdi. Şiirin daha kalıcı olduğunu ifade eden Şahin, dünyada şiirin nesirden evvel kullanıldığı söylendiğinde yanlış olmayacağını, şiirin sahip olduğu ahenk sayesinde zihinde daha çok kaldığını, Mevlana gibi kişilerin kitaplarını şiir diliyle yazmaya özen gösterdiklerini kaydetti.

Şahin, şiirin kısa ve özlü olduğu için insanların dikkatini çektiğini ve çabuk kavrandığını vurgulayarak, ‘‘Editörlüğümü yapan Fatih Çıtlak ‘Biz mekanik bir Mesnevi istemiyoruz. Biz halkın düşünmesini sağlayacak, onların hislerine hitap edecek bir Mesnevi istiyoruz‘, dedi. Yani bir özenti içinde olmamak lazım. Mesela Mevlana ‘Bende şiir arayanlar hiç şiir aramasın‘ diyor. Bu anlamda bir derdi, düşüncesi yok Mevlana‘nın. Doğduğu gibi, ruhundan geldiği gibi hissiyatını döküyor.‘‘

Şahin kendi yaptığı Mesnevi tercümesinin diğerlerinden farkına değinerek, şöyle konuştu: ‘‘Bizim tercümemizin diğerlerinden farkı, günümüz Türkçe‘si ile, Mesnevi‘nin veznine sadık kalarak tercüme edilmiş olmasıdır. Mevlana‘nın sesi tercümemizde hissedilsin diye bu yolu tuttuk. Herkesin anlayabileceği bir tercüme yapmaya çalıştım. Anlaşılır olması için çok özendim. Bu arada kelime hazinemizin zenginliğinden de yararlandım. Öyle kelimeler var ki mesela ‘tasavvur‘ kelimesinin yerine ne koyabilirsiniz? Günümüzde insanların çeviriyi daha iyi anlaması için bazı kelimelere sözlükten bakmasında veya tasavvuf hakkında bir şeyler okumasında fayda var. Kendi nefsime de uyguladığım bir kaide var, mektup dahi okusam yanımda mutlaka güzel bir sözlük olur. Yoksa kitap okunmamalı. Üç beş kitap okumuş bir insan bu Mesnevi tercümesini de rahatlıkla anlayabilir.‘‘

Mesnevi Kur‘an‘ın ruhudur

Mesnevi‘yi kendi vezninden ve Türkçe okumanın okuyucuya ayrı bir tat verdiğini anlatan Şahin, ‘‘Benim kanaatim o ki tercümesini yaptığımız bu Mesnevi‘den birkaç sayfayı dikkatlice okuyan insan, lezzetini alarak eseri sonuna kadar zevkle okur. Bitirdiği zaman da kendini Mesnevi‘yi aslından okumuş gibi hisseder‘‘ şeklinde konuştu. Şahin, Mesnevi‘nin bir ansiklopedi gibi olduğunu belirterek, ‘‘Bizim Mesnevimiz, Kur-an‘ın ruhudur, izahıdır, anlatılmasıdır. O bakımdan Mesnevi, İslam ve Kur‘an ansiklopedisi, Kur‘an ve Hadis tefsiri gibi de görülebilir. Mesela Kur‘an‘daki hikayeler Mesnevi‘de de vardır. Mevlana, Mesnevi ile insanın aklına bilginin daha kolay yerleşmesi için çok sade bir dil kullanmıştır, izahları çok sade ve bilgi yüklüdür.‘‘ diye konuştu.  Mevlana gibi büyük zatları anlamanın bilgi gerektirdiğine dikkati çeken Şahin, Mesnevi gibi bir kitabı okurken öncelikle menkıbelerin bilinmesi ve onlardan ders alınması gerektiğini vurguladı. Şahin, Mevlana‘nın bir üniversite olduğunu, Mesnevi‘yi baştan sona anlayarak okuyanın iki sene tahsil yapmış gibi kendisini eğitmiş olacağını söyledi. Mevlana‘nın hakiki surette doğruluğu, iyiliği ve inancı körüklediğini, Mevlana‘yı gerçek anlamda anlayarak yetişen nesillerin doğruluktan ayrılmayacağını belirten Şahin, ‘‘Gençler mutlaka Mesnevi gibi kitapları okusunlar. Roman okudum hem de çok okudum. O da okunmalı ama garnitür olarak. Ama Mesnevi gibi kitaplar insanın seviyesini yükseltir. Zaten insan kendisini bir parmak yükseltecek kitaplar okumalı‘‘ şeklinde konuştu.

Batı‘nın Mevlâna sevgisi

Türk toplumuna göre Batı‘nın Mevlana‘yı anlamak adına daha çok çaba sarf ettiğine vurgu yapan Şahin, şunları kaydetti: ‘‘Batı‘nın Mevlana‘ya olan ilgisini O‘nun büyüklüğüne, İslam‘ın yüceliğine bağlıyorum. Araştırmaları sonucu bazı Avrupalı, halet-i ruhiyesine göre Mevlevi oluyor. Bazısı da Mevlana‘da İslam‘ı görerek Müslüman oluyor. Bizde Mevlana‘yı filozof olarak görenler var. Oysa Mevlana filozof değildir, hikmet sahibi bir İslam alimidir. Hikmet, bir ilahi anlatıma muhtaçtır, felsefe öyle değildir. Batı toplumu dine dönüp baktığında dejenere edilmişliği, bozulmayı görüyor. Bu yüzden Avrupa‘daki nesil dininden soğuyor, bugün Avrupa‘da ateistler inananlardan daha çok. Çünkü dininde ilahi bir koku hissetmiyor. Hissetse belki de inanacak. Oysa Mevlana da bu ilahi kokuyu alabiliyorlar.‘‘

Son yaptığı çalışmalara da değinen Ahmet Metin Şahin, Mesnevi‘nin 3‘üncü baskısının yakında çıkacağını ve son üç yıldır 2‘nci baskıda var olan bazı hataları düzeltmeye çalıştığını dile getirerek, ‘‘3‘üncü baskıda bazı beyitlerdeki aruzu ve bazı kelimeleri tekrar gözden geçirdim. Bazı beyitlerde değişiklik yaptım. Böylelikle Mesnevi‘yi 3‘üncü baskıda olgunlaşmış bir hale getirdim‘‘ şeklinde konuştu. Mesnevi‘nin tashihi dışında başka çeviri çalışmalarının da olduğunu kaydeden Şahin, Mevlana‘ya ait 2 bin 217 rubaiyi tercüme ettiğini, Şair Muhammed İkbal‘in 11 kitabının çevirisini bitirdiğini ve yılbaşında Yağmur Yayınları‘ndan çıkacağını söyledi.

Muhabir: Haber Merkezi