Çerçeveyi doğru çizelim. Siyaset ve ekonomiyi bir bütün olarak görelim. Hiç beklemediği bir anda İsviçre‘nin elinde bir bomba patladı. Adı, "Minare yasağı." Diyeceksiniz ki, "Minare yasağı niye bombaya dönüştü?"

Çok net söyleyelim... Her şey İsviçre‘nin güçlü bankası UBS‘nin ABD‘de topladığı paraları izinsiz yurtdışına çıkardığı ve bu yolla ABD‘den vergi kaçırdığı iddiasıyla başladı. UBS hakkında davalar açıldı. Sonunda UBS, ABD‘ye yüklü tazminat ödemek zorunda kaldı. Ayrıca ABD‘de UBS‘nin başındaki yönetici de hapis cezasına çarptırıldı. Kısacası ABD ve AB bastırdı. İsviçre, "sırdaş hesap" tutan ülke olma özelliğini yitirdi. Görünen o ki, Körfez parasının su gibi aktığı İsviçre, önümüzdeki dönemde çok rahat petro-dolar çekemeyecek! Olayın özü bu...

Bu arada, İsviçre‘de "Security House" dediğimiz güvenlik evleri ile bankalardaki özel hesaplarda tutulan "gizli kasalar" konusu ayrı bir konu. İşi, Private Bank (özel bankacılık) olan çoğu uzman biliyor ki, gizli kasalar kesinlikle açılmayacak. O yüzden şimdiden "sırdaş hesap" ile "gizli kasa" üzerinde kafa yormaya başlayalım. Peki, Körfez sermayesi, "Minare krizi" sonrası kendine yeni bir ülke arayışına girer mi? Pek çok ülke pusuya yattı, bekliyor...

Muhabir: Haber Merkezi