Depresyon nedir?

Günlük hayatta sıklıkla duyduğumuz kelimelerdendir depresyon. Bunun sebebi insanların en ufak bir sıkıntı, üzüntü halinde depresyonda olduklarını düşünmeleri ve bunu ifade etmeleridir. Hâlbuki depresyon, kişinin duygu-durumunu uzun süre etki altına alan ciddi bir rahatsızlıktır. Kısaca ‘çökkünlük hali‘ olarak tanımlanan depresyon, kişinin günlük hayatta yapmaktan zevk duyduğu faaliyetlere karşı ilgisinin azalmasına neden olur. İlave olarak, kişide devamlı surette kederli, karamsar, sıkıntılı,  bir hal gözlenir. Bu durum genel manada bir kötümserlik havası oluşturur.

Her insanın gün içersinde çökkünlük duyduğu, moralinin bozulduğu anlar olur. Ama bu durum depresyon olarak adlandırılamaz.  Depresyon tanısı koyabilmek için, depresyon belirtilerinin günün tamamını kapsayacak şekilde en az iki hafta devam etmesi şarttır. Tedavi edilmediği sürece bu durum iki yıla kadar sarkabilir.

Depresyonun belirtileri

* Depresyon yaşayan kişide görülen en belirgin özellik, yoğunluğu değişmekle beraber devamlılık arz eden çaresizlik, yorgunluk, sinirlilik duygularıdır. Buna bağlı olarak kişi gülme becerisini kaybetmiş gibidir. Yapmaktan zevk aldığı faaliyetlere ilgisiz kalır. Artık bunların onu mutlu etmeyeceğini düşünür.

* Psikolojik kökenli ağrıların hissedilmesi ki bu ağrılar sosyal ortamlardan kaçmak için bahane olarak kullanılır.

* Herhangi bir diyet uygulaması olmadığı halde abartılı bir şekilde kilo kaybı veya alımı dikkat çeker.

* Uyku problemleri yaşanır. Kişi sıkıntısından kurtulabileceğini düşünerek kendini tamamen uykuya verebilir veya tam aksi uyuyamama sorunuyla karşılaşabilir.

* Enerji kaybıyla beraber konuşmada ve davranışlarda yavaşlama görülür.

* Kişi önemsiz olduğu hissine kapılır. Özellikle sevdiği kişiler için bir anlam ifade etmediğini, onların dünyalarında bir yere sahip olmadığını düşünür.

* Zihinsel işlevlerin yavaşlamasıyla beraber ders çalışmada güçlük yaşama, dikkat dağınıklığı, herhangi bir işe yoğunlaşamama sıkça görülür. Dikkatin dağıldığı noktalar ise genelde net değildir.

* Kararsızlık bir diğer önemli belirtidir. En ufak bir konuda dahi kişinin kararsız oluşu, ruhi durumunu tanımlayamama dolayısıyla ne istediğini bilememe halinin sonucudur.

* Enerji kaybına bağlı olarak hayatla mücadele azminin zayıflaması, kişiyi ölüm düşüncesine götürür. Tüm sıkıntıların sona ermesi için bunun gerekliliğini kabul eder hale gelir. Depresyonda olup intihara yaklaşmayan kişiler ise bunu dini inançları sayesinde aştıklarını söylemişlerdir.

Depresyonun sebepleri

Toplum içersinde görülme sıklığı oldukça fazla olan depresyonun yaygın sebepleri şunlardır:

Genetik yatkınlık,

Kişinin olumsuz gördüğü olaylarla karşılaşması,

Ailevi sorunlar,

İş hayatında yaşanılan problemler,

Mevsim değişiklikleri,

Hamilelik ve doğum süreci,

Yeni yaşam şartları (ülke, şehir değiştirme gibi)

Sevilen kişilerin vefatı,

Atlatılması zor bazı hastalıklar (kanser, epilepsi gibi)

Depresyonun tedavisi

Hangi sebebe bağlı olursa olsun belirtilerden en az beşinin mevcudiyeti depresyonun varlığına işaret olabilir. Tabi kişinin kendi kendine tanı koyması doğru değildir. Belirtilerden şüpheleniliyorsa bir psikiyatriste başvurmak yerinde olacaktır. Çünkü depresyon tedavisinde ilaç şarttır. Yalnız, ilacın bu duruma kesin çözüm olacağı da düşünülmemelidir. İlaçla beraber kişinin kendisini sorgulaması gerekir. Depresyonun sebebi tespit edilip, çözümlenmedikçe iyileşmenin sağlanması zordur. Kısaca tedavi için ilaç ve sebep araştırması birlikte yürütülerek sonuca ulaşmaya çalışılmalıdır.

Tedavide dikkat edilmesi gereken hususlar

Tanı  ve ilaç hastayı ilk dönemlerde rahatlatır. Özellikle birinci ayın sonunda kişi ‘ben iyileştim, her şey yolunda‘  şeklinde düşünmeye başlar. Burada yapılan hatalardan biri, bu düşünceye bağlı olarak hastanın doktoruna danışmadan ilaç dozajını düşürmesi veya ilacı tamamen kesmesidir. Bu süreçte yaşanılan mutluluk belirsizdir. Bundan sonra yapılması gereken özeleştiri, bakış açısında değişikliğe gitme gibi önemli vazifeler kişiyi beklemektedir.

Depresyon artçıları olan bir rahatsızlıktır. Dolayısıyla tekrarlaması her an beklenir. Bunu önlemek adına (uzun süre dahi olsa) ilaç kullanımı doktorun yönlendirmesine göre ayarlanmalıdır. Aksi halde kısa sürede tekrar ortaya çıkan depresyon, kişide takıntıya yol açabilir. ‘Acaba hayatım hep böyle mi devam edecek? , Her zaman sosyal ortamlarda rahatsız mı olacağım?‘ şeklinde sorular zihni meşgul edecektir.

Depresyon aileyi etkiler mi?

Bu sorunun cevabı maalesef ki evettir. Özellikle 0-6 yaş arası  çocukların gelişen kişilikleri olumsuz etkilenebilir. Hayatı  tanımlama gayretinde olan bu yaş çocuğu her şeyi olumsuz yönde yorumlamayı öğrenir. Ailedeki 6 yaş üstü çocuklar ise evdeki depresyondan kaynaklanan karamsar, sıkıntılı havayı teneffüs etmemek için evden uzaklaşma isteği duyabilirler. Bu durumda evin yetişkinlerine oldukça fazla iş düşmektedir. Öncelikle hastalığı kabul etmeli, hastaya gerekli hoşgörü gösterilmelidir. Hastanın sorumlulukları da yardım amaçlı paylaşılabilir. Yalnız bunu abartılı hale getirmek, hasta olduğu gerekçesiyle kişiyi görevlerinden tamamen soyutlamak zararlıdır. Hayatla bağları koparmadan depresyonu atlatabilmek için dengenin sağlanması gereklidir.

Tüm duygu-durumuna rağmen ailenin olumsuz etkilenmemesi adına hastanın da dikkat etmesi gereken noktalar vardır. ‘Nasıl olsa ben hastayım, katlanmak zorundalar.‘ anlayışı olmamalıdır. Kendini iyi hissettiği en ufak bir anda dahi özeleştiriye önem vermelidir. Canı istemediği halde sık banyo yapması, zoraki de olsa kıyafetine özen göstermesi, sevdiği insanlarla beraber olmaya gayret göstermesi tedavi sürecini hızlandıracak, kişinin ve ailenin en az hasarla bu rahatsızlıktan kurtulmasını sağlayacaktır.

Muhabir: Haber Merkezi