Dört milyon nüfusla Halep bir üniversite şehridir. Denkliği YÖK tarafından kabul görmese de; Antep, Maraş, Hatay ve Mardin gibi sınır şehirlerinden kendi imkanları ile gelen yüzlerce talebe, bugün Halep‘te eğitim görmektedir.

Halep Reyhanlı Sınır Kapısı‘ndan sadece 60 km uzaklıkta. Bugünkü Hatay coğrafyasının il merkezi olan Halep, bizim için sıcak ve dost bir şehir. Halep‘te bizim, Türkmen, Arap, Kürt ve Çerkez akrabalarımız var. Orada, din kardeşlerimiz var. Bir girişimle bugün, vize problemi kalktı. İnşallah yakında, birinci Cihan Savaşı‘ndan sonra İngiliz ve Fransız Gavuru‘nun çizdiği, sınırlar ve döşediği mayınlar da kalkacak. Malatya‘dan Elazığ‘a gider gibi İnşallah Antakya‘dan Halep‘e gidip gelebileceğiz.

Tarih koridorunda Halep, ayrı bir destan. Bu şehir, savaşsız olarak İslam devletine katılmış, Osmanlı yüzyılları, Halep‘in en parlak dönemi olmuş. Değişik tarihlerde, ilk Haçlılar ile boğuşan Kılıçaslan‘ın Babası, Antakya Fatihi Kutalmış oğlu Süleyman, Melikşah ve Nurettin Mahmut‘la, şarkın en sevgili Sultanı Selahattin Eyyubi‘nin yönettiği bu kaleye, Farabi, Mevlana, Akşemsettin, Urfalı Divan Şairi Nabi ve Nesimi hatıraları ile hayat vermişler.

Halep Dünya Kültür Mirası olarak, bugün koruma altına alınmıştır. 1993 yılından beri Suriye Devleti Halep Kalesi‘ni tüm şehir dokusu ile birlikte, otantik haliyle restore etmektedir.

Sultan Abdulhamit‘in Babul Faraç‘ta yaptırdığı, 25. Cülus Yıldönümü hatırası olan Saat Kulesi‘nin yanında Halep Mevlevihanesi, mutlaka görülmelidir. Aynı sokakta su sesi, kuş sesi ve müzikle ruh hastalarının tedavi gördüğü Bimaristan, ibretle gezilmeli. Avrupa‘da sinir ve ruh hastalarının vücuduna Şeytan girdi diyerek yakıldığı yıllarda, Halep‘te yapılan Bimaristan, tıp tarihinin ibretengiz eserlerinden birisidir.

Halep Üniversitesi

Orijinal Halep taşı ile kaplı olan, Halep evlerinin, dış duvarlarına, sıva ve boya kanunen yasak.

Ürettiği ipek, sabun, sedef kalkmalı ahşap sanat eserleri, Suriye‘nin ihraç kalemleri arasındadır. Dört milyon nüfusla Halep bir üniversite şehridir. Denkliği YÖK tarafından kabul görmese de; Antep, Maraş, Hatay ve Mardin gibi sınır şehirlerinden kendi imkanları ile gelen yüzlerce talebe, bugün Halep‘te eğitim görmektedir.

UNESCO 2007 yılını Mevlana‘ya ayırmıştı. Halep Üniversitesi‘nde açılan Türkoloji Bölümü‘ne, yalnız Halepliler değil, Suriye‘nin her tarafından büyük rağbet gösterildi. Yılda 80 talebe alabilen Türkoloji Bölümü‘ne, yoğun talep üzerine, en yüksek puanla öğrenci kabulü başladı. Ayrıca Halep Başkonsolosu Sayın Ali Kemal Aydın, Haleplilerden gelen talep üzerine, konsolosluk bünyesinde Türkçe dil kursları açtı.

Halep‘in suyu Fırat‘tan...

Halep‘in içme suyu, Fırat Nehri‘nden geliyor. Süleyman Şah‘ın medfun olduğu Türk mezarı Caber Kalesi‘ndedir. Bir manga Türk askerinin beklediği Caber Kalesi ziyaret edilebilir.

Beşşar Esat, Suriye‘de devleti halkıyla barıştıran, yeni bir dönem başlattı. Yeni yönetim, hem halkıyla hem de komşularıyla uzlaşmak istiyor. Suriye‘nin, uluslararası terörizme desteği yoktur.  Eskiden haritalarda gösterilen, İskenderun Sancağı ile ilgili talebi yoktur. Fırat Nehri üzerinde, kurduğu Rakka Barajı ile su problemini çözmüştür.

Bu gün Hatay hatta İstanbul ne kadar Suriye‘nin ise Halep ve Şam da o kadar Türkiye‘nindir. Biz bu kardeşane yakınlaşmanın ve vahdetin kıyamete kadar devamını dileriz.

Arz-ı Mev‘ud  ideali...

Siyonist programa göre, Irak işgal edildikten sonra sıra Suriye‘ye gelmiştir. İki bin yıllık vaat edilmiş ülke-Arz-ı Mevud yalanı, bugün iflas etmiştir. Ancak Siyonistlerin tetikçileri, Amerika vasıtasıyla, Şam ve Halep‘i de işgal ederlerse, Arz-ı Mevud ideali gerçekleşmiş olacak.

Yetmiş beş milyon Türkiye Cumhuriyeti halkı bi iznillah devleti ve milletiyle, sınırları da aşan bu Arzı- Mevud cinnetine karşı çıkacaktır. Gazze‘de yaşanan vahşet karşısında, insanlığın ortak düşmanına karşı din kardeşlerimizin yanında olacağız.

Yemyeşil bir Akdeniz şehri

Halep‘ten Akdeniz sahiline doğru, bol ormanlık ve dağlık arazide ve bol virajlı yolları güçlükle aşarak, Batıya doğru, 130 km yol alıyoruz. Kerek Kalesi‘ne Suriyeliler Selahattin Kalesi diyorlar. Selahattin Eyyubi‘nin annesi Mesude Hatun‘un doğup büyüdüğü Harim şehrine sadece 40 km mesafede. Haçlıların, tahkim ettiği kale, ulaşılması zor bir ortaçağ tepesi üzerinde. Ana yolun oldukça dışında, ancak özel meraklıları tarafından ziyaret edilebiliyor.

Lazkiye yemyeşil bir Akdeniz şehri. Otel Meridiyen‘in bahçesi, sahile açılıyor. Beşşar Esat‘ın teyzesi oğlunun işlettiği denize nazır, taraçalı, lokanta ve kafeteryada bizi karşılayan Lazkiye-Tartus Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Davut Abbas ile sohbet ediyoruz. Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, bu şehirde, NISFIL HAKİKA adında Türkçe-Arapça yayınlanan bir gazeteyi bize gösteriyor, memnun oluyoruz. Biz de, ona yanımızda getirdiğimiz Millî Gazete‘yi hediye ediyoruz. Kahvaltıdan sonra panoramik şehir turuna sıra geliyor. Lazkiye şehrinin merkezinde bulunan, boş vakti değerlendirmek için Şeyh Tahir Meydanı ve meydana açılan cami buluşma noktamız oluyor.

Teşrin Üniversitesi

Suriye‘nin en büyük üniversitesi. Üniversite Sekreteri Mesihi bir hanımefendi Sıdıka Hanım bütün kampüsü hocalarla bizi tanıştırarak gezdiriyor. Üniversite, özellikle tıp ve teknik ağırlıklı eğitimi sürdürüyor. 70 bin öğrencisi var. Teşrin Üniversitesi Ortadoğu‘nu en büyük kampüsüne sahip. 1984 yılında Akdeniz Olimpiyatları Lazkiye şehrinde yapılmış.

Lazkiye‘nin 10 km güneyinde, Ceble şehri, 300 bin nüfuslu oldukça yoğun ve kalabalık bir Akdeniz kenti. Ceble ile Lazkiye arası meskun bölge. Boş arazi yok. Ceble, İbrahim Ethem Hazretleri ve Veziri‘nin medfun olduğu nasipli bir kent.

Geniş bahçe içinde, bir okul. Hocalar, öğrenciler; cami ve hamamı ile tam bir külliye ama tamire muhtaç.

Mekke‘de biten hasret

BELH Hükümdarı, İbrahim Ethem, tacını, tahtını ve ülkesini ve av partileri ile süslediği bohem hayatını bir kalemde silip, kendini hakka ve İslama adayan insan. Hakkında çarpıcı menkıbeler ve farklı ansiklopedik bilgiler ediniyoruz. Kundakta iken ayrıldığı oğluna, yirmi yıl sonra Kâbe avlusunda umre tavafı yaparken kavuşuyor. Çok özlediği oğlunu baba şefkati ile kucakladığı sırada, bir ilahi nida ile irkiliyor. ‘Ethem bir kalpte iki sevgi olmaz!‘ Sevgili oğlunun o anda kollarında can verdiğini görüyor. Benzeri menkıbeleri, kaynaklarda isteyen takip edebilir.

Ceble‘de İbrahim Ethem adına, hürmeten inşa edilen, caminin içinde özel bölmede, bir türbe ve karşısında yine yeşil örtüler ile döşeli veziri yatıyor. 11 yaşında bir Arap öğrenciyi çağırıyoruz. Çocuk hafızı Kur‘an. Rahman Suresi‘nden bir aşrı şerif okuyor.

Medrese Hocalarına ve okuyan talebelere teşekkür ediyor, ikramlarda bulunuyoruz.

‘Neşkür, ziyareteküm‘

Ceble üç yüz bin nüfuslu bir şehir. Ceble, narenciye bahçeleri uçsuz bucaksız, seracılık gelişmiş. Suriye bugün, Rusya ve Ukrayna‘ya Lazkiye‘den yaş meyve ve sebze ihraç ediyor. Türkiye‘ye doğru, gündüz gözüyle yola devam ediyoruz. Ugarit Antik Kenti yolumuzu kesiyor. Milattan Önce 2500 yılında Kades Savaşı‘nda Firavunlara karşı Hititleri desteklemiş. Özel alfabesi var. Tüccar bir topluluk. Paganist ve Kenan dili konuşuyor.

Ormanlar arasında baraj gölü, Billureyn, karşımızda Cebeli Akra yani Keldağ. Keldağ‘ın yarısı Türkiye yarısı Suriye sınırı içerisinde.

Lazkiye‘nin yaylası olan Kesep‘te, Ermeniler yaşıyor. Kastal, Türkmen Köyü‘nde, alışveriş yapıyor, sohbet ediyor ve vakit namazını kılıyoruz. Yol boyunca Arap, Ermeni ve Türkmen köylerinden geçiyoruz. Kastal Köyü‘nde Süpermarket Hacı Ali Cıranoğlu işletmecisi yolcularımıza çay ikram ediyor.

Karşımızda kocaman bir tabela. Suriye‘den çıkmak üzereyiz. ‘Neşkür, ziyareteküm‘ ‘Refakatekum Es Selam‘ Tereyağdan kıl çekercesine, ne Suriye muhaberatı ne de ‘fi bahşiş mafi teftiş!‘ Türkiye‘nin bıktırıcı bürokratik engellerine takılmadan, Hatay‘a giriyoruz.

Tekrar görüşmek ve kavuşmak üzere.

Elhamdulillahi Ala Selametül Vusul! (Memlekete kavuştuğumuz için Allah‘a şükürler olsun).

Muhabir: Haber Merkezi