Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, fırın enflasyonu, merdiven altı üretim, gelişigüzel açılan yerlerin ruhsatlandırılmadan üretim yapılmasına müsade edilmesinin, ekmek fiyatlarını olumsuz etkilediğini söyledi.
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Genel Başkanı Halil İbrahim Balcı, fırın enflasyonu, merdiven altı üretim, gelişigüzel açılan yerlerin ruhsatlandırılmadan üretim yapılmasına müsaade edilmesinin, aynı zamanda ekmek fiyatlarını da olumsuz etkilediğini söyledi.
Balcı, enflasyonun tek haneli olduğu dönemde bu durumun, ekmek fiyatlarına da olumlu yansıdığını, ekmek fiyatlarının 2002 yılından önceki durumunun incelendiğinde, yüksek enflasyon nedeniyle girdilerin de sık sık artmasının etkisiyle ekmek fiyatlarının yıl içinde 3-4 kez değiştiğinin anımsanacağını belirtti.
2002 yılından bugüne kadar ekmek fiyatlarında sadece 2008 yılında yüzde 14‘ün üzerinde bir artış yaşandığını, bunun da olağanüstü bir durumdan kaynaklandığını ifade eden Balcı, ‘‘Dünyadaki buğday fiyatlarının, küresel ısınmadan dolayı yüksek olması, buna paralel olarak un fiyatlarının aşırı bir şekilde yükselmesine neden oldu. Dünya ülkelerinde ekmek fiyatları yüzde 80-100 oranında artış gösterdiği zaman, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile yapmış olduğumuz müşterek çalışmaların neticesinde ekmek zammının yüzde 25 ile sınırlı kalmasını sağlamış olduk‘‘ dedi.
Üretimle ilgili sorun var
Bu tablonun devam edebilmesi için üretimle ilgili sorunun bir an önce halledilmesi gerektiğini vurgulayan Balcı, şöyle konuştu: ‘‘Fırın enflasyonu, merdiven altı üretim, gelişigüzel açılan yerlerin ruhsatlandırılmadan üretim yapılmasına müsaade edilmesi, aynı zamanda ekmek fiyatlarını da olumsuz etkiliyor. Ekmeğin maliyeti, üretim arttıkça düşmekte, üretim azaldıkça maliyet artmaktadır yani, ekmek fiyatı artmaktadır. Bugün Gaziantep‘teki fırınlarımız 2-3 bin adet yerine eğer 10 bin adet ekmek üretmiş olsa belki de şu anda biz bu fiyatla yıl sonuna kadar gitme imkanına sahip olacağız. Dolayısıyla ülkemizde fırın enflasyonunun yaşandığı şu yıllarda birde gelişigüzel fırın açılması, hem milli ekonomiye ciddi anlamda bir zarar hem de israfın önüne geçmeyi ciddi anlamda önler.‘‘ Yeni işyeri açılmasının yeni istihdam olduğu düşüncesinin hakim olduğunu, ancak, ne kadar fırın açılırsa açılsın, tüketimin belli bir oranda olduğuna dikkati çeken Balcı, ‘‘Ülke genelinde şu anda yaklaşık 25 bin fırın var. Bu sayı 12 bin olsa Türkiye‘de 10 yıl fırın ihtiyacı olmaz. Yani şu anki fırınlarımız yüzde 10-12 kapasiteyle çalışıyor‘‘ diye konuştu.
İsrafın yarısı fırınlarda
Bu yıl israfın önlenmesiyle ilgili çeşitli çalışmalar yapacaklarını, İstanbul‘da düzenlenecek Gıda Fuarı‘nda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile birlikte ‘‘Fırınlardaki Ekmek İsrafının Boyutu, Sebepleri ve Alınması Gereken Önlemler‘‘ konulu panel gerçekleştireceklerini anlatan Halil İbrahim Balcı, ‘‘Tedbir almaya biz önce kendi içimizde başlamalıyız. Fırınlardaki israfı durdurmaya yönelik çalışmalar yapmamız gerekir diye düşünüyoruz‘‘ dedi. Türkiye‘de günlük 5 milyon adet ekmeğin israf olduğunu, bunun yaklaşık 2,5 milyon adedinin fırınlarda israf edildiğini bildiren Balcı, sözlerini şöyle tamamladı: ‘‘Bunun sebeplerinin masaya yatırılması gerekiyor ve bu konuda çok ciddi şekilde önlemler almamız gerekiyor. İsrafın önlenmesine yönelik çalışmalarımız kapsamında hazırladığımız uyarıcı afişler, yaklaşık bir ay içinde iş yerlerinde asılmış olacak. Vatandaşlarımızın, bu konuda eskiden gelen alışkanlıklarını bırakması gerekiyor. Gecenin geç saatlerinde de ekmek bulmak mümkün. Onun için fazla ekmek almamak lazım, tüketebileceğimiz kadar ekmek almamız lazım."





