Sayın Başbakan... Şarkıcıları topladınız... Sinemacıları topladınız... Pek de iyi ettiniz...
Ve fakat... İşittiğime göre şimdi de "köşe yazarları"nı toplamak gibi bir niyetiniz varmış. Çığlık atarak sesleniyorum: Aman... Sakın... Etmeyin... Eylemeyin... Tuzsuz aşınıza tuz katılır, ağrısız başınıza ağrı saplanır. Çünkü:
Bizim "Köşe yazarı milleti" ne "şarkıcı milleti"ne benzer, ne de "sinemacı milleti"ne... Onu çağırırsın, bunu niye çağırmadın derler. Bir tarafa ağırlık verdiğinde "Yandaş kolluyor", öbür tarafa ağırlık verdiğinde "Galiba barıştılar" derler. Kimi davete icabet ederek hava basar, kimi de etmeyerek...
Hem sayıları bini aşmış köşe yazarı milletinden kimi hangi kritere göre davet edeceksiniz ki? Hadi diyelim mucize gerçekleştirip bir kriter buldunuz... Peki davet edilenin "Beni davet etsen de seni eleştiririm" artistliğiyle, davet edilmeyenin ise "duygusal alınganlık patlamaları"yla nasıl baş edeceksiniz? Sayın Başbakan... Bir "eski dost" olarak sesleniyorum size: Yol yakınken vazgeçin, yoksa büyük "arıza" çıkacak.





