Dünkü yazısında "Kurtulmuş‘un en önemli özelliklerinden biri polemiksiz ve yapıcı siyaset anlayışını benimsemesi" ifadesini kullanan Tercüman gazetesi yazarı Lale Şıvgın; Kurtulmuş‘un çizdiği siyasi yol haritasına dair ilginç anekdotlara yer veriyor.

Cuma akşamı yaklaşık 50 yerel TV‘den canlı olarak yayınlanan ‘Gündem Türkiye‘ programı nedeniyle Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Numan Kurtulmuş ile birlikteydik. Ömer Şahin moderatörlüğünde gazeteciler Erkan Tan ve Yılmaz Tunca ile birlikte Saadet Partisi liderine sorular yönelttik.

Kurtulmuş son günlerde gündemden düşmüyor. Daha da ötesi gündemi belirliyor. Medyanın bu kadar ilgisini çekebilmek Meclis‘te temsil edilmeyen bir parti için büyük başarı. Bu başarının sırrı ise, Kurtulmuş‘un adeta ana muhalefet partisi gibi çalışmasında saklı. Anayasa paketi tartışmalarına somut bir öneriyle katılan Saadet Partisi‘nin; taslaktaki maddelerin tek tek oylanmasını öngören pusula örneği neredeyse tüm çevrelerin takdirini topladı. Saadet Partisi‘nin anayasa paketi tartışmalarına yapıcı bir katkı sağlaması ve bu konuda fazlasıyla hazırlıklı olması parti için önemli bir artı puan.

Saadet Partisi‘ni gündeme taşıyan bir başka konu da CHP lideri Baykal‘ın Saadet Partisi‘ne yönelik ifadeleriydi. Baykal‘ın Saadet Partisi ile koalisyona sıcak baktığını açıklaması karşısında Kurtulmuş şimdilik Baykal‘a olumlu ifadelerinden ötürü teşekkür etmekle yetiniyor. Ama belli ki Baykal‘ın ifadeleri Saadet Partisi kadrolarında ilgiyle karşılanmış.

Kurtulmuş‘un en önemli özelliklerinden biri polemiksiz ve yapıcı siyaset anlayışını benimsemesi. Kutuplaşma siyasetinin parçası olmayı reddediyor ve kendi yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ancak AKP‘yi eleştirmekten de geri kalmıyor. Başbakan Erdoğan‘ın kaçak Ermenilerle ilgili çıkışını hatırlattığımda, Başbakandan özür beklediğini dile getiren Kurtulmuş şunları söyledi: ‘Bu topraklar insanlığın son adasıdır. En sıkışık zamanlarda dünyanın her yerinden gelen mazlum insanlara kucak açmıştır. Macar milliyetçileri, İspanya kralından kaçan Yahudiler, faşist Almanya‘dan kaçanlar ve Ermeniler, Süryaniler buraya geldi. Böyle bir emaneti almış bir milletin Başbakanı ABD‘deki Ermeni lobilerine kızıp da buradaki Ermenilere kovarım ha diyemez. Bu bizim adalet duygumuzla barışmaz‘

Kurtulmuş‘a en sık yöneltilen sorulardan biri AKP ile Saadet Partisi‘nin farkının ne olduğu. Kurtulmuş ekonomi ve dış politikada AKP ile ayrıldıklarını söylese de bence en büyük fark yaşam tarzlarında. Kurtulmuş‘un AKP‘ye yönelik en ciddi eleştirisi de bu yönde. Sık sık tekrarladığı ‘Harun gibi gelip Karun gibi gitmeyeceğim‘ sözünün hedefinde de eski yol arkadaşları, bugünkü iktidar mensupları var. Kurtulmuş‘a bu sözünü hatırlattığımda muhafazakar kesimlerdeki jip hevesine de değinmeden geçmedi:

‘Servet düşmanı değilim. Ama jip bugünlerde sonradan görme zenginliğin bir sembolü haline geldi. Bizim çocukluğumuzda mahallede sarı ve kırmızı Mercedes‘ler olurdu. Bunlar sonradan görme zenginliğin sembolüydü. Özal döneminde renkli Mercedes‘in yerini Jaguar aldı. 28 Şubat sürecinde sonradan görme zenginlerin araçları jipler oldu. Dindarlık iddiasındaki insanların yaşam tarzlarına dikkat etmeleri lazım‘

AKP‘yi bir konjonktür partisi olmakla eleştiren Kurtulmuş, modalara ve akımlara kapılmak yerine, geleneklerinden kopmayan ahlak ve maneviyattan beslenen bir siyaset tarzını tercih ediyor. Eski yol arkadaşlarıyla ayrı düşmesinin en temel nedeni de bu gibi görünüyor.

Muhabir: Haber Merkezi