Gelecekle ilgili olayları yönlendirmek elimizde değildir ama onlardan olumsuz yönde etkilenmemek için "tedbirler" alabiliriz.
Hırsızlara karşı malımızı ve canımızı koruyabilmek için her tarafı kilitleyip tedbir alıyoruz. Soğuktan zarar görmemek için giyinip kuşanıyoruz. Deprem felaketinden korunabilmek için alacağımız evin sağlamlığına bakıyoruz. Yabani hayvanlardan korunabilmek için silahlanıyoruz. Yangından, selden ve diğer felaketlerden korunabilmek için alınması gereken bütün önlemleri alıyoruz.
Buna göre, insan hayatı için çok önemli olan, evlilikle ilgili tedbirleri almamız da gerekmiyor mu?
Tedbir, samimiyetsizlik değildir!
Ülkemizde yapılan evliliklerin ekseriyeti, geleneklere dayalı olduğundan, alınması gereken tedbirlerin birçoğu tehir ediliyor. Evliliğin ilk aşamasında her şeye iyi niyetle başlanılıyor. Gerek eşler, gerekse aileler arasındaki ilişkiler samimiyete dayandığından, tedbirlere pek ihtiyaç duyulmuyor. Bu durumun hep böyle devam edeceği zannediliyor.
Bu samimi davranış biçimi, aslında birçok şeyin önünü kesiyor. Evlilik öncesinde alınması gereken birçok tedbir maalesef alınmıyor. Eş adayları bile, birbirlerini yeterince araştırıp öğrenmiyorlar. Düğün olup nikâh kıyılıncaya kadar her şey tatlı bir rüya gibi gelip geçiyor. Ne zaman ki evlenip birbirlerini sahipleniyorlar, işte o zaman bu tatlı rüyadan uyanmaya başlıyor, hayatın gerçek yüzüyle karşı karşıya kalıyorlar.
Evlenecek eş adayları, hayatın gerçek ve acı yönleri karşısında mağlup olmamalı, evlilik öncesindeki duygusallıkları bir yana bırakarak "mantıklı" hareket etmelidir.
Tedbir almadan hiçbir iş olmaz
"Tedbirli olmak" demek, maddî ve manevî bütün şartları yerine getirdikten sonra, o işe koyulmak demektir.
Bir işe başlamadan önce bütün tedbirler alınmalı, yani, tüm sebeplere başvurulmalıdır. Daha açık bir ifadeyle, tasarlanacak işle ilgili bir "plân ve program" yapılmalıdır. Bunlar yapılmadan girişilen işlerin tümünde "risk" vardır. Atalarımız çok güzel bir sözle bunu dile getirmişler: "Bilmeden bir işe başlarsın, sonra başını taşlarsın." Bu sözden yola çıkarak denilebilir ki; önce yapılacak iş bilinmeli, o işle ilgili bir ön hazırlık yapılmalı, sonra da tatbikata geçilmelidir.
İnsanoğlunun karşısına, şahsıyla, ailesiyle ve çevresiyle ilgili konularda birtakım engeller çıkabilir. Bu engelleri aşabilmek için önceden önlem alma mecburiyeti vardır. Kişi kendi gücüyle her türlü önlemi aldıktan sonra Allah‘a teslim olur. İslâm dininde bu hadiseye "tevekkül" deniyor. Bir Müslüman‘ın tevekkül etmesi demek; yapacağı işi yoluna koyduktan sonra, gerisini Allah‘a havale etmesi demektir. Bu durum, kişi için büyük bir huzur ve güvence kaynağıdır.
Önce deveni bağla, sonra tevekkül et!
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem de: "Önce deveni bağla, ondan sonra tevekkül et." prensibini ortaya koyuyor. Buna göre, İslam dininde tevekkül anlayışı, "sebep-sonuç ilişkileri" neticesinde ortaya çıkan bir hadisedir. Hangi iş olursa olsun, tedbir alınmadan tevekkül olmaz. Bunu bir örnekle açıklayacak olursak; toprağa önce tohumu ekeceksiniz, gübresini, suyunu vereceksiniz, etrafındaki zararlı otları koparacaksınız, sonra da tohumun büyümesini bekleyeceksiniz. Hiçbir hazırlık yapmadan tohumun büyümesini beklemek kolaycılık ve tembelliktir.
Baştan beri anlattıklarımızın hepsi, evlilik ve eş seçimi için de geçerlidir. Evlenmeden önce alınması gereken bütün tedbirleri "özgür iradenizle" alacaksınız, sonra da "ya nasip" deyip teslim olacaksınız.
Önce tedbir sonra tevekkül
Sağlıklı ve mutlu bir evlilik için "önce tedbir, sonra tevekkül" diyoruz. Evlenecek çiftler, kuracakları yuvanın bütün alternatiflerini önceden araştırıp öğrenmek zorundadırlar.
Gelişmiş ülkelere bir bakalım. Gelecekleriyle ilgili nasıl tedbirler alıyorlar. On senelik, otuz senelik, elli senelik alternatif plân ve programlar yapıyorlar. Ekonomik, askerî, siyasi ve sosyal tedbirlerin yanında; her türlü önlemleri deniyorlar. Elli sene sonrasında, "susuz ve petrolsüz" kalmamaları için şimdiden tedbirler alıyorlar. Bu tedbirlerini gerçekleştirebilmek için gerekirse savaşı bile göze alıyorlar. Bütün bu arayışlar daha rahat, daha sağlıklı ve huzurlu bir hayat sürdürebilmek için yapılıyor. Evlilik de küçük bir devlet sayıldığına göre, bütün tedbirlerin önceden alınması gerekmektedir.
Bütün tedbirleri almanıza rağmen...
Evlilik öncesinde, alınması gereken bütün tedbirlerinizi aldınız. Duygularınızı kontrol altında tutarak mantığınızla hareket ettiniz. Eşiniz olacak insanla, her şeyi açık seçik konuşarak ortak noktalarda mutabakata vardınız. "Sebep-sonuç" ilişkilerine bakarak, sentezlerinizi ortaya koydunuz. Tüm çaba ve tedbirlerinize rağmen, arzuladığınız evlilik gerçekleşmedi. Eşinizle paylaştığınız hayat, size zindan olmaya başladı. Bu durumda ne yapacaksınız?
Böyle bir durumu kimse istemez, fakat hayatta her şey olabilir. Böyle bir durumun gerçekleştiğini varsayacak olursak, burada en büyük teselli, önceden alınmış tedbirler olacaktır. "Keşke şöyle yapsaydım." deme suçluluğunuz olmayacaktır. Böyle bir durumda kişinin kendini teselli edecek nedenleri olacaktır. "Ben elimden geleni yaptım" diyebilme haklılığını kendinde bulacaktır. Bu noktadan sonra yapılacak bir şey yoktur. Sonuçları tayin eden, her şeye gücü yeten Allah Teâlâ‘dır. "Kader" denilen olgu insanlar içindir. Başa gelen çekilir veya onun tedbiri varsa o yapılır.
Bazı evlilikler, "insanın bahtı ile" ilgilidir. Belki de, başka bir kötü olay için bir uyarıdır.
Siz, elinizden gelen bütün tedbirleri almakla mükellefsiniz. Hakkınızda hangi olay hayırlı ise, Allah-ü Teâlâ onu size nasip eder.
Tedbirin de bir ölçüsü vardır
"Tedbir alacağım" diye her şeyin en ince detayını araştırıp, işi sulandırmak da doğru bir davranış biçimi değildir. Bir atasözünde dile getirildiği gibi: "Çok tedbirli olanlar, pek az şey yaparlar" sözü de bunu teyit ediyor. Çok titiz, çok tedbirli olma hali de insanı çıkmaza sürükler. Her şeyde "dengeli olmak ve orta yolu bulmak" esastır. Bu kişiliğe sahip insanların, ruhsal yönden davranış bozukluğu içinde olduğu söylenebilir. Bu kimselerin ruh dünyalarını incelediğimizde, "vesveseli ve evhamlı insanlar" olduklarını görürüz. Bu tip insanlar, normal ve doğru olan davranışlara bile evham ve şüphe ile bakarlar.
Her evlilikte, "olumlu ve olumsuz yönler" mutlaka olacaktır. Önemli olan, iyi ile kötü arasındaki "orta yolu" bulabilmektir. Her şeyi ile mükemmel bir insan olmadığı gibi, her şeyi ile mükemmel bir evlilik de olmaz.




