3Y‘ yani ‘Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar‘ı kaldırma vaadiyle iktidara gelen AKP, geçen 8 yıllık sürede yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının ve şaibelerin bitmesini sağlayamadı. 2003 yılından itibaren AKP iktidarı döneminde her yıl hazırlanan İlerleme Raporları‘nda yolsuzluk başlığı artık kalıcı bir bölüm hale geldi. 7 yıldır hazırlanan her raporda, iktidarın yolsuzlukla mücadele çabası yetersiz bulunurken, özellikle 2009 raporundaki "Yolsuzluk pek çok alanda halen yaygındır" ifadesi gelinen noktayı açıkça gösteriyor.
Önce Adana‘da Aytaç Durak‘ın görevden alınmasıyla başlayan, ardından Elazığ‘da Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu hakkında ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları üzerine İçişleri Bakanlığı‘nın müfettişlerini gönderip soruşturma başlatması, AKP‘nin 8 yıl önce iktidara gelirken ‘yolsuzlukla mücadele sözünde‘ ne kadar başarılı olduğu sorusunu gündeme getirdi.
‘3Y‘ yani ‘Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar‘ı kaldırma vaadiyle iktidara AKP, geçen 8 yıllık sürede yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının ve şaibelerin bitmesini sağlayamadı. Özellikle Başbakan Erdoğan‘ın partisinin ‘3Y‘ formülüyle iktidara geldiğini hatırlatarak "Yoksulluk, yolsuzluk ve yasakları kaldıracağız dedik. Bu konuda asla taviz vermeyeceğiz. 3Y sözümüze sonuna kadar sadık kalacağız" sözünü sık sık hatırlatmasına rağmen, başta kendi partisi olmak üzere çeşitli partilere mensup belediyelerdeki ‘yolsuzluk‘ iddiaları bir türlü bitmek bilmiyor.
Belediyelerin imar değişikliği konusundaki kararları, büyük tartışmalara neden oluyor. Bu yöndeki sıkıntılar kendisine kadar ulaşan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, belediyeleri " Bir dönemde 800 defa imar değişikliği yapan belediye var. Sürekli imar değişikliği yapılması şaibe getiriyor. Bunları şeffaf yapın. Burada hiçbir kapalılık kalmasın. Hiçbir usulsüzlük olmasa bile kapalı devre yapıyorsanız imar değişikliği demek şaibe demektir" diye açıkça uyarması, hükümetin karşı karşıya bulunduğu zor durumu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Yolsuzluk, AB raporları‘nda
Türkiye‘deki yolsuzluk iddiaları ve davaları, AB İlerleme Raporları‘nın önemli başlıklarından birisi haline geldi. AKP‘nin iktidara geldiği tarihten itibaren her yıl yayınlanan İlerleme Raporları‘nda ‘Yolsuzlukla Mücadele Tedbirleri‘ başlığı altında Türkiye‘nin yıllık karnesi çıkarılıyor.
AKP iktidarının ilk yılında yayınlanan 2003 raporunda "Yolsuzlukla mücadele tedbirlerinin kabul edilmesi konusunda bazı gelişmeler kaydedilmiştir. Bununla birlikte, araştırmalar yolsuzluğun Türkiye‘de çok ciddi bir sorun olarak varlığını sürdürdüğüne işaret etmektedir" deniliyor.
2004 raporunda eski Başbakan Mesut Yılmaz ve bazı bakanların yargılanmasına atıfta bulunulurken, bu konudaki kaygıların devam ettiğini şöyle dile getiriliyor: "Yolsuzlukla mücadele etmek üzere kurulan çeşitli hükümet ve meclis birimleri ile diğer yapıların verimliliği ve etkinliği kaygılara neden olmaktadır. Politikaların tutarlılığı ile koordinasyon ve işbirliği zayıftır".
2005‘te ciddi bir sorun
2005 raporunda ise "Geçen yıl yolsuzlukla mücadele tedbirlerinin kabul edilmesinde bir miktar ilerleme kaydedilmiştir. Bununla birlikte, araştırmalar Türkiye‘de yolsuzluğun ciddi bir sorun olmaya devam ettiğini göstermektedir" vurgusu yapılıyor. Raporda, kamu görevlilerinin mal beyanında bulunmaları zorunlu olmakla birlikte, bunların doğruluğunun uygun şekilde tahkik edilmesinin sağlanmasının bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekiliyor.
2006 raporunda, bilgi edinme hakkı ve iki bakanın yargılanmasına ilişkin karar olumlu şekilde değerlendirilirken, "Bununla birlikte, bazı konular ele alınmayı beklemektedir. Son yıllarda gösterilen çabalara rağmen, yolsuzluk Türk kamu sektöründe ve yargısında yaygın olmaya devam etmektedir" ifadesine yer veriliyor. Raporda, özellikle parlamenter dokunulmazlığın geniş kapsamının Türkiye‘deki yolsuzluk bağlamında önemli bir sorun olduğu vurgulanıyor.
Bir strateji yok
2008 raporunda ise, Türkiye‘nin GRECO‘nun 2005 yılı ilk ve ikinci ortak değerlendirme raporlarında yapılan tavsiyelerin üçte birini uygulamaya koyduğuna işaret edilirken, "Bununla birlikte, Hükümet kapsamlı bir yolsuzlukla mücadele stratejisi hazırlayamamıştır. Bu alanda politika belirleme konusunda yeterli siyasi destek alınamamıştır" deniliyor.
Yıl içerisinde ortaya çıkan gayrimenkul şirketleri, yerel yönetimler, üniversiteler ve Almanya‘daki Deniz Feneri adlı hayır kurumunun adlarının karıştığı yolsuzluk olaylarının basında sıkça yer aldığı belirtilen raporda, "Genel olarak, yolsuzlukla mücadele alanında sınırlı bir ilerleme kaydedilmiştir. Yolsuzluk halen yaygındır" ifadesine vurgu yapılıyor.
Geçtiğimiz yıl yayınlanan 2009 raporunda Meclis‘in TCK‘da yaptığı değişiklik, Kamu Etik Kurulu‘nun kararı ilk verdiği bir kararı, Deniz Feneri Derneği ile ilgili soruşturmanın Türkiye boyutunun devam etmesi ‘olumlu‘ bulunmasına rağmen Türkiye‘de yolsuzlukla mücadelede sınırlı ilerleme sağlandığı belirtilirken, "Yolsuzluğun önlenmesine yönelik yasal çerçeve iyileştirilmiştir. Ancak, yolsuzluk pek çok alanda halen yaygındır. Türkiye‘nin yolsuzlukla mücadele stratejisini tamamlaması ve soruşturmalar, iddianameler, kovuşturmalar ve mahkûmiyetlere ilişkin izleme mekanizması oluşturması gerekmektedir" deniliyor.
Pek çok alanda hâlâ yaygın
2007 raporunda Genelkurmay Askeri Mahkemesi‘nin ilk kez, bir muvazzaf korgenerali yolsuzluk nedeniyle hapisle cezalandırdığı yine Yüce Divan‘da bir ihalede yaşanan düzensizlikler nedeniyle eski bir enerji bakanına ertelenmiş hapis cezası verildiğini kaydedilirken, yolsuzluğun hala var olmaya devam ettiği şu ifadelerle dile getiriliyor: "Genel olarak, yolsuzluk yaygın olup, yolsuzlukla mücadelede sınırlı ilerleme sağlanmıştır. Bir yolsuzlukla mücadele stratejisinin oluşturulması, bu stratejinin uygulanması koordine etmek üzere merkezi bir kurumun oluşturulması ile güçlendirilmiş mevzuat büyük önem taşımaktadır"




