1) Bebeklik çağını kaçırmayın!

Henüz bebeklik dönemlerinde, onlara ilahi ve şiir okumaya dikkat edin. Bebeğinize şarkı söyler ve onunla şakalaşırsanız gelişimine o kadar katkıda bulunursunuz. Nesneleri anlatın. Ona bazı nesneleri isimlendirip tarif edin, diğer nesnelerle karşılaştırın, ne işe yaradıklarını açıklayın. Sizi pür dikkat dinlediğini fark edeceksiniz!

2) Çocuğunuzla konuşun!

Çocuklarınızı dinlemek ve onlarla konuşmak, anne-babaların yapabileceği en önemli işlerden birisidir. Kimse onunla konuşmazsa konuşmayı öğrenemez ve kimse onu dinlemezse beyni pratik yapamaz; dolayısıyla iletişim kurmayı beceremez. Çocuklar, başkalarıyla iletişim kurmayı ne kadar iyi öğrenirlerse yarınki toplumun da o kadar huzur içerisinde olacağını unutmamak gerekir. Zekâ gelişiminde anne şefkati ve baba merhametinin etkisini asla göz ardı etmeyin!

3)Dikkatinizi ona verin, dikkatini çekin!

Çocuğunuz konuşurken bütün dikkatinizi ona verin. Sırtınızı dönmemeye çalışın, diz çöküp göz kontağı kurun. Ona bir şeyler okuyun. Çocuğunuza bir şeyler okumak, dilini öğrenmesini sağlar, algılarını, dikkat genişliğini artırır. Bu yüzden kitapları hayatınızın bir parçası haline getirin, çocuğunuzu uyuturken mutlaka ona okuyun. Çocuğunuzun ilgisini çekmeye başladığında harflerin şekillerini göstererek okuyun, böylece bazı çocuklar okumayı 3 yaşından itibaren öğrenebilir.

4) Müziğe dikkat edin

Çocuğunuzun müzik dinlemesi için uygun imkânı sağlayın. Müzik onun zihinsel ve duygusal gelişimini zenginleştirecektir. Müzik ve matematik yeteneği birbirleriyle alakalıdır. Çocuğunuzun sevdiği ya da hoşlandığı müzik türünü sevmesine izin verebilirsiniz. Davullar, ziller ya da başka araçları kullanarak gürültü patırtı çıkarmasına bir süre katlanın.

5) Televizyonu ortadan kaldırın

Çocuğu oyaladığı için bugün birçok annenin tercih sebebi olan televizyonu evden kaldırmak, çocuk gelişimi için olmazsa olmaz bir etkinliktir. Çocuğa televizyon izletmek yerine sizin seçtiğiniz çizgi filmleri, DVD‘den izlettirebilirsiniz. Gelişimi için hem daha güvenli ve hem de daha sağlıklı olacaktır. DVD‘den aynı çizgi birkaç defa tekrar tekrar izlemesi problem oluşturmayacaktır, bu öğrenmesini daha da güçlendirir.

6) Uyuturken ona hikâye anlatın

Çocuğunuzu uyuturken ona sahabe hayatlarından ya da İslam kahramanlarından hikâyeler anlatabilirsiniz. Bu hem çocuğunuzun daha rahat uyumasını, hem de tekrar ile kelime hazinesini geliştirmesine yardımcı olur. Aynı zamanda kalbindeki istikametin de belirlenmesine yardımcı olacaktır.

7) Ürettiklerini beğenin!

Çocuğunuza mutlaka beğenilerinizi sunun. Yaptıklarına iltifat edin ve onları herkesin görebileceği bir duvara asın. Sözgelimi çizdiği bir resmi, buzdolabının üstüne, misafir odasında aynaya vs. yerlere asabilirsiniz.

8) Oynayarak öğrenmesine izin verin!

Çocuğunuzun oynayarak öğrenmesine izin verin. Bırakın boyasın. Etrafı kirletmesinden çekinmeyin, etrafın ne önemi var?  Çocuklarınızın boya kalemleri ve oyun hamurlarıyla vakit geçirmesine engel olmayın çünkü bunlar el becerilerini artırır ve sanatsal bir şekilde kendilerini ifade etmelerine yardımcı olur. Yumurta kutularını atmayın, alışveriş paketlerini saklayın, tuvalet kâğıtlarındaki ruloları da kesmek ve yapıştırmak için kullanabilirsiniz.

9) Gezerek öğrenin!

Çocuklar, geziler esnasında yetişkinlerden daha fazla öğrenirler. Daha fazla ve ilginç ayrıntıya dikkat ederler. Dolayısıyla çocuğunuzla birlikte muhakkak gezmeye çıkmalısınız. Bir parka, kütüphaneye ya da eski bir camiye gidebilirsiniz. Dikkat edilmesi gereken, bu geziler esnasında çocuklarınızı kesinlikle mağazalara ve alışveriş merkezlerine götürmeyin. Zaten çok katlı alışveriş merkezlerine yaş sınırlaması getirilmelidir.

Dayak, çocuğun zekâ gelişimini engelliyor!

Eğitimde elbette dayağın yerinin olmadığını hemen herkes bilmektedir. Gerek anne-babaların gerekse de eğitimcilerin çok iyi bildikleri bu gerçeğe rağmen bir eğitim ve öğretim metodu olarak ‘şiddet gösterisi‘ni kullandıkları da yine bilinen bir gerçektir. Çocukların, Allah‘ın, imtihan vesilemiz yaptığı, birer emaneti olduğunu akıldan çıkarmamakla sabrımızın zorlandığı durumlarda bile ‘dayağa‘ başvurmamayı başarabileceğiz demektir.

Fiziksel cezaların, çocuklar üzerindeki etkisinin incelendiği bütün bilimsel araştırmalar, tek bir gerçeği ifade etmektedir: dayak, çocuğun zekâ gelişimini engelliyor! Topyekûn eğitim süreci içerisinde çocukların olumsuz davranışlarının, dayakla düzeltilebileceğini zannetmek, yetişkinler için dayağın hak edilmesi demektir. Çocuklarda istenmeyen davranışların düzeltilmesi zekâ ve karakter gelişimiyle mümkünken, zekâ ve karakter gelişimini engelleyen bir araçla çocuklara olumluyu öğretmeye çalışmak tam anlamıyla dayaklık bir kendini bilmezliktir.

Dayak, çocuğun IQ‘sunu düşürüyor!

Sürekli fiziksel cezalarla karşılaşan çocukların IQ seviyelerinin, ailelerince uyarı yoluyla terbiye edilenlere oranla daha düşük olduğu, bütün araştırmaların ortak sonucudur. Çocuklarla konuşmanın çocukların beyinlerinin gelişmesini sağladığını, fiziksel cezanın ise çocukları korku içinde bırakarak öğrenme yeteneklerini sekteye uğratabileceğini anlamak zorundayız. Yüzlerce çocuk üzerinde araştırma yapan bir bilim adamı, dayak yiyenlerin IQ seviyelerinin diğer akranlarına oranla 3 ila 5 puan düşük olduğunu belirtmiştir. Bunun yanı sıra bir çocuğun ne kadar çok dayak yiyorsa testlerde o kadar az başarı gösterdiği ortaya çıkmıştır.

Korku ve strese dikkat!

Çocuklarla konuşmanın beyindeki bağlantılarda ve idrak yeteneğinde artışla ilgisi vardır. Çocuğu eğitmek ve doğruları göstermek için ebeveyn ne kadar az fiziksel ceza uygularsa sözlü iletişime o kadar ihtiyaç duyulur. Dövülmek ve tokatlanmak, çocuğun hayli yüksek bir biçimde stres altında kalmasına yol açan tehdit edici ve dehşete düşürücü bir şeydir. Unutmamak gerekir ki korku ve stres, zihinsel yetenekte kusurlara yol açabilir.

Muhabir: Haber Merkezi