Başörtüsü, düşünce özgürlüğü ve parti kapatma davalarında milleti yok sayan, 367 garabeti ve 411 vekilin iradesini hiçe sayan kararı ile tepki çeken Anayasa Mahkemesi, CHP‘nin başvurusu ile bir kez daha halk iradesi ile karşı karşıya.
Yeni bir hukuk kabusu yaşatmayın
Milletin seçtiği 411 vekilin, üniversitelerde başörtüsü yasağına son veren kararını kendini iktidar yerine koyarak "esas"tan görüşüp iptal eden, Demirel ve Sezer‘de aramadığı 367 imzayı, Gül‘ün Cumhurbaşkanlığı adaylığında şart koşan Anayasa Mahkemesi bir kez daha demokrasi testinde. Kamuoyu, Anayasa Mahkemesi‘nin kendi itibarını yerle bir eden bu kararları hafızalardan silinmeden ülkeye yeni bir 367 kâbusu yaşatmamasını istiyor.
Anayasa çiğnenmesin!
CHP‘nin her zaman olduğu gibi milletin hakemliği yerine Anayasa Mahkemesi‘nin hakemliğine başvurması, yüksek yargının da sürekli CHP‘nin talebi doğrultusunda kararlar alması tepki topluyor. Hukukçular, Anayasa‘da açıkça Anayasa Mahkemesi‘nin yalnızca "biçim" yönünden inceleme yapabileceğinin belirtildiğini vurgulayarak, Anayasa Mahkemesi‘nin, Meclis‘in ve Cumhurbaşkanı‘nın onayından geçen "değişiklik paketi"ne dokunmadan iade etmesi gerektiğini ifade ediyor.
TBMM, iki ay süren oylama maratonundan yorgun bir şekilde çıktı. Yürürlükte olan 1982 darbe anayasasının 26 maddesinin değiştirilmesini öngören teklif paketi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün onayına sunuldu. Gül‘ün de onayı ile referandum süreci beklenmeye başlandı. Bu konuda, yürürlükten kaldırılmış eski kanun maddesine dayanarak referandum sürecini 60 günden 120 güne çıkaran bir yorumda bulunan Yüksek Seçim Kurulu‘nun (YSK) kararının hemen ardından ana muhalefet partisi CHP, her zaman yaptığı gibi soluğu Anayasa Mahkemesi‘nde aldı.
YSK "ben de varım" dedi
Yüksek Seçim Kurulu, CHP‘nin itirazı doğrultusunda bir karar alarak, referandum süresiyle ilgili değişikliği yok saydı ve yürürlükten kalkmış bir hükme dayanarak süreyi 120 gün olarak belirledi. Hukukçular, şu anda olmayan, kaldırılmış olan bir kanuna dayanarak referandum tarihi için 60 yerine 120 gün yorumunda bulunan YSK‘nın siyasi bir karar alarak yeni bir "367" skandalına imza attığını ifade ediyor. Yüksek Seçim Kurulu‘nun, CHP‘nin istediği şekilde "120 gün" yorumunda bulunmasının altında, karmakarışık bir hale düşmüş olan CHP‘nin toparlanabilmesi ve Anayasa Mahkemesi‘nin olaya etki etmesi için zaman kazandırıldığının yattığı vurgulanıyor.
CHP yine halka değil mahkemeye gitti
CHP, başörtüsü yasağı, katsayı zulmü ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaptığı gibi bir kez daha Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanan ve 12 Eylül‘de halk oylamasına gidecek olan Anayasa değişiklik paketinin iptali için 111 imzayla Anayasa Mahkemesi‘ne başvurdu. Başvuruya 97 CHP, 6 DSP, 7 bağımsız ve DP Milletvekili Mesut Yılmaz imza attı. Değişikliklerin halkoylamasına gitmesini istemeyen CHP, gene milletin hakemliği yerine Anayasa Mahkemesi‘nin hakemliğini seçti. CHP tüm maddelerinin iptalini ve yürütmesinin durdurulmasını istedi.
CHP‘nin dilekçesi YARSAV‘dan
111 imzalı başvurunun Anayasa Mahkemesi‘nin eski raportörü ve YARSAV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Rıza Aydın tarafından hazırlandığı ortaya çıktı. Aydın‘ın başvuru dosyasını bizzat hazırlaması dikkat çekti. Uzun süre Anayasa Mahkemesi raportörlüğü yapan Ali Rıza Aydın, bir süre önce bu görevinden ayrılmış ve YARSAV‘ın son genel kurulunda yönetim kurulu üyesi seçilmişti.
Kendini Yasama yerine koyan mahkeme
Şubat 2008‘de üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakacak Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde TBMM‘de yapılan oylama, 103 ‘ret‘ oyuna karşılık 411 oyla ‘kabul‘ edilmişti. Değişiklik CHP tarafından Anayasa Mahkemesi‘ne götürülmüş ve mahkeme değişikliği ‘şekil‘ yönünde görüşmesi gerekirken, düzenlemeyi reddetmişti. Anayasa Mahkemesi‘nin bu kararı ise, "mahkemenin yetkilerini aşması" olarak değerlendirilmişti. Anayasa Mahkemesi‘nin görev ve yetkilerini belirleyen Anayasa‘nın 148. maddesine göre ise, mahkeme, Anayasa değişikliklerini sadece şekil yönünde denetleyip esas bakımından inceleyemiyordu. Ancak Anayasa Mahkemesi, Hürriyet gazetesi‘nin "411 el kaosa kalktı" diye manşetten verdiği 411 milletvekilinin onayı ile geçen başörtüsü yasağının üniversitelerde biraz yumuşatılmasını öngören anayasa değişikliğini "esastan" görüşerek, kendisini yasama organının yerine koymuş ve halkın büyük tepkisini çekmişti. Son Anayasa Değişiklik Paketi‘nde ise, bir daha böyle "yetki aşımı" durumu yaşanmaması için yeni bir düzenlemeye gidilerek, mahkemenin, Anayasa değişikliğiyle ilgili düzenlemeleri "ne şekil ne de esastan" denetleyemeyeceği özellikle vurgulandı.
Siyasi mücadelenin yargı‘ya yansıması
Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak da Anayasa Mahkemesi‘nin değişiklik paketini iptal etmesi durumunda en az 367 kararında ve daha önce 411 milletvekillinin kabul ettiği Anayasa değişikliğini iptalde olduğu gibi, büyük eleştiri alacağını belirterek şuna dikkat çekiyor: "367 kararı, Anayasa Mahkemesi‘ne itibar mı kazandırdı? Hayır. 411 milletvekilinin kabul ettiği Anayasa değişikliğini, şeklen değil esastan inceledi. İtibar mı kazandı? Sanmıyorum. Bunlar Türkiye‘deki siyasi mücadelenin yargıya yansımasıdır."
Kamalak, Mahkeme‘nin elindeki dosya durumuna göre hareket etmesi halinde 4 ay içinde bir davayı sonuçlandırmasının mümkün olmadığını dile getirerek, "Öncelik verse bile, her şeye rağmen 4 aylık süre içinde davayı esastan karara bağlayamaz" dedi.
Dokunulmaz kuruluşlardan birisi olan YSK‘nın kararlarının tıpkı Anayasa Mahkemesi ve HSYK kararları gibi kesin olduğunu söyleyen Kamalak, "Temyizi yoktur. İtiraz merci sadece kendisidir. Karar, YSK‘dan oy birliği ile çıktığına göre, oraya itirazın bir etkisi olmayacaktır" diye konuştu.
AYM olduğu gibi iade etmeli
Anayasa Mahkemesi‘nin değişiklik paketini şekil yönünden incelemesi gerektiğini kaydeden hukukçular, ikinci bir 367 faciası ile karşı karşıya kalınmaması ve hukuka güvenin selameti için mahkemenin değişiklik paketini olduğu gibi iade etmesi gerektiğini vurguluyor.
"550 Milletvekili de birleşse AYM iptal eder"
Başlıktaki sözleri, çok değil bundan iki ay önce CHP Sözcüsü Mustafa Özyürek, Başbakan Erdoğan‘ın başörtüsü yasağının üniversitelerde kalkması ile ilgili "411 Milletvekili birleşti, Anayasanın bir maddesini değiştirdi. Fakat Anayasa Mahkemesi iptal etti" şeklindeki sözlerine karşı söylemişti. Özyürek, Başbakan‘ın bu sözlerine karşılık: "411 değil 550 milletvekili de birleşse, o kararı Anayasa Mahkemesi iptal etmek zorundadır" demişti. CHP ile yüksek yargı arasındaki bu karşılıklı "güven"e dayalı ilişkinin boyutu düşünüldüğünde Mahkeme‘nin, "CHP‘nin etkisi altında kalıyor" eleştirilerine neden tepki göstermediği de anlaşılıyor.
Bir kez daha Anayasa çiğnenir mi?
Anayasa‘nın 148‘inci maddesinin birinci fıkrası: "Anayasa Mahkemesi, kanunların kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü‘nün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler.. "
Radikal Yazarı Cengiz Çandar:
Yüksek yargı, "ideolojik şato" oldu
"Yüksek yargı, epey bir süredir, hukuktan ayrılarak ‘ideolojik‘ ve ‘siyasi‘ kararlar üreten kurumları temsil eder hale geldi. YSK‘nın bu konudaki öncülü Anayasa Mahkemesi. Hukuk dışı ve ‘siyasal nitelikteki‘ kararlarının başında 2007‘deki mahut ‘367 kararı‘ geliyor. Anayasa Mahkemesi, 411 oyla TBMM‘nin kabul ettiği, kimilerinin ‘Kaosa kalkan 411 el‘ manşetiyle TBMM‘ye başkaldırdığı Anayasa değişikliğini iptal etmesiyle ‘yetki gaspı‘nın bir başka örneğini vermişti. Bütün bunlar, bir yandan da ve ‘yargı‘nın yasama ve yürütmenin üzerine çıkarak ‘kuvvetler ayrılığı‘nı ihlal etmesini ifade ediyordu. AİHM‘den dönen Yargıtay‘da onanmış kararları da eklerseniz, Türkiye‘de yüksek yargının pek iç açıcı bir profil çizmediği görülür.
Yani, Türkiye‘de ‘yüksek yargı‘, bir ‘hukuk dağıtım mekanizması‘ olmaktan çıkıp, bir ‘ideolojik-siyasi şato‘ haline geleli epey zaman oldu. O nedenle, CHP, Anayasa Mahkemesi‘ne başvuracağını duyurduğu vakit, halkın önemli bir bölümü Anayasa Mahkemesi‘nin CHP‘nin bir ‘alt-komisyonu‘ gibi çalışarak karar verecek olmasından, yakın geçmişteki örneklere bakarak kaygı duyuyor."
Adalet eski Bakanı Hikmet Sami Türk:
Mahkeme, incelemeyebilir bile
"Ortada henüz kabul edilmiş bir anayasa yok, sadece Meclis‘ten geçen bir metin var. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, bu gerekçeyle incelemeyi kabul etmeyebilir. Halk oylamasında kabul edildiği takdirde 10 gün içinde dava açılabilir. Halk oylamasında kabul edilip edilmeyeceği belli olmayan bir değişikliği Anayasa Mahkemesi‘ne götürmek çok gerekli değildi.‘‘
Takvim Yazarı Bülent Erandaç:
"Yeni 411 ve 367 arayışları"
"411, 367" kararlarına imza atan bir Anayasa Mahkemesi referanduma gitme kararını bile iptal edebilir.. Abdullah Gül‘ün Çankaya yolunu kesmek, cumhurbaşkanı seçimini iptal ettirmek için CHP lideri Baykal yüksek mahkemeye başvurmuştu. Anayasa Mahkemesi de bir hukuk skandalı olan 367 formülünü benimsemişti. Başörtüsü yasağını kaldıran Anayasa değişikliği TBMM‘de 411 gibi rekor bir oyla kabul edilmişti. Başörtüsü yasağına karşı toplumda oluşan mutabakat Meclis‘e yansımış, Meclis yasağı kaldırmıştı. Anayasa mahkemesi, Meclis kararını iptal etti. Anayasa Mahkemesi, evrensel hukuk ilkelerini çöpe atarak kendisini iktidar ilan etmiştir. Artık kanun koyucumuz, Anayasa Mahkemesi‘dir.
Bu yara devam ediyor. CHP, halktan kendisini iktidara getirecek oyu alamıyor, bazı anayasal kurum mekanizmaları ile "iktidarın" gücüne ortak olmaya çalışıyor. Meclis kilitlendiğinde söz milletindir."
Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can:
"Halkın seçmediği yargı, halkı temsil edemez"
"148. maddede, ‘Anayasa Mahkemesi şekil denetimi yapar‘, diyor. Biçim denetiminin dışına taşan bir eylem Anayasa Mahkemesi‘ni, Anayasa Mahkemesi olmaktan çıkarır, 11 kişinin bir araya gelerek, kendi siyasi görüşlerini deklare etmesi anlamına gelir.. Kimin yargı yetkisini kullanacağına, millet tarafından karar verilmesi gerekir. Danıştay, Sayıştay, YSK, HSYK, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimine halk katılmıyor ki. Peki, bu durumda yargı yetkisi nasıl halk adına kullanılıyor? Yargı söz konusu olduğu zaman, halk yok."
Eski bakan Ekrem Pakdemirli:
"Mahkeme özle ilgili karar veremez!"
"367 bir garabetti. Vatandaş, bunu seçimde dile getirdi. Bir garabet daha yaparlarsa, AK Parti‘nin ekmeğine yağ sürerler. Anayasa Mahkemesi, anayasa değişikliği paketine sadece şekil olarak bakabilir. Zaten Anayasa Mahkemesi‘nin özle ilgili bir karar verme şansı yok. Onlar da siyasi bir şey olduğundan böyle yaptılar. Şimdi özde bir inceleme yapılamaz. Şeklen bir yanlış varsa, ‘Şu şu uymadığı için iptal ettik.‘ diyebilir. Meclis de bu yönde şekil yanlışını düzeltir ama bunun dışında bir inceleme yapması, Anayasa‘ya göre mümkün değil."




