"Enflasyondaki gidişin yukarı doğru olması bir yandan siyasetin gerildiği bir ortama denk gelmesi ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullanan Radikal yazarı Mahfi Eğilmez, krizden çıkışa dair de bazı ipuçları veriyor...

Anayasa‘nın halkoylamasına sunulması tarihi Yüksek Seçim Kurulu tarafından 12 Eylül olarak belirlendi. 12 Eylül tarihi iktidar partisinin beklediği tarihe göre aşağı yukarı 2 ay daha geç bir tarih. Anayasa değişikliği sürecine kadar göreli olarak daha sakin giden siyaset, bu sürecin başlamasıyla birlikte giderek artan bir dozda gerilmeye başladı. İktidar partisi ile muhalefet partilerinin birbirlerine yönelik eleştirileri siyasal suçlamalara dönüştü. Zaman ilerledikçe Anayasa değişikliği, anlamını aşarak adeta bir genel seçim kampanyasına dönüştü.

Anayasa değişikliği sürecinde yaşanan siyasal gerginlikler piyasalar üzerinde fazlaca bir etki yaratmadı. Oysa geçmişte böyle bir gerginlik olsa piyasalar alt üst olurdu. Referandum için önümüzde yaklaşık 3,5 aylık bir süre olması bu gerginliğin beklenenden daha uzun süreceğine işaret ediyor. Oylama yaklaştıkça gerginlik artacak ve bu gerginlik piyasaları da ister istemez etkileyecek. Yine de Türkiye ekonomisinin son yıllarda siyasal gerginliklere karşı bir hayli direnç kazandığı ve geçmişteki kadar kolay ve derin etkilenmediği bir gerçek. Bunu son dönemde birkaç kez test ettik ve piyasaların eskisi gibi etkilenmediğini gördük. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi‘nin iptal kararı vermesi olasılığı (ki bu yüksek bir olasılık) halinde aynı düşünceyi taşımıyorum. Eğer bu alternatif gerçekleşirse o zaman siyasal gerginlik çok daha sert bir hal alabilir ve piyasalar daha fazla etkilenebilir.

Daha önce belirttiğim gibi IMF‘nin tahminlerini alırsak Türkiye‘nin 2010 yılında Avrupa‘nın en hızlı büyüyen ve en yüksek enflasyona sahip ülkesi olacağını görürüz. Zaten eldeki bütün veriler bu tahminlerin şimdilik doğru olduğunu gösteriyor. Enflasyondaki gidişin yukarı doğru olması bir yandan siyasetin gerildiği bir ortama denk gelmesi ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Anayasa için halk oylamasının yapılacağı tarih enflasyonun baz etkisi nedeniyle yüksek seyretmesi beklenen döneme denk geliyor. Bu durum Merkez Bankası‘nın olası bir faiz artırımını ertelemesine yol açabilir. Mali kural bu gibi hallerde önemli bir çapa görevi üstlenebilir. Ne var ki onun yürürlüğe girmesi de 2011 yılının başından itibaren olacak. Özetle söylemek gerekirse önümüzdeki dönem siyasal gerginliklerin artacağı ve bunlarla birlikte enflasyonun yükseleceği bir dönem olacak.

Türkiye böyle bir döneme girerken dünyada neler olacağı da bizim açımızdan çok büyük önem taşıyor. Bu konuda birçok iddia var. Bunların bir bölümü dünyada yeni bir çöküş yaşanacağını, bir bölümü ufak tefek dalgalanmalar olsa da bir çöküş daha yaşanmayacağını, bir bölümü de artık toparlanmanın başladığını öne sürüyor. Ben bunların üçünün de doğru olduğunu düşünüyorum. Küresel sistem neredeyse bir bütün halinde krize girdi. Ya da belki daha doğru ifade etmek gerekirse bazı ekonomiler önce bazı ekonomiler sonra derece derece krize girdi. Buna karşılık krizden çıkış hep birlikte olmayacak. Bazı ekonomiler krizden hızlı çıkacaklar, bazıları ikinci kez dip yapacaklar bazıları daha yavaş çıkacaklar.

O nedenle her ekonomi krizden çıkışta farklı bir görünüm içinde olacak. Ben ABD ve Türkiye‘nin krizden en hızlı çıkan ekonomiler olacağını düşünüyorum. Avrupa krizden yavaş çıkan bölgelerden birisi olacak gibi görünüyor. Avrupa‘da Almanya, Fransa gibi ekonomiler çıkışa geçti bile. Buna karşılık İtalya ve İspanya daha bir süre sıkıntı çekecek. Yunanistan‘ın bu krizden uzun yıllar çıkabileceğini sanmıyorum. Uzakdoğu ise krize zaten pek girmemişti. Türkiye, ekonomisini önceden toparlamış olarak bu krize girdiği için uzak doğu ülkeleri dışında krizden en az etkilenen ve dolayısıyla da en çabuk çıkacak ekonomi olacak. Bu, Türkiye‘nin rakiplerini geçmesi için büyük bir fırsat. Bu fırsatı siyasal gerginliklerle harcamamak gerek.

Muhabir: Haber Merkezi