Her hafta Pazar günleri bu sayfada yaptığımız ‘hidayet öyküleri‘ söyleşilerimizi takip eden okurlarımız bilecektir, geçen haftaki hidayet öyküsü söyleşimizi Jinekolog Hatice Kübra Hanım‘la yapmıştık. İhtida eden Doktor Hatice Kübra, Kuran-ı Kerim‘in, bebeğin anne karnına düştükten sonraki evrelerini anlatan ayetlerinden çok etkilendiğini bizlerle paylaşmıştı. Belki bu ayetlerin hem Arapçasını hem de Türkçesini biliyor olduğumuzu düşünsek de kullanılan terimlerin ne manalara geldiğini, neden bu kelimelerin seçildiğini çok da bilmediğimizi fark ettik. Bu hafta sizleri hayrette bırakacak bu kelimeler üzerinde duracağız...
Müminun Suresi 12, 13 ve 14. ayetler
12. Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.
13. Sonra onu az bir su (meni) hâlinde sağlam bir karargâha (ana rahmine) yerleştirdik.
14. Sonra bu az suyu "alaka" hâline getirdik. Alakayı da "mudga" yaptık. Bu "mudga"yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah‘ın şânı ne yücedir.
Bu ayetlerde ‘alaka‘ ve ‘mudga‘ kelimeleri dikkatimizi çekiyor. Bundan 1400 sene önce kullanılan kelimeleri hala araştıran bilim adamları karşılaştıklarıyla hem kendileri şaşırıyor hem de bizi şaşırtıyor, Rabbimiz şaşkınlığımızı ve hayretimizi tefekkürümüzle arttırsın...
Şimdi bu kelimeleri tek tek inceleyelim. Bir sülük ile ‘alak‘ dönemindeki bir embriyoyu (bebeğin anne rahmine düştükten sonraki ilk evresi) kıyaslarsak benzerlikler olduğunu görüyoruz. Bu küçük embriyo sadece şekil olarak bir sülüğe benzemiyor aynı zamanda annesinin kanından beslenmeye başlayarak tıpkı bir sülük gibi hayatını devam ettiriyor.
‘Mudğa‘
Son olarak bizim de en çok bildiğimiz manası ile kan pıhtısı demek olan alaka Rabbimizin izni ile yoğun kan damarları ile birlikte bir kan pıhtıcığından bir pıhtı halini alıyor, ancak üç hafta sonunda kendi içerisinde kanı taşımaya başlayabiliyor.
Ayetin devamında ise "mudğa" kelimesi karşımıza çıkıyor. Mudğa, çiğnenmiş et parçası manasına geliyor. Neden başka bir kelime ile değil de "çiğnenmiş" et parçası ile tarif ediyor Rabbimiz bize bu mucizenin alak‘tan sonraki dönemini?
Bu kelimenin kullanımının binlerle hikmetinden bir tanesi de şu olmalıdır ki, bu haftadaki embriyo, üzerinde diş izlerinin bulunduğu bir sakıza ya da et parçasına çok benzer. Bu benzerlikteki temel neden, embriyonun sırt kısmındaki omuriliğinin oluşmasıyla "çiğnenmiş" bir görüntü oluşturmasıdır.
Alemlerin Rabbi, hayretimizi artırsın!
İnsan hayretler içerisinde kalıyor, 1400 sene önce henüz mikroskop dahi bulunmamış iken, okuma yazması olmayan ancak herkesin O (sav)‘ın sözüne güvendiği bir zat, Allah‘tan aldığı müthiş ayetleri insanlarla paylaştığında kimse nasıl, niçin gibi sorular sormadı, tam bir teslimiyet içerisinde onun getirdiği mesaja inandı. Fen ve teknolojinin inanılmaz bir hızla ilerlediği bu zamanda Rabbimiz bize sahabenin teslimiyetiyle iman etmeyi nasib etsin.
"Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin" [Bakara suresi 32]




