"Türkiye bölgemizde olup biten her şeyde taraftır. İşte bu nedenle Türkiye; alçak koltuk,  Mavi Marmara saldırısı ve Barak‘ın Fidan ile ilgili suçlamalarının hedefi olmuştur" diyen Akşam gazetesi yazarı Hüsnü Mahalli, yaşanan sıkıntıların sebeplerini sorguluyor.

İsrail; Hizbullah ile diğer gruplar arasında savaş çıkartmak için çok uğraştı ama başaramadı. Hatta İsrail‘in umut bağladığı tarafların liderleri sırasıyla Şam‘ı ziyaret ederek Suriye‘nin Hariri suikastında bir rolü olmadığını ilan etti. Bunların arasında Hariri‘nin oğlu Lübnan Başbakanı Saad Hariri ve Suriye düşmanlığıyla ün salan Dürzi Valid Canbolat.

Böyle bu durumla karşı karşıya kalan İsrail, bu kez Hizbullah‘ın suçlanması için Uluslararası Hariri Mahkemesi‘ne dolaylı ve dolaysız baskı yapmaya başladı. İsrail ne pahasına olursa olsun Lübnan‘ı karıştırmak ve Hizbullah‘tan kurtulmak istiyor. Çünkü İran‘a saldırmayı planlayan İsrail ve hatta ABD, Hizbullah‘ın eşlindeki 30 bin kadar füzenin İsrail‘i ortadan kaldırabileceğini biliyor. Böyle bir olasılığa karşı geçen mayıs ayında çok kapsamlı bir tatbikat yapan İsrail, Lübnan üzerindeki emellerinden vazgeçmeyerek bu ülkenin barış ve istikrarına destek ve katkı sağlayan herkesten rahatsız.  Bunların başında da Suriye, İran ve Türkiye gelmektedir.

Çünkü Türkiye; Lübnan‘daki tüm tarafların barışması için çok yoğun çaba harcamış ve bunu başarmıştır. Çünkü Türkiye; Lübnan‘da etkili olan Suriye ve Suudi Arabistan arasındaki buzların erimesine katkı sağlamıştır. Çünkü zaman zaman İsrail yanlısı tavır sergileyen UNIFEL‘e asker veren Türkiye bu gücün Lübnan‘daki faaliyetleri ile ilgili olarak tüm gizli bilgileri bilmektedir. Belki de bu ve daha başka nedenlerden dolayı İsrail, Türkiye‘nin politikalarından çok huysuzlanmış ve 31 Mayıs‘taki Mavi Marmara gemisine saldırmıştı. Yani İsrail bilerek planlayarak ve kasıtlı olarak bu saldırıyı gerçekleştirmiştir. Tıpkı önceki gün Lübnan‘a saldırmaya kalkıştığı gibi.

Çünkü bir gün sonra yani dün uluslararası ajanslar, İran lideri Ahmedinecad‘a bir bombalı saldırı haberi verecekti. Çünkü yine bir gün sonra yani dün İsrail Savunma Bakanı Barak ikinci kez MİT Müsteşarı Hakan Fidan‘a yönelik suçlamalarını tekrarlayacak ve Sayın Fidan‘ın İsrail çıkarları açısından tehlikeli olduğunu söyleyecekti. ABD‘nin BM‘deki temsilcisi ise yine bir gün sonra uluslararası soruşturmayı kabul eden İsrail‘e sahip çıkarak bu soruşturma sonuçlarının aslında yaptırım gücünün olmadığını söyleyerek Tel Aviv‘in tehlikeli oyununa destek verecekti.

Bu oyunların farkında olan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Lübnan Başbakanı Hariri ve Amerikan Dışişleri Bakanı Clinton‘la konuşarak Türkiye‘nin pozisyonunu anlattı. Davutoğlu‘nun daha kimlerle konuştuğunu ya da konuşacağını bilmiyorum ama Türkiye bölgemizde olup biten her şeyde taraftır. İşte bu nedenle Türkiye; alçak koltuk,  Mavi Marmara saldırısı ve Barak‘ın Fidan ile ilgili suçlamalarının hedefi olmuştur.

İşte bu nedenle İsrail‘in son Lübnan saldırısının İran ve Suriye‘den sonra bir diğer hedefi Türkiye‘dir. Çünkü Türkiye başta Suriye, Lübnan ve Ürdün olmak üzere bölge ülkeleri ile vizeleri kaldırmakta ve bölgenin tüm sorunlarına çözüm aramaktadır. Oysa İsrail çözülmesi için uğraşılan bu sorunlarla varlığı ile yetinmemekte tersine yeni sorunlar yaratmaya çalışmaktadır. Yoksa durduk yerde İsrail askeri neden Lübnan topraklarındaki ağaçları izinsiz ve uyarıları dikkate almaksızın kesmeye çalışsın. Neden İsrail Savunma Bakanı Barak, durduk yerde Hakan Fidan‘ı hedef alsın. Neden birileri Ahmedinecad‘a suikast haberini servise koysun. Neden Türkiye son iki ayda bunca karmaşık, zor ve bir o kadar ilginç sorun ve gelişmelerle karşılaşsın!

Muhabir: Haber Merkezi