Şu anda elimde Lübnan asıllı ünlü yazar Amin Maalouf‘un 2009‘da yayınlanan son kitabı, "Çivisi Çıkmış Dünya" var.
Maalouf dünyanın çivisinin çıkmasına sebep olan önemli dönüm noktalarından biri olarak sık sık, çeşitli boyutlarıyla söz ediyor Irak trajedisinden. Bana en çarpıcı gelen bölümlerden biri de "demokrasi götürme harekâtı" batağa battıktan sonra; Batı‘da, özellikle de kimi Amerikan çevrelerinde yapılan yaygın değerlendirmeyle ilgili söyledikleri... "Bize söylendiğine göre, ‘Amerikalıların hatası, demokrasi istemeyen bir halka demokrasi dayatmak istemesi‘(...) Irak‘ta olup biten şey aslında, ABD‘nin demokrasi hayali kuran bir halka demokrasiyi getirememesidir. Iraklılar ne zaman oy verme fırsatı yakalasalar, yaşamları pahasına da olsa, milyonlarcası sandık başına gidiyor. İntihar saldırılarının ve bomba yüklü araçların tehdidi altında, seçim sandıklarının önünde kuyruk oluşturmayı kabul edecek başka bir halk var mı? Bu halkın mı demokrasi istemediği söyleniyor?"...
Yazımızı Maalouf‘un, bu trajedinin "son perdesi" olacak olan çekilme sonrası dönemi tasvir ettiği bölümle bitirelim: "Amerikan ordusu Antik Mezopotamya‘da lale tarlasındaki su aygırı gibi davranıyor. Özgürlük, demokrasi, meşru müdafaa ve insan hakları adına insanlar hırpalanıyor, dayak yiyor, öldürülüyor. Yedi yüz bin insan daha öldükten sonra, belli belirsiz bir özürle ülkeden çekilecekler. Yaklaşık 1 trilyon dolar, bazılarına göre bunun iki-üç katı para harcandı. Ama işgal edilen ülke eskisinden de yoksul. Terörizme karşı mücadele vermek isteniyordu ama terörizm hiç bu kadar azmamıştı. Başkan Bush‘un Hıristiyanlığı öne sürülüyordu ve artık her kilise haçının düşmanla işbirliği yaptığından kuşkulanılıyor. Sözde demokrasi getirilecekti, ama buna öyle bir şekilde kalkışıldı ki kavramın kendi bile uzun süreliğine gözden düştü.
Amerika Irak sarsıntısını atlatacaktır. Irak ise Amerikan saldırısını atlatamayacaktır; en kalabalık tarikatlar daha yüz binlerce ölü verecek; en zayıf tarikatlarsa eski hallerine bir daha asla ulaşamayacaktır."
Gülay Göktürk HÜRRİYET





