MHP lideri Devlet Bahçeli dün gazetecilerle sohbetinde, iki partili bir rejim kurmak için partilerinin tasfiye edilmek istendiğini; bazı medya kuruluşları, gazeteciler, başta Fethullah Gülen‘inki olmak üzere bazı cemaatler ve hatta CHP‘nin bilerek ya da bilmeyerek bu proje içinde yer aldığını ileri sürdü.

Bahçeli‘nin tasfiye planını iki aşamalı olarak tarif ettiğini söyleyebiliriz:  1) Referandum öncesi MHP tabanının "evet"e yönlendirilmesi için yürütülen yoğun kampanya, hatta psikolojik savaş. 2) Referandum sonuçlarının esas olarak MHP‘nin yenilgisi olarak değerlendirilmesi ve kimilerinin buradan hareketle bu partinin önümüzdeki genel seçimlerde yüzde 10 barajının altında kalabileceğini iddia etmeleri...

Bu tartışmayı şimdilik kesip "tasfiye" konusuna değinmek istiyorum: Bu konuda söyleyeceğim üç şey var: 1) Bazı odakların MHP‘yi tasfiye etmeyi veya daha yumuşatarak söyleyeyim, ülkücü hareketin etkisini iyice yitirmesini arzuladığı doğrudur; 2) CHP‘nin, (tıpkı benim gibi!) bilerek ya da bilmeyerek MHP‘nin tasfiyesi planına dahil olduğu yanlıştır; 3)MHP‘nin ve dolayısıyla ülkücü hareketin dışardan müdahalelerle tasfiye edilebileceğini sanmak hayalden de öte bir şeydir.

Toparlayacak olursak, Bahçeli ve diğer MHP yöneticilerinin, siyasi olarak kendilerini başarısızlığa uğratmak için ellerinden geleni yapanların (ki kimler olduğunu biliyoruz) gücünü ve sayısını abarttıkları kanısındayım...

Ruşen Çakır VATAN

Muhabir: Haber Merkezi