Seçim atmosferine girilirken başörtüsü yasağına ilişkin olarak yeniden başlayan alevli tartışmalar, iktidar ve muhalefet partileri için adeta samimiyet testine dönüştü.
Seçim atmosferine girilirken başörtüsü yasağına ilişkin olarak yeniden başlayan alevli tartışmalar, iktidar ve muhalefet partileri için adeta samimiyet testine dönüştü. Kangren sorun için Kılıçdaroğlu ile birlikte farklı bir noktaya gelen CHP‘de; üniversite öğrencilerine serbestlik, kamu görevlilerine ise yasağın devamını öngören rapor hazırlandığı iddiası, dün en yetkili ağızlar tarafından hemen yalanlandı. Bu konuda temkinli davranan AKP ise, çözüm için resmi teklifin CHP‘den gelmesini bekliyor. MHP ise, iktidar ve anamuhalefet partisinin uzlaşacağı metne destek vereceğini açıklayarak, adeta kaçak güreşiyor. Mağdurlar ve aileleri, ‘Artık konuşma değil icraat zamanı. Madem yasağın kaldırılması konusunda bir konsensus var. Hemen vakit kaybetmeden somut adım atın‘ çağrısı yapıyor.
CHP‘de rapor tartışması!
Yasak konusundaki tartışmalar hız kesmeden sürerken Prof. Dr. Sencer Ayata‘nın başkanlığını yaptığı Bilim Yönetim Kültür Platformu‘nun (BYKP) çözüm konusunda yaptığı çalışmayı tamamlayarak, raporu taslak halinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu‘na sunduğu ileri sürüldü. Ancak ortada böyle bir rapor olmadığı CHP tarafından yalanlandı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisine partisinin hazırladığı türban raporunun sunulup sunulmadığına‘ ilişkin bir soruya, ‘‘Ben bir rapor görmedim‘‘ dedi. CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, "Çalışmalarımız sürüyor. MYK‘ya ne böyle bir rapor, ne de böyle bir taslak sunulmadı" diye konuştu.
Raporda neler var?
Prof. Ayata‘nın hazırladığı öne sürülen türbana ilişkin taslak raporda, başörtüsü için üniversitede eğitim alan ile kamuda hizmet veren ayrımı yapılıyor. Taslağa göre, üniversitede yaşanan sorun bireysel hak ve özgürlükler kapsamında değerlendirilirken, memurlara yönelik yasağın kalkması ise kamuda hizmet veren konumundaki oldukları için kabul edilemez görülüyor. Ancak CHP tarihinde ilk defa başörtüsü yasağına karşı ilk kez tavır alınıyor ve şu ifadelere yer veriliyor: "Türban sorunu, öğrencilerin üniversitede okuyabilmesiyle ilgili bir sorundur. Bu nedenle dini bir sorun olmaktan çok bireysel hak ve özgürlükler kapsamında ele alınmalıdır. Bu kapsamda türbanlı öğrencilerin üniversitede okuyabilmeleri önündeki engeller, sağlanacak bir toplumsal mutabakatla kaldırılmalıdır." Ayata‘nın hazırladığı taslakta, kamudaki başörtüsü yasağının kalkmasına karşı çıkılırken, gerekçe şöyle ifade ediliyor: "Sorun şu anda üniversitelerde öğrenim gören kızların türbanla üniversiteye girememesidir. Başbakan‘ın türbanı okul öncesi ve ilköğretim için de isteyip istemediğini açıklaması lazım. Buraları kapsayacak şekilde, türban kullanılmasına onay veren bir yaklaşımı benimsediklerini beyan etmeleri halinde, müzakerenin anlamı olmaz"
YÖK‘ün yazısı alevlendirdi
İktidar ve muhalefet partileri arasındaki başörtüsü veya türbana çözüm arayışlarına dönük tartışmalar, YÖK‘ün İstanbul Üniversitesi‘ne gönderdiği yazı ile iyice alevlendi. YÖK, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi‘nde bir öğrencinin başörtüsü giydiği iddiası nedeniyle dersten çıkarılmasıyla ilgili olayın kendisine ulaşması üzerine üniversiteye gönderdiği yazıda, öğrencinin disiplin yönetmeliğine aykırı durumu nedeniyle sınıftan çıkarılamayacağına ve dersten çıkaran öğretim görevlisi hakkında soruşturma açılacağına karar vermişti. Ancak iki gündür süren tartışmaların kaynağı olan yazının başörtüsü değil şapka olduğu ortaya çıkmıştı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, İstanbul Üniversitesi‘nde dersten çıkartılan öğrencinin başında başörtüsü değil, şapka türündeki bir giysinin bulunduğunu söyleyerek, "Şapka türü giysi başörtüsü yasağı dolayısıyla öğrencilerin taktığı bir giysi oluyor. Yani mevzuata aykırı bir durum söz konusu değildi. Ama o halde dahi sınıftan çıkartılması gerçekten yanlış bir uygulamadır" demişti.
Kılıçdaroğlu: Daha ben bir rapor görmedim
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin hazırladığı türban raporuna ilişkin bir soruya, ‘‘Daha ben bir rapor görmedim‘‘ dedi. Kılıçdaroğlu, partisince Bolu Büyük Abant Otel‘de düzenlenen toplantıya gelişinde, gazetecilerin sorularını yanıtladı. CHP‘nin sosyal demokrat bir parti olduğunu, sosyal faaliyetlerinin de bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Abant‘da milletvekilleri ve MYK üyeleri ile yararlı bir toplantı yapacaklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, bugün ve yarın devam edecek toplantıda hem Türkiye‘yi, hem dünyayı, hem de partilerini konuşacaklarını ifade etti. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin, ‘‘Bazı gazetelerde CHP‘nin türban raporuna ilişkin haberler yer aldığını‘‘ ifade etmesi üzerine, ‘‘Daha ben bir rapor görmedim‘‘ diye konuştu.
"Bayanların ne giyeceğine müdahale etme ayıbından vazgeçin"
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Cumhuriyet Halk Partisi‘nin (CHP) baş örtüsü ile ilgili İran modelini sunmasını eleştirerek, bütün siyasi partilere ve erkeklere seslenip, ‘Bayanların ne giyeceğine müdahale etme ayıbından vaz geçin" dedi. Enerji Bir-Sen Başkanlar Kurulu toplantısına ve yeni seçilen Memur-Sen‘e bağlı Eğitim Bir-Sen Alanya Temsilcisi Hacı Mehmet Altuntaş‘a ve ekibine ‘hayırlı olsun‘ dileğinde bulunmak üzere Alanya‘ya gelen Memur-Sen Genel Başkanı Gündoğdu, önemli açıklamalarda bulundu. Bugünlerde baş örtüsü sorunu üzerinden yine birilerinin çıkış yapmaya kalkıştığını belirten Gündoğdu, sorunun çözülmesini isteyen bazı siyasi partilerin sorunu çözmek yerine yine sorun üzerinden yeni toplum mühendislikler yaptığına tanıklık ettiklerini söyledi.
CHP‘nin, ‘Evet bu sorunu çözeriz‘ demesini önemsediklerini ifade eden Gündoğdu, "Ama sorunu çözelim derken İran modeli gibi yarı açık yarı kapalı modeller önererek hâlâ sorunu algılamadıkları gerçeğini görüyoruz. Sorun baş örtüsü sorunu değildir. Sorun doğal hukukun garantörlüğünde olan evrensel hukukun garantörlüğünde olan bir insan hakkı olan küçücük bir sorunken, şimdi gerçek sorun. Bu sorun üzerinden yine siyaset üretme sorunudur. İdeolojik bakışlarını kızların başörtüsünü Anayasa Mahkemesi‘ne taşıyarak büyük bir ayıba imza attık. Bu ayıp dolayısıyla sizden özür diliyoruz.‘ Demek duruyorken, yine turnikeler arasına hapsetmeyi arzulayan çarpık bir bakışla karşı karşıyayız. Benim ana muhalefet partisi başta olmak üzere, bütün siyasi partilere ve erkeklere çağrım: Siz bayanların ne giyeceğine müdahale etme ayıbından vazgeçin. Bayanlar ne istiyorlarsa öyle giyinsinler. Başlarını örtmek istiyorlarsa istedikleri gibi örtsünler. Açmak istiyorlarsa açsınlar. Nasıl gelmek istiyorlarsa üniversitelere öyle gelsinler. Bugün kotlunun, mini eteklinin, sakallının ve kulağında küpe olan erkeğin girebildiği bu üniversitelere sadece başörtülüler giremiyorlarsa, ‘Efendim bizde girmesini istiyoruz ama bu laikliğe aykırıdır‘ diyen zavallılara da sesleniyorum: Biz laikliği Fransa‘dan aldık. Sizin bu görüş tavrınızla sürgün ettiğiniz bu kızlar yüz binlerce dolarlık sermayeyi dış ülkelere götürerek orada harcayarak laikliğin garantörlüğünde Fransa başta olmak üzere orada okuyabiliyorlar. Siz bu çocuklara gölge etmeyin yeter. Başörtüsünü yasaklamak ayıptır anlayışını gerçekleştirecek, özgürlük iklimini gerçekleştirecek anayasa değişikliğini yapın. Yeter diyorum" dedi.




