Bugün bile hala akraba ve yakınlarının ismini anmaya korktuğu şehit alimlerden İskilipli Atıf Hoca‘nın haksız yere idam edilmesinden sonra gizlenen mezarını 10 yıllık bir çalışma ile ortaya çıkaran heyette yer alan siyasetçi-yazar Dr. Mehmet Sılay, tarihe geçecek bu hizmetini kitaplaştırdı.
Atıf Hoca‘nın idamını ‘Yoksa erken dönem Ergenekon‘un ilk kurbanlarından mı?‘ diye sorgulayan Sılay, şipşak idam ve en ağır mahkumiyet kararlarının Endülüs‘ün son dönemini hatırlattığına işaret ederek, "Bunun adı, Endülüs‘te 14. Yüzyılda Müslümanlara karşı Katolikler tarafından İspanya‘da yaşanmış 8 asırlık İslam medeniyetini ve Müslüman varlığını ortadan kaldırmak için uygulanmış bir insanlık ayıbı olan Engizisyondur" dedi.
Bugün bile hala akraba ve yakınlarının ismini anmaya korktuğu şehit alimlerden İskilipli Atıf Hoca‘nın haksız yere idam edilmesinden sonra gizlenen mezarını 10 yıllık bir çalışma ile ortaya çıkaran heyette yer alan siyasetçi-yazar Dr. Mehmet Sılay, tarihe geçecek bu hizmetini kitaplaştırdı. Düşün Yayıncılık tarafından piyasa çıkan ‘İskilipli Atıf Hoca‘ isimli 380 sayfalık kitapta birçok tarihi bilgi ve belgeye yer veren Sılay, tarihin karanlık sayfalarında yer alan böyle bir acı olayın neden peşine düştüklerini, 80 yıldır gizlenen mezarı nasıl bulduklarını, bu çalışmada kendisine nasıl destek verildiğini anlattı.
Atıf Hoca‘nın Mamak‘ta bir parkın çimlerinin altındaki kemiklerine ulaştıktan sonra nasıl kimlik testi yaptıklarını akılda şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilimsel olarak ortaya koyan Sılay, kitabında bu tarihi hizmeti nasıl gerçekleştirdiklerinin yanısıra Atıf Hoca‘nın hayatı, eserleri ve özellikle idamına gerekçe gösterilen Frenk Mukallitliği Kitabı‘nın orijinal Osmanlıcası ve Latince çevirisine de yer verdi.
Ali Rıza Efendi‘nin idam kararı...
TBMM arşivlerindeki İskilipli Atıf Hoca ile aynı mahkemede yargılanan Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi‘nin idam kararını da kitabına aktaran Sılay, mahkemede yargılama safhasının ayrıntılarına geniş şekilde yeniden yer verdi.
İstiklal Mahkemeleri‘ndeki yargılama usulleri ve hukuka aykırılıklara da dikkat çekilen kitapta, TBMM arşivlerindeki dosya ve zarfların araştırmacılara açılmasının önemine dikkat çekiliyor. Çünkü, Ankara İstiklal Mahkemesi Reisi Kel Ali‘nin 2470 idam cezası ilan etmesine karşın, Keskinli Cellat Kara Ali‘nin Tanin gazetesindeki bir röportajında 6128 kişinin sehpada ipini çektiğine dair röportajı yer alıyor.
"İstiklal Mahkemeleri dürüst bir kalem tarafından açıklanmalıdır"
Kitabın önsözünde İstiklal Mahkemeleri üzerine birkaç cümle kaleme alan Sılay, "İstiklal Mahkemeleri dürüst bir kalem tarafından mutlaka açıklanmalı ve aydınlanmalıdır" diyor. 27 Mayıs 1960 darbesinde başbakan asanların İstiklal Mahkemelerinin yanında yunmuş yıkanmış kaldığını vurgulayan Sılay, kitabı yazma gerekçesini şöyle özetliyor; "İskilipli Atıf Efendi yazdığı bir kitap yüzünden idam edilmiştir. Atıf Hoca gibi Esat Erbilli, Şeyh Said ve Müftü Ali Rıza Efendi millete gözdağı vermek ve sindirmek için zulmen idam edildiler. Cumhuriyet dönemindeki idamlar ve İstiklal Mahkemeleri mutlaka yazılmalıdır".
Atıf Hocayı yargılayan İstiklal Mahkemesi‘nin avukatsız, temyizsiz ve itirazsız bir engizisyon mahkemesi olduğunu yazan Sılay, Atıf Hoca‘nın idam tarihini cumhuriyet döneminin utancı, devlet terörünün ve zulmünün en acı hatıralarından birisi olarak adlandırıyor. Atıf Hoca‘nın idamını ‘Yoksa erken dönem Ergenekon‘un ilk kurbanlarından mı?‘ diye sorgulayan Sılay, şipşak idam ve en ağır mahkûmiyet kararlarının Endülüs‘ün son dönemini hatırlattığına işaret ediyor.
Bu idamın, 14. yüzyılda Endülüs‘te Müslümanlara karşı Katolikler tarafından İspanya‘da yaşanmış 8 asırlık İslam medeniyetini ve Müslüman varlığını ortadan kaldırmak için uygulanmış bir insanlık ayıbı olan Engizisyonuna benzediğini dikkat çeken Sılay, "Bireysel olarak yüksek sesle düşünürsek şüphesiz; İskilipli Atıf‘ın idamı evrensel adaletin intiharıdır" diyor.




