Diktatörlük, halk devrimi ve darbe: Mısır

İslam dünyasının en kıymetli ülkelerinden biri olan Mısır, 3 Temmuz 2013’te ülkedeki şuurlu Müslümanların doğrudan hedef alındığı acımasız bir askeri darbeye sahne oldu.

Abdussamet Karataş
Abdussamet Karataş Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Mısır’ın bataklığı: 3 Temmuz darbesi

İslam ülkesi Mısır’daki askeri darbenin üzerinden tam 9 yıl geçti. 3 Temmuz 2013 tarihinde Mısır ordusu içindeki Siyonistlerin güdümündeki komutanlar, hain emellerini gerçekleştirmek için devletin silahlarını millete doğrulttu. Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin 1 yıllık iktidarında diktatörlük rejiminden kurtulmanın, özgürleşmenin ve insan haklarına kavuşmanın ferahlığını yaşayan Mısırlılar, 3 Temmuz darbesi ile yeniden karanlık bir girdabın içine sürüklendi.

2012 seçimlerinde ülkenin siyasi tarihinde ilk kez halkın oylarıyla cumhurbaşkanı seçilen merhum Muhammed Mursi’nin yönetiminde tam da sivilleşmenin, özgürleşmenin ve insanca yaşamanın temelleri atılırken, 3 Temmuz askeri darbesi Mısır’ı yeniden Orta Çağ karanlığına döndürdü. Aradan geçen 9 yılda Mısır’da ekonomiden siyasete, hukuk sisteminden toplumsal işleyişe kadar hiçbir kademede işler yolunda gitmedi, Mısır darbecilerin yönetiminde hep daha da kötüye gitti. 2013’ten bugüne devlet kurumları tam anlamıyla darbecilerin kontrolüne geçerken darbeye karşı çıkan İhvan-ı Müslimin taraftarları en acımasız zulümlere maruz kaldı. Darbenin gerçekleştiği günden bu yana Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, Muhammed Mehdi Akif, Dr. Safvet Halil, Ebu Bekir el-Kadi, Tarık Gandur, Ferid İsmail Abdulhalim, Tarık Halil, Abdulfettah Hadar gibi İhvan liderleri cezaevinin sağlıksız koşullarında göz göre göre ölüme terk edildiler. Darbecilerin zulümlerine direnen nice isimsiz kahraman darağacında şehadet şerbetini yudumlarken, korku iklimi Mısır’ı günden güne çepeçevre sarmaya devam ediyor.

DARBECİLERİN DÖNEMİNDE HUKUK İFLAS ETTİ

Zalim diktatör Sisi’nin iktidarı döneminde Mısır’da “hukukun üstünlüğü” değil “üstünlerin hukuku” uygulanmaya başladı. Sisi’nin emirleriyle karar alan Mısır yargıçları, asılsız suçlamalarla binlerce İhvan mensubu hakkında idam kararı verdi. Bu kararların tamamına yakını Sisi tarafından imzalandı ve binlerce İhvan üyesinin infazları gerçekleştirildi. Darbeyle birlikte Mısır’da “İhvan-ı Müslimin Hareketi” haksız bir ithamla terör örgütü ilan edilirken İhvan liderleri ve mensuplarına en ağır cezalar uygulandı. Talimatlarını doğrudan Sisi’den alan darbecilerin hukuk sisteminde darbe mağdurlarına ve karşıtlarına hiçbir şekilde savunma hakkı tanınmadı. Darbe mağdurlarını savunma girişiminde bulunan avukatlar silah zoruyla susturuldu, insan haklarını savunan hukukçuların birçoğu tutuklandı, birçoğu da maruz kaldıkları baskılar sebebiyle Mısır’ı terk etmek zorunda kaldı.

ON BİNLERCE MISIRLI, ÜLKEDEN KAÇMAK ZORUNDA KALDI

Sisi’nin zalim uygulamaları sebebiyle can, mal ve namus güvenliği kalmayan on binlerce Mısırlı, darbeyle birlikte ülkelerini terk etti. İhvan-ı Muslimin üyeleri başta olmak üzere darbe karşıtı on binlerce Mısırlı, doğdukları, büyüdükleri, geçimlerini sağladıkları yerlerini yurtlarını terk edip başka ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Sisi’nin şiddet politikalarından kaçan muhalifler, dünyanın dört bir yanına dağılarak kendilerini güvende hissettikleri ülkelere taşındılar. Ülke içinde kendisine muhalif oluşumlara tahammül edemeyen darbeci Sisi, kurduğu korku imparatorluğu ile Arap Baharı’nda halk darbesi ile devrilen diktatör Hüsnü Mübarek’in yolundan gittiğini defalarca kanıtlamış oldu.

MISIR’DA ÖZGÜR BASIN DİYE BİR ŞEY KALMADI

Mısır’da yaşanan insan hakları ihlalleri, darbe rejiminin muhalif medyaya yayın hakkı tanımaması sebebiyle dünyaya ne yazık ki servis edilemiyor. İktidarı eleştiren herhangi bir yayın neşretmenin ağır cezalara tabi olduğu Mısır’da medyaya çok sıkı bir denetim ve sansür uygulanıyor. Sisi’nin 9 yıllık iktidarında, yüzlerce medya kuruluşu kapatılırken bu kuruluşların tamamına yakınını İhvan-ı Müslimin çizgisinde yayın yapan gazete ve televizyonlar oluşturuyor. Darbecilerin yönetimi devralmasının hemen ardından İhvan-ı Müslimin’in kanalı Mısır 25 Televizyonu’nun yanı sıra El Cezire, El Hafız, En Nas kanalları bir bir kapatılılırken bu kanalların çalışanlarının birçoğu da rejime muhalefet etmekten tutuklandı. İktidar partisi ile aynı ismi taşıyan Hürriyet ve Adalet Gazetesi de darbe günlerinde kapısına kilit vurulan basın organlarından biriydi. Sisi’ye karşı olan darbe muhalifleri, medya faaliyetlerini Mısır’ın dışında yayın imkân buldukları ülkelerden devam ettirmeye çalışıyor.

# Basın

03 Tem 2022 - 04:30 - Gündem

Muhabir  Abdussamet Karataş


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Hasan İpek - Mısırda yaşananlar hoş değil ama halkı geri bırakılmış Müslüman ülkelerin durumu ortada ,iktidarı ele geçiren bakımcı keseri gibi kendine yontuyor ,bütün değerler çiğneniyor ,ilkesiz ,sahtekar, zalim yönetime dönüşüyor Bizim şuurlu müslümanların hali ortada herşey iktidara gelinceye kadarmış

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 03 Temmuz 08:26