Reklamı Kapat

Yedi yaşına geldiklerinde çocuklarınıza namazı emredin!

Yedi yaşına geldiklerinde çocuklarınıza namazı emredin!

Namaz, en az cihad kadar üzerinde hassasiyetle durulmuş İslam‘ın temel emirlerinden biridir. Raşid halifelerin ikincisi, Hz. Ömer‘e (ra) atfedilen bir söz de şöyle denilmiştir; "Namaz kılmayanın İslam‘dan hakkı yoktur" Namaz kılmayan çocuklara, ebeveynlerinin ne yapacağı konusundaki tartışma uzun zamandır sürmektedir. Hakikati bulmak için peşine düşmemiz gereken iki cevap var; bu konuda kaynaklar ne diyor, Hz. Peygamber‘in uygulaması nasıl olmuş?

Hz. Peygamber (sav)‘ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Çocuklarınız yedi yaşına geldiklerinde onlara namazı emredin. On yaşlarına gelince (namaz kılmazlarsa) onları dövün. Ve yataklarda aralarını ayırın." [1]

Yine konuyla alakalı bir diğer hadis: Resûlullah (sav), şöyle buyurdu: "Çocuk, yedi yaşına varınca namazla emredilir. On yaşına varınca (eğer namaz kılmazsa) dövülür." [2]

Muhtasar isimli metinde İmam Şafiî şöyle der: "Anne ve babaya gerektir ki evlatlarını terbiye edip onlara taharet ve namazı öğretsinler. Ve akılları erdiğinde (eğer namaz kılmazlarsa) onları dövmelidirler."

İmam Ahmed bin Hanbel ise hiç kimsenin namaz dışında bir günahtan dolayı küfürle itham edilmediğini, [3] ancak bile bile kasten namaz terkinden dolayı küfürle itham edildiğine Hz. Peygamberden şu hadisi delil getiriyor: "Kişi ile küfür arasında ancak namazın terki vardır."

Dihlevî de namazın İslam şiarından olduğunu ve çocukların buluğdan itibaren namaza zorlanacağını benimser. [4]

Hz. Ömer (ra)‘dan rivayet edilen bir hadiste: "Küçüğün iyilikleri yazılır, seyyiatı yazılmaz" [5] şeklindedir ki bu hadisten anlaşılan Dihlevî‘nin de işaret ettiği gibi küçüklerin ancak tasarruf ehliyetinden sonra mükellef olduklarıdır.

Önce bütün yollar denenmelidir

Namaz kılmayan çocuğun dövülebileceğine kail olan âlimler, bu eyleme geçebilmek için öncesindeki bütün yol ve yöntemlerin denenmiş ve netice alınmamış olması gerektiğinde ısrar ediyorlar. Yoksa çocuğu, ibadetin gerekliliği konusunda yeterince eğitip öğretmeden ilk iş olarak dayak cezasına başvurmayı hiçbir İslam âlimi öngörmemiştir.

Beyhakî ise dayakla ilgili hadislerin mensuh olduğunu onlarla hükmedilemeyeceğini, zira onların Hz. Ali (ra)‘dan rivayet edilen sahih şu hadisle neshedildiğini belirtir: "Kalem/sorumluluk, üç kimseden kaldırılmıştır. Küçük buluğa erinceye kadar, uyuyan uyanıncaya kadar... Hasta / mecnun, kendisine gelinceye kadar..." [6]

İslâm âlimleri, dayaktan çok rıfkla muameleden yana görüş belirtmişlerdir. Sevgi-merhamet ve şefkatle çocuğa yaklaşması gerektiğini benimseyenler şu hadisi delil getirmişlerdir:

"Ya Rabbi! Kim ümmetimin her hangi bir işini üzerine alır da zorluk çıkarırsa sen de onlara zorluk çıkar. Kim de ümmetimin bir işini üzerine alır da onlara rıfk ve mülâyemetle davranırsa sen de ona rıfk ve merhametle muamele et." [7] "Allah, rıfk sahibidir. Bütün işlerde mülayim olmayı sever." [8]

Beyhakî‘ye göre neshedilmiş bir hadisin uygulanması hususundaki ısrarın bir anlam ifade etmeyeceğidir. Nitekim Hz. Peygamber (sav)‘ın hayatında bu rivayetin fiili uygulaması olarak gösterilebilecek bir olaya tesadüf edilmemiştir. Ancak cumhur, te‘dib ve tadrib için çocuğun fiziki ve ruhi yapısına uygun olan dayağa cevaz vermiştir. [9]

Yine bu konuya ışık tutacak bir örnek olay da Hz. Ömer‘in ikazı ve tavrıdır ki son derece önemlidir. Uyuyan çocuğunu namaz kılması için uyandırmaya çalışan bir kadına tesadüf eden Hz. Ömer:

"Bırak onu! Akil baliğ oluncaya kadar o sorumlu değildir" [10] diyerek kadını bundan vazgeçirmeye çalışması Hz. Ömer gibi tavizsiz bir şahsiyetin bu konuda Resûlullah‘a muhalif düştüğü söylenemeyeceğine göre onun, Beyhakî‘nin de işaret ettiği gibi söz konusu hadislerin neshedilmiş olduğu kanaatinde olduğunu gösteriyor.

Kaynaklar

[1] Ebû Davut, Salât, 26, h.no: 495; İbn Ebî Şeybe, I/304, h.no:3482; Darakutnî, I/230; Hâkim, Müstedrek, I/311, h.no: 708; Beyhakî, Şuabu‘l-İman, VI/398, h.no: 8650;

[2] Ahmed bin Hanbel, III/404, h.no: 15276. Ayrıca bkz. İbn Ebî Şeybe, I/304, h.no: 3481; Ebû Davud, salât, 26, h.no: 494; Tirmizi, salât, 182,

[3] Tirmizi, iman, 9.

[4] Dihlevî, Hüccetu‘l-Baliğa, I/186.

[5] İbn Abdileber, et-Temhid, I/106.

[6] Ahmed b. Hanbel, Müsned, I/116

[7] Müslim, imare, 19.

[8] İbn Mace, edeb, 9.

[9] Münavi, Feyzu‘l-Kadir, IV/327.

[10] İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, I/382

26 Kas 2010 - 22:35 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?