Haksızlık mı ediyorum diye düşünüyorum bazen. Mesela geçenlerde kaleme aldığım, "Ordunun Solu" başlıklı yazıdan sonra da aynı şey oldu.
Neticede genci, yaşlısı bir sürü insan, gayet içten bir şekilde solculuk yapıyor. Orduyla filan ilişkileri yok. Hatta aralarında militarizme karşı olan birçok kişi var... Ama sonra karşıma öyle örnekler, öyle bağlantılar çıkıyor ki... "Ordunun solu" diye bir zümre olduğuna emin oluyorum...
Örneğin dün akşamki toplantının destekçisi "solcu işadamı" olarak tanınan Osman Kavala... 12 Eylül‘deki referandumda evinden çıkmayacağını belirten Kavala, boykot tercihini bize solculuk olarak sunmuştu kaleme aldığı bir yazıda. Şimdi de böyle bir girişimle karşımızda! Bu tavır bana çok tuhaf geliyor. Şu bakımdan: Çetin Doğan darbe hazırlığı yaptı mı? Bilmiyoruz. Ona mahkeme karar verecek. Biz (herkes) sadece eldeki verilerle yorum yapıyoruz. Peki, nasıl oluyor da, askeri darbelerden en büyük zulmü görmüş kesim olan soldan, askeriyeyi ve uzantılarını böyle hevesle savunan insanlar çıkabiliyor? Öyle ya... Seferberlik Tetkik Kurulu‘ nu... Özel Harp Dairesi‘ni... 1971 darbesini... Erenköy işkence köşkünü... 1977 katliamını... Kenan Evren cuntasını iyi tanıyan bir kesimdir sol...
Bizzat yaşamasa da, hafızasında böyle yakıcı bilgiler olan bir insandan, "asker" dendi mi, şöyle bir durması beklenir. O kurumun ideolojisi, eğitimi, topluma- siyasete bakışı köklü bir değişime uğradı mı ki "Çetin Doğan yapmamıştır" denebilsin? "Darbe Günlükleri" metnini okuyan vatandaşlar arasında şaşıran var mı? "O kesimde böyle şeyler yapılmaz" diyebilen var mı? Daha Eylül 2007‘de, "Lahika-1" adıyla toplumu yeniden şekillendirme planı yapmadılar mı? "Islak imzasıyla" birlikte ortaya çıkan ‘Eylem Planı‘nı ne çabuk unuttuk? Ergenekon dostları zaten vardı. Balyoz dostları da var... Ortanın Solu vardı, bu da Ordunun Solu işte!
Emre Aköz SABAH





