Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak, son tahliye kararlarının, başta ceza kanunu olmak üzere bütün kanunların yeniden gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya koyduğuna işaret etti.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak, son tahliye kararlarının, başta ceza kanunu olmak üzere bütün kanunların yeniden gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya koyduğunu söyleyerek, " Adaleti sağlayabilmek için kanunlarımızı, baştan sona gözden geçirmeliyiz. Kriter, adalet ilkesi ve uluslar arası hukuk kuralları olmalıdır. Eğer kanunları düzeltmeyecek olursak, bu tür huzursuzluklar ve kargaşalar artarak devam edecektir. Unutmayalım, eğri cetvel ile doğru çizgi çizilemez. Bozuk kanunlarla, adaleti sağlamak mümkün olmaz" diye uyardı. Parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yargıdaki tahliye kaosunu değerlendiren Kamalak, "Olaya nerden bakarsak, kabul edilemez bir durumla karşı karşıyayız. Hem tahliye bakımından hem de tahliye edilmeme açısından" dedi.
Kamalak, "Empati yapalım. 10 yıl içeride tutuklu olarak kalan insanlar, babamız, ağabeyimiz, amcamız bir yakınımız olabilirdi. Veya bizzat kendimiz olabilirdik. Bir zan üzerine bir kimsenin 10 yıl içeride tutulduğunu düşünün. Sonuç, muhtemelen beraat da olabilir. Bu hukuk devleti ve insan hakları bakımından, kabul edilemez bir durumdur" dedi. Ayrıca müebbetle yargılanan bir kısım insanların da tahliye edildiğini hatırlatan Kamalak, "Müebbetle yargılanmalarının sebebi, annemizi, babamızı, kardeşimizi katletmiş olması olabilir. Yani toplu cinayet, işlemiş sanıklar olabilir. Ama 10 yıl boyunca haklarında bir hüküm tesis edilmediği için şimdi tahliye ediliyorlar. Eğer gerçekten iddia edildiği gibi ise, 188-200 kişinin katili olarak suçlanan kimseleri bir daha ele geçirmek mümkün olur mu?" şeklinde konuştu.
Beş şey yapılmalı
Tahliyelerle başlayan kaosun bir kez daha bütün hukuk sisteminin yeniden gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya koyduğunu vurgulayan Kamalak, yapılması gerekenleri beş madde halinde sıraladı.
Devletin gerçek anlamda adaleti sağlamayı kendisine ilke edinmesi gerektiğini vurgulayan Kamalak, "Bu amaçla, özellikle ceza kanunu başta olmak üzere bütün kanunlar yeniden gözden geçirilmelidir. Ceza hukuku, kişilerin özgürlükleri ile ilgili olduğu için bir an evvel ele alınmalıdır" diye konuştu.
Özel ağır cezalar kaldırılmalı
Öncelikle özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması gerektiğini ifade eden Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak, "Bu mahkemeler, önceki DGM‘lerin yerini alan mahkemelerdir. Başlangıçta bütün suçları bu mahkemelerin alanına sokmak mümkün. Çünkü neticede bir ihbara bağlı. Son tahlilde, savcının iddianamesine bağlıdır. Ona göre yargılanacak. Vatandaşımız suçsuz olduğunu ispat edinceye kadar iş işten geçmektedir. Normalde iddia sahibi iddiasını, ispatlamakla mükelleftir. Ama bizde çoğu zaman insanımız, suçsuz ve masum olduğunu ispatlamak mecburiyetinde kalıyor. Bu hukuk devleti, adalet ilkesi ve insan hakları bakımından kabul edilemez bir durumdur" dedi.
Yine ‘çete‘ kavramının da yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayan Kamalak, "Keyfi uygulamalara meydan vermeyecek şekilde tanımlanmalıdır. Evet, ceza kanunu yorum yoluyla ve kıyas vasıtasıyla suç ihdas edilemez diyoruz ama; kıyasa ve yoruma son derece açık olan hükümleri de kanun maddesi olarak koyuyoruz. Örneğin, TCK‘nın 220. Maddesine göre, bir çeteden bahsetmek için en az üç kişi gerekiyor. Bir kişiyi suçlayan zat, aile fertlerini bu olayda işbirliği içinde olduğunu iddia etmesi yeterli. İşte size bir örgüt" dedi.
Yargı tek çatı altında toplanmalı
Çözümler içerisinde Yargıtay‘daki daire sayılarının artırılmasını da gösteren Kamalak, "Yine Adli bölge mahkemeleri faaliyete geçirilmelidir. Bu mahkemeler, 2004‘ün Eylül ayında kuruldu. Aradan 6 yıl geçti. Ama hala faaliyette değiller. Sistem tıkanıyor" diye konuştu.
Adli sistemin de tek çatı altında toplanması gerektiğini anlatan Kamalak, "Devlet tektir. Yargısal faaliyetler, bu çatı altında toplanmalıdır. Askeri yargılar, lağvedilmelidir. Askeri Yargıtay, Yargıtay‘ın içerisine alınmalıdır. Bir hilkat garibesi mesabesinde olan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Danıştay‘ın bünyesine dahil edilmelidir" dedi.
Hakimlerin özel olarak adalet duygusuyla, hukuk devleti çerçevesinde ve hakkaniyete uygun olarak yetiştirilmesi gerektiğini söyleyen Kamalak, "Hakimlerimiz, kamuoyuna göre, esen rüzgara, birilerinin tavsiyesi, telkini ve tehdidine göre değil, adalet ne diyorsa o yönde karar vermelidir. Böyle davranan hakimlerimiz sağ olsunlar var. Ama iki sene önce TESEV‘in araştırmasına göre, hakimlerin önemli bir kısmı, mevzu bahis devlet ise gerisi teferruattır diyordu. Biz diyoruz ki, mevzu bahis, vatandaş, hak ve adalet ise diğerleri teferruttır. Çünkü devlet, vatand




