Salih Uzun: "Erdoğan'ın yeniden adaylığı tartışmalı"

Türkiye'nin demokrasiyle mücadelesi zorlu ve sancılı başladı, öyle de devam ediyor. Son yıllarda demokrasi kavramı topluma yerleşmiş gibi görünüyordu.

Ancak şimdilerde  yeniden dillendirilmeye başlandı. Ekonomi, yargı, yönetim gibi kavramlarda bozulma başladığı zamanlarda demokrasi sorgulaması ve demokrasi isteği yeniden başlıyor. Bu sorgulamanın belki de en fazla arttığı dönemlerden birinin içerisinden geçiyoruz.

Böyle bir dönemde 1987 yılında kurulan Türk Demokrasi Vakfı; "Yeniden" diyerek yeni bir yapılanmaya içerisine  girdi. Ankara'da geniş katılımlı bir etkinlik düzenlendi. Etkinliğe, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi genel başkan yardımcılarıyla AKP Kurucusu ve TBMM başkanlarından Bülent Arınç da yer aldı.

Toplantıda Arınç'ın ''Kral çıplak' demenin zamanıdır" sözleri çokça tartışıldı.

Türkiye'nin demokrasi geleneğini, son yıllarda dillendirilmeye başlanan "demokrasi" isteğinin sebeplerini, Türkiye'nin sistem tartışmasını, yargıyı, eğitimi, siyasetin sertleşen dilini, 2023 seçimlerinin üzerine Türk Demokrasi Vakfı Başkanı, Anavatan Partisi Eski Genel Başkanı Salih Uzun, gazeteci Deniz Gez'in sorularını yanıtladı.

Adaylık tartışmaları başladı. En çok tartışılan konu ise " Cumhurbaşkanı Erdoğan yeniden aday olabilir mi?" Sizce Erdoğan'ın yeniden adaylığı mümkün mü?

"2023 Seçimleri otoriterlikle demokrasi arasında dönüm noktası olacak"

2023 çok önemli bir yıl olacak. Sadece seçim için değil ayrıca Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı. Birinci yüzyılı tamamlayacağız ve ikincisine geçeceğiz. Seçimler dönüm noktası olacak. Türkiye bir tercih yapacak, ya şimdiki otoriter popülist olarak adlandırdığımız yönetim devam edecek ya da tekrar demokrasiye dönülecek.

"Demokrasi ve hukuk karın doyurur"

Bugün, siyasal iktidarlar faiz ve kur politikasında ben tercihte bulundum diyor. Peki bu tercihlerinizin isabetli olup olmadığını sadece sandıkta mı soracağız? İşleyen bir demokraside sandığı beklemeden etkin yasama ve sivil toplumla iktidarların aldığı kararlar denetlenebilir. Yanlış politikalardan dönmesi sağlanabilir. Hani diyorlar ya "demokrasi karın doyurur mu?" Evet, demokrasi karın doyurur. Hukuk devleti karın doyurur. Hukuk devletinde problem varsa, ekmeğin paylaşımında da problem vardır. Bunlar bir biriyle ilişkili. İşleyen demokrasi yoksa gelir adaleti yoktur ve ekmeğiniz küçülür.

"Absürt ve ucube işlere Türk Modeli diyoruz"

Hiç olmayacak işlere, absürt işlere, ucube yöntemlere isim veremediğimiz zaman buna Türk modeli diyoruz. Ekonomide dünyanın hiçbir yerinde uygulanmayan tercihlerde buluyor adına "Türkiye Modeli" diyorlar. Yahut Türk tipi başkanlık sistemi. Böyle ucube, sistem bile diyemeyeceğimiz işlere Türk adını koymak millete haksızlık.

"Cumhurbaşkanlığı sistemi ile demokrasiden uzaklaşıldı"

Toplumda, entelektüel çevrelerde hatta devlet kurumlarının görev alanların zihinlerinde yeniden bir demokrasiye, demokratik prensiplere ve işleyişe dönüşe dair bir ihtiyaç var. Bu ilke ve prensipler doğrultusunda kurumların faaliyet göstermesi ihtiyacı var. Demokrasi ihtiyacının hızlandığı ve demokrasiden uzaklaşıldığı kanısının oluşmasındaki en büyük etken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi.

Bir yönetim sistemini demokratik kılan ilkeler ve prensipler belli. Bunlar neler? Başta güçler ayrılığı olacak. Güçler arasındaki ilişkiler makul çerçevede olacak, bu ilişkilerde güçler bir birini dengeleyecek ve denetleyecek ayrıca şeffaflık olacak. Bunun dışında yargının da bağımsız ve tarafsız olması gerekiyor. Bu ilke ve prensipler açısından baktığımızda mevcut sistemin ciddi problemleri olduğunu görüyoruz.

Şuan güçler ayrılığı dengeleri sağlıklı değil. Bugün yasama, yürütme organını dengeleyemiyor ve denetleyemiyor. Bugün parlamento bütçe hakkını kullanamıyor. Parlamento yıl sonunda şu kalemlere harcama yapman için yetki vermiştim sen nasıl bir harcama yaptın diye hesap sorabilmeli ama bunu göremiyoruz.

Yargı bağımsız ve tarafsız olmalı. Bağımsız olamazsa tarafsız olma imkanı da olmaz. Yargıda sorun yaşarsanız yürütmenin frenlenmesi, dengelenmesi ve hukukla engellenmesi mümkün olamıyor. Bu sefer de toplumun hak mücadelesi vermesi imkansız hale geliyor. Bütün özgürlük alanlarında daralma yaşanıyor. Bütün dengeleri eşit şekilde koyamadığınız zaman toplumun hayatına doğrudan etki ediyor. Eğer işleyen bir demokrasiniz olursa toplumun bugün yaşadığı ekonomik meselelerin büyük bir kısmı ya hiç olmazdı, ya da bugün yaşanılandan çok daha hafif atlatılabilirdi.

"Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem daha demokratik"

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem şuan ki sisteme göre daha demokratik. Sistemde parlamentoda bütçe komisyonuyla, kesin hesap komisyonunun iki yarı yapıyla kurulması öneriliyor. Bunun içinde de Kesin Hesap Komisyonu başkanının ana muhalefet partisinden olması var. Bu çok önemli bir şey. Yani yürütme organının bir sene önce kullandığı yetkiyi, bütçeyi, topladığı vergileri nereye harcadığının hesabını yürütme verecek. Bu hesabı soran da iktidar partisi mensubu değil, muhalefet partisi mensubu olacak. Demokratik prensipler ve demokrasi bakımından bu çok önemli bir mesele.

"Erdoğan'ın yeniden adaylığı tartışmalı"

Bence anayasa çok açık. Bir kişi iki kez halk tarafından Cumhurbaşkanı seçilir. "Sistem değişikliği öncesi sayılmaz" argümanı da var. Eğer öyle olsaydı, mutlaka bununla ilgili bir düzenleme olurdu. Buna dair hiçbir düzenleme kanun koyucu tarafından konulmamış. İstinası erken seçim kararı alınması, ancak bu şekilde aday olabilir. Sayın Cumhurbaşkanı bence ikinci dönemini dolduruyor. Metinden anladığım kadarıyla 3. dönem aday olamaz. Bunu anayasa hukukçuları tartışacak.

Yeri gelmişken, Türkiye'nin çok önemli hukuk tartışmaları var. Türkiye'de bulunan 84 tane hukuk fakültesinden herhangi bir ses duymuyoruz. Hukukçu olmayanlar görüş beyan ediyor ama fakültelerin dekanları, hukukçuları beyan etmiyor. Akademi sorunlu bir hale geldi ve Türkiye'nin sorunlu meselelerinde görüş beyan etmiyorlar. Hiç olmazda birinden ikisinden ses çıksın. Adaylık için de olabilir veya olmayabilir desinler. Kendilerini hiç mi sorumlu hissetmiyorlar?

Sizce gençler bu söylemler yüzünden mi ülkeyi terk etmek istiyor?

 Gençler umudunu kaybediyor ama biz gençlerden umudumuzu kaybetmedik. Çok donanımlı bir gençlik geliyor, benim bütün umudum onlarda. Evet, çok kırılganlar, çok kırgınlar son öz çekimlerini havalimanlarında çekip başka ülkelere giden gençlerimizin sayıları arttı. Bu Türkiye için çok temel bir problem ve risklerden biri. Bir beka meselesinden bahsediyorsak en önemlisi budur. İktidarıyla muhalefetiyle bu işe kafa yorulmalı. Gençleri yeniden ülkelerine güvenen ve onunla gurur duyan insanlar haline getirmek siyaset kurumunun işidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "sürtük" ifadesi bu kutuplaşmanın bir ürünü mü?

Normal şartlarda bunun hiçbir yerde kullanılmaması gerekiyor. Demokratik bir ülkede Cumhurbaşkanlığı makamında oturan birinin aklına bile getirmemesi gereken bir sözcük. İnsanlar bu sözcüğü tekrar ederken bile rahatsız oluyor. Bu sözcükler toplumu kutuplaştırır ve hiç kimseye yarar sağlamaz. Kendi tabanını konsolide etmek avantajlı gibi geliyor olabilir ama bu kutuplaşmadan kendileri de büyük zarar görecek. Bu iş değil, bundan bir an önce dönmek gerekiyor. Siyasal iklimini ve dilini yumuşaması lazım.  Eğer bu olmazda toplumsal barış zarar görür. Bunun sonucunda da gençlerimiz yaşama tercihinde bulunulmayan bir ülke haline geliriz. 


Türk Demokrasi Vakfı'nın yeniden yapılanması ne anlama geliyor?

Türk Demokrasi Vakfı 1987'de kuruldu. Bu ne anlama geliyor? 12 Eylül 1980'de askeri darbe yapıldı. 1982'de yeni anayasa kabul ediliyor. Bundan bir yıl sonra yeniden seçimler yapılarak sivil yönetimler yönetimi devralıyor. Demokrasisi gelişmiş ülkelerle temasların artırılması, ilişkilerin kurulması, ilişkilerin yeniden rayına oturtulması gerekiyordu. Demokratik ülkelerle sadece kurumlar üzerinden ilişki kurulması mümkün değildi, bu nedenle sivil ilişkilerin sağlıklı şekilde yürütülmesi gerekiyordu. Öyle bir ihtiyacın karşılığı olarak vakıf o dönemde kuruldu. Şimdi de aynı amaç doğrultusunda hareket etmek için yeniden yapılanarak Türkiye'nin demokrasi ihtiyacına katkı sağlamak için hareket ediyoruz.

29 Haz 2022 - 08:20 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

doğrusöyler - Zaten birşey alamazlar ki para alacaklardı oda olmadı. yirmi yılda hep kandırılıyoruz.. Adamların kavgası memleket millet değil koltuk kavgası aman elimizden gitmesin naneler görünmesin..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Haziran 11:01