Anadolu‘da, ilk fetih ordularının seri akınlarını takiben temelleri atılmaya başlanan camilerden Erzurum‘un payına Saltuklular tarafından inşa edilen Kale Mescidi (1125-1150?) ile Ulu (Atabey) Cami düşmüştür.
Saltuklu mimarisi erken dönem Türk mimarisinin seçkin örneklerini sunması bakımından büyük değere sahiptir. Sade bir üslubun hâkim olduğu bu mimarinin günümüze kadar gelebilmiş eserlerini bugün sadece Erzurum‘da görebilmekteyiz. Bunlar arasında, Erzurum Ulu Camii oldukça dikkat çekicidir.
Saltuklulara bağlanmakla beraber, Erzurum Ulu Camii‘nin tarihiyle ilgili farklı görüşler öne sürülmüştür. Bunda, camiin yapım kitabesinin elde olmayışı en önemli sebep ise de, kimi afakî bakışların etkisi de vardır. Sözgelimi bazı batılı kaynaklar Ulu Camii‘nin eski bir kilise olduğunu ileri sürmüşlerdir. Oysa, Tarihçe-i Erzurum kitabının müellifi Mehmet Nusret, bugün mevcut olmayan bir kitabeden hareketle, camiin 1179‘da inşa edilmiş olduğunu kaydeder. Aynı kitabeyi, yine bir batılı olan Lynch de görmüş ve binanın belirtilen tarihte Türkler tarafından yapıldığını açıkça belirtmiştir. Konuyu İslâm Ansiklopedisi‘nde (MEB Yay.) gündeme getiren Besim Darkot, aksi görüşlerin kaynağını, "câmiin kadîm bir mâbet yerinde inşa edilmiş bulunmasından galat" şeklinde işaret etmiştir. Bu arada, camiin 1049 (1639) tarihli en eski tamir kitabesinde "Hüseyin bin Nasuh Paşa kıldı Atabek Camiin ihya" denilerek Atabey olarak da bilinen Saltuklulara işaret edilmesi, önemli bir delildir. Genel kabullere aykırı bir durum olarak büyük Evliya Çelebi‘nin, Ulu Camii için "Akkoyunlu yapısıdır" şeklindeki hükmü ise, konuyla ilgili herhangi bir dayanağa yaslanmamaktadır.
Şu halde, gerek tarihî ve mimarî özellikleri gerekse bazı araştırmacılar tarafından zikredilen kayıp kitabedeki kayıtlar, Erzurum Ulu Camii‘nin Saltuklu yapısı olduğuna yeterli delil oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, ittifak edilen bir başka husus, camiin 1179‘da İzzeddin Saltuk‘un oğlu Ebu‘l-Feth Melik Muhammed (Nasuriddin Aslan Mehmet) tarafından yaptırılmış olduğudur.





