Kurdaş: Dünya Siyonizmi sadece Erdoğan'ın geleceğine yatırım yapmıyor

Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, gündeme dair TV5'te değerlendirmelerde bulundu.

Kurdaş: Dünya Siyonizmi sadece Erdoğan'ın geleceğine yatırım yapmıyor
Video için play'e tıklayın

Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, ülke gündeminde öne çıkan başlıklar üzerinden TV5'te Bilali Yıldırım'ın 'Buyurun Başlıyoruz' programında değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin derin ekonomik krizin içinden geçtiğini kaydeden Kurdaş, iktidarın söz konusu sorunlara ciddi bir tavır sergilemediğini vurguladı.

"Kur Korumalı Mevduat Sistemi" uygulamasıyla vatandaşın parasının faizcilere aktarıldığını ve hükümetin piyasalardaki pahalılığı 'şişirilmiş rakamlar' olarak görmesini eleştiren Kurdaş, şu şekilde konuştu:

"Ekonomi yönetiminin yapmış olduğu açıklamaları hem ciddiyetten hem de samimiyetten uzak görüyorum. Çünkü enflasyon rakamlarını bile 60'larda 70'lerde tutmaya çalışırken ki bu rakamlar bile gerçeği yansıtmıyor. Ayrıca Kur Korumalı Mevduat Sistemiyle diğer taraftan vatandaşın parasını rantiyeciye, faizciye aktarmasını da ayrı bir garabet olarak görüyorum... Merkez Bankası'nın nisan ayı verisine göre konut fiyatları yüzde 127 artmış. Peki konut fiyatları bu kadar artmışsa kira ne kadar artacak? Ne kira rakamları, ne faturalar, ne marketteki rakamlar, ne de akaryakıt rakamları yüksek pahalılık olduğunu gösteriyor ve bu rakamlar Türkiye'nin gerçekleridir. Rakamları balon gibi şişirecek olsak, bu hükümet patlar. Ama hâlâ suçu rakamlarda görüyoruz, istatistiklerde görüyoruz. İstatistikler bile hizaya çekilmiş, 'hazır ol' verilmiş, sipariş edilmiş istatistikler olmasına rağmen bu bakımdan konuşulan rakamların şişirilmiş olmasını söylemek de ekonomi yönetimi için handikap..."

AKP, 'MAVİ VATAN' İSRAİL'E HEDİYE EDİYOR

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Siyonist İsrail rejimiyle normalleşme adımlarına hız vermesini de gündemine alan Kurdaş, Türkiye'nin körfez ülkeleriyle normalleşmesinin ise söz konusu ülkelerin Siyonist İsrail ile yapılan normalleşmeden kaynaklandığını dile getirerek, şu şekilde devam etti:

"Artık dünya Siyonizmi, sadece AKP'ye ve Erdoğan'ın geleceğine yatırım yapmıyor. Devlet politikası haline gelecek adımları AKP'ye attırıyor. Şu an Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler bağlamında özellikle 'Mavi Vatan' kavramından vazgeçildi. Biliyorsunuz geçen senenin moda kavramı 'Mavi Vatan'dı. Bu kavramı en çok da Erdoğan, Doğu Perinçek'in adamları ve MHP de söylüyordu. Aslında doğru bir kavramdır. Özellikle Libya ile yapılan 'Münhasır Ekonomik Bölge' anlaşmasıyla birlikte önemli adımlar atılmaya başlandı. Bu devlet politikası şeklinde cereyan ediyordu ve hatırlarsanız Karamollaoğlu da Saadet Partisi de hatta muhalefetin bir kısmı da 'Münhasır Ekonomik Bölge' anlaşmasına destek vermişti ve önemli bir hamleydi. Sonuçta dünyanın en zengin gaz rezervleri buradaydı yani Müslümanların denizindeydi. Akdeniz bir Müslüman gölü olarak hüviyete sahip, varlığa sahip. 'Mavi Vatan' söylemi bir devlet politikası olarak sürdürülürken birden bire İsrail ile normalleşme süreçleri, ABD ile normalleşme süreçleriyle bağlantılı olarak da dış politikada 'Mavi Vatan' kavramı yerini 'İsrail gazı' kavramına bıraktı. Biz artık Libya ile 'Münhasır Ekonomik Bölge' anlaşmasını konuşmuyoruz. Niye konuşmuyoruz? Hatta 'Mavi Vatan' bağlamında Mısır da gelecek diyorduk ve yapıcı yorumlar yapıyorduk ki 'Aman sakın ola Ankara bundan vazgeçmesin' diyorduk. Ama sonuçta Türkiye İsrail ile normalleşme sürecine sokuldu. Ve İsrail'in normalleştikleriyle de normalleşmeye başladık. Biz keşke Suudi Arabistan'la Bahreyn'le körfez ülkeleriyle kendi irademizle normalleşseydik. Ama İsrail'le normalleştiler diye ABD ile normalleştiler diye onlar normalleştiği için normalleştik. Artık bu durumda devlet politikası haline yavaş yavaş geliyor. Herzog'un Ankara ziyareti bu durumu taçlandıran bir gelişmeydi. Ve nihayetinde bizim bakanlarımız gittiler, geldiler. İşte onların dışişleri bakanı Tükiye'ye gelecek. Yeni adımlar olgunlaşıyor ve biz Doğu Akdeniz'den, o rezervlerden, 'Mavi Vatan'dan vazgeçiyoruz."

"AKP, GARANTÖRLÜĞÜMÜZDEKİ ADALARI KORUYAMADI"

Akdeniz'de 'Mavi Vatan' söylemi kapsamında Türkiye ile Yunanistan arasındaki son dönemdeki adalar gerginliğine de değine Kurdaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi tek gündemimiz var adalar. Adalar ve Ege gündemi... Bakınız Yunanistan ne yapıyor adaları silahlandırıyor. İş işten geçmiş artık. Yunanistan adaları silahlandırmış, Dedeağaç başta olmak üzere Amerika'yı oraya yerleştirmiş. Şimdi de Ege Denizi kendilerininmiş gibi konuşuyorlar... Bizim uluslararası hukukumuz olan adalar silahlanıyor, Amerika yerleşiyor, bugünlerde gazetelere servis ediliyor. İş bittikten sonra. Oraya ilk helikopter indiği zaman, ilk Amerikan askeri inmeden, o binalar yapılırken adım atmak gerekirdi. Mesela Kardak Kayalıklarıyla ilgili krizde birileri 'üç beş kaya için bunlara ne gerek var' demişti. Hayır, konu üç-beş kaya sorunu değil. Yunanistan'ın adalardaki ilerleyişini durdurmaktı. Hani siz güçlü hükümettiniz? Hani her şeye hakimdiniz, dünyada ve Türkiye'de sizden habersiz uçan kaçan yoktu. Ama Ege Denizi'ndeki garantörlüğümüzdeki adalarımızı bile koruyamadınız." 

KARAMOLLAOĞLU'NUN GÜNDEME GETİRDİĞİ 'YÖNETİM İTTİFAKI'...

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun "Yönetim İttifakı" çıkışıyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulunan Kurdaş, şu ifadeleri kullandı:

"Bir Altılı Masa var. Muhalefet genel gidişat karşısında ister istemez bir alternatif oluşturma arayışında. Bu masa genelde CHP'nin özelinde konuşuluyor. Bu masanın etrafına baktığınızda diğer beş siyasi parti sol merkezli siyaset yapan bir parti değil. Diğer beş tanesini AKP'nin itiraz ettiği CHP'nin dışında düşünmek ve aslında CHP'nin sağ merkezli bir masaya oturduğunu akletmek gerekir diye düşünüyorum. Bakınız Altılı Masa'yı savunmuyorum, Muhalefetin savunmaya da ihtiyacı yok. Muhalefetin umut üretmeye ihtiyacı var. Muhalefet ne kadar umut üretirse o kadar özne haline gelecek... Bu bakımdan Sayın Karamollaoğlu'nın 'Altılı Masa'ya sunduğu teklifi aslında çok önemli bir şey. Karamollaoğlu aslında 'biz bir alternatif olalım' diyor. Sayın Karamollaoğlu, Meclis'in dışında temsil edilmeyen siyasi partilerle ilgili önemli bir alternatif oluşturuyor. Altılı Masa'da bir ittifak içinde ittifak var. Saadet var, DEVA var, Gelecek var. Onlar güçlü bir blok olarak orada var. Bu açında  Cumhurbaşkanı Erdoğan son döneminde dilini sertleştirdi. Kılıçdaroğlu'nu ve CHP'yi karşısına aldı. Erdoğan 'Altılı Masa'ya bakmayın, diğer partilere bakmayın, benim muhatabım CHP, sizin de muhatabınız CHP' olsun diyor. Yani sınır koyuyor. Doğal olarak Sayın Karamollaoğlu, şimdi ne diyor 'biz bir şey deklare edelim' diyor. Niçin? Çünkü şu an sert ve kirli dille ve saldırı cümleleriyle birlikte muhalefet köşeye sıkıştırılmaya çalışıyor. Mesela Kılıçdaroğlu, bir savunma yaptı. Bence yanlıştı. Onun için bir Yönetim İttifakı'na ihtiyaç var."

21 Haz 2022 - 19:41 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.