Dünyanın yaşayan en saygın entelektüellerinden biri olarak kabul edilen Noam Chomsky, 11 Eylül saldırılarının sorumlusunun ABD olabileceğini belirtti. Chomsky, "Analistlerin büyük bir çoğunluğu öldürülmüş olmasına rağmen Bin Ladin‘in ABD‘ye karşı olan savaşında birçok başarılar.

kazandığına inanıyor" dedi. ABD‘nin artık bir korsan devlete dönüştüğünü de kaydeden Chomsky, "ABD bir demokrasi olmaktan çıkıp küresel çapta kaçırma olayları düzenleyen, işkencelerde giderek daha da uzmanlaşan bir suikast devletine dönüşüyor" ifadelerini kullandı.

Ünlü dilbilimci ve aktivist Noam Chomsky, 11 Eylül Saldırıları ile ilgili yazdığı son makalesinde ABD‘nin dış politikasını ve El-kaide‘yi analiz etti. Chomsky, artık gerçeklerin üstünün kapatılamayacağını söyleyerek ABD‘nin küresel bir suikast devletine dönüştüğü söyledi. Chomsky, "Analistlerin büyük bir çoğunluğu öldürülmüş olmasına rağmen Bin Ladin‘in ABD‘ye karşı olan savaşında bir çok başarılar kazandığına inanıyor.

Eric Margolis, ‘O ısrarla ve tekrarla ABD‘yi İslam dünyasının kalbinden çekip dışarı atmak için onu iflas ettirerek yenmek gerektiğini ve bunun da ancak ABD‘yi küçük ama birçok parçadan oluşan pahalı savaşlara sürüklemekle mümkün olacağını söylüyordu‘ diye yazar Ladin hakkında. Mragolis‘in ifadeleriyle ‘ABD‘yi kanatmak‘ için kurduğu tuzaklara önce George W. Bush sonra ise Barack Obama sürüklendi. Devasa askeri harekatlar ve borç bağımlılığı ABD için artık doğallaştı. Bin Ladin, bir bakıma ABD‘yi yenmeyi başarmış tek adamdır. ABD‘nin içine yuvarlandığı, boğuştuğu borç bağımlılığı özellikle sağcı ve işgalci politikacılar ABD‘yi yönettikleri sürece artık kronikleşti. Demokratların ise devraldıkları politikaları olduğu gibi devam ettirmekten başka bir seçenekleri yok. Çünkü demokratlar da ABD‘nin resmi politikasını değiştiremezler.

ABD artık eğitim, özgürlükler ve serbest ifade hakkını tartışmayı bir yana bırakıp tamamen bir savaş devletine, tiranlığa dönüşmüş durumda" dedi.

ABD tuzağa düştü

ABD‘nin beklemediği bir tuzağa  düştüğünü kaydeden Chomsky, "Washington Bin Ladin‘in coşkuyla kurduğu tuzağa düştü ve şimdi çırpındıkça daha da derinlere batıyor, içine düştüğü örümcek ağı onu daha bir sıkı sarıyor. Saldırılardan sonra yazdığım 11 Eylül adlı kitabımda da belirttiğim gibi bölgeyi birazcık tanıyan bir kişi İslam dünyasına yapılacak toplu bir saldırının geri tepeceğini, Müslümanların Bin Ladin‘in iddialarına sahip çıkacağını ve bu durumun da ABD ve müttefiklerini içinden çıkılamaz bir tuzağa, yok oluşa sürükleyeceğini kolaylıkla kestirebilirdi. Dönemin Fransa Dışişleri Bakanı da bu gerçeği vurgulamıştı" şeklinde konuştu.

Bin Ladin başarılı oldu

Bin Ladin‘in ABD‘ye karşı verdiği savaşta başarılı olduğunu söyleyen Chomsky, "Emekli CIA yetkililerinden ve Bin Ladin‘i takip etmekten sorumlu Micheal Scheuer de ‘Bin Ladin ABD‘yi borç batağına sürükleyerek iflas ettirmek şeklindeki söyleminde hem oldukça tutarlı hem de zihnen açıktı‘ diyor. O büyük ölçüde ABD başta olmak üzere Batı dünyasının İslam dünyasına karşı olan yaklaşımını değiştirdi. Söylediklerini yapma konusunda büyük oranda başarılı oldu. Üsame Bin Ladin‘in 90‘larda yapmaya çalıştığı şeyleri ABD politikaları gerçekleştirdi. ABD‘nin İslam dünyasına karşı olan tutumu İslam dünyasını daha da sertleşmeye itti. Bu açıdan bakıldığında aslında Bin Ladin‘in tek müttefikinin ABD olduğu söylenebilir. ABD, politikalarıyla tam da Bin Ladin‘in istediklerini gerçekleştirdi. Şimdi Ladin öldüğü halde dünya onun istediği yöne gidiyor" dedi.

ABD ve İsrail işbirliği

Chomsky, 11 Eylül saldırılarının asıl aktörlerinin ABD ve İsrail olabileceğine dikkat çekerek, şunları söyledi: "Muhtemelen küresel çaptaki cihat hareketi 11 Eylül saldırılarından sonra kırılabilirdi. Oysa ABD bir demokrasi olmaktan çıkıp küresel çapta kaçırma olayları düzenleyen, işkencelerde giderek daha da uzmanlaşan bir suikast devletine dönüşüyor. Washington hiçbir zaman 11 Eylül saldırılarının el-Kaide tarafından yapıldığına dair halkı ikna edebilecek güçlü bir kanıt sunamadı. Amerikalıların üçte biri saldırıların arkasında bizzat ABD hükümeti ve İsrail‘in olduğuna inanıyor. Bu rakam İslam dünyasında çok daha yüksek. Şayet ABD 11 Eylül‘den sonra küresel çapta yaptığı operasyonlardan dolayı Lahey Adalet Divanı‘nda yargılansaydı sonuçlar ABD için hiç de iyi olmazdı."

G-8‘den Arap Baharı‘na 38 milyar dolar daha

G-8‘İN ekonomisinden sorumlu bir grup, Fransa‘nın güneyinde cumartesi günü toplandı. Toplantı sonucunda Tunus, Mısır, Fas ve Ürdün‘ün yapılandırılması için 2011-2013 yılları arasında G-8 kaynaklarından 38 milyar doların ayrıldığı duyuruldu. G-8‘nin Finans Bakanları ve Rusya‘nın temsilcisi, aldıkları bu kararın bölgenin istikrarına katkı sağlayacağını açıklarken, analistler bunu Ortadoğu‘da halk ayaklanmalarından sonra Batılıların ganimet paylaşımı olduğunu savunuyor. Ortadoğu‘da söz konusu devletleri ekonomik olarak borçlandırarak Batı‘ya bağlama girişimi olan bu toplantı sonrasında yeni hükümetlerin Batı‘ya bağlılıkları da test edilmiş olacak. Batılı devletler bir anlamda kaz gelecek yerden tavuk esirgemiyor. Ancak toplantı sonrasında açıklamalar yapan Batılı yetkililer, bu yardımın reformların desteklenmesi için yapıldığını söylüyor. Belirlenen miktarın ise IMF tarafından denetleneceği açıklandı.

İngiltere‘den işkenceyle mahkûm öldürme itirafı

Baha Musa adlı Iraklı mahkûmun İngiliz askerlerince ağır işkence sonucu öldürüldüğü kurulan soruşturma komisyonunca resmen açıklandı. Musa‘nın olayını incelemek için kurulan soruşturma komisyonu İngiltere‘yi kesin bir dille suçlu buldu. 2003 yılında tutulduğu hapishanede ağır işkenceyle öldürüldüğü açıklanan Musa‘nın vücudunda tam 93 tane ağır darp izi tespit edildi. 2 gün boyunca aralıksız işkenceye tabi tutulan Musa, günün sonunda işkenceye dayanamayıp öldü. Basra‘nın güneyindeki bir İngiliz üssünde işkenceye alınan Musa, İngilizlerin öldürdüğü tek mahkûm değil. Musa‘nın olayının ortaya çıkmasından sonra İngiltere‘nin gerçekleştirdiği işkenceyle mahkûm öldürme yöntemleri de yeniden gündeme geldi. Soruşturma komisyonu şimdi, İngiliz ordusunun sistematik işkencelerini soruşturacak. İngiliz General Peter Wall, olayın ortaya çıkmasından sonra İngiltere adına özür diledi.

ABD Kuveyt‘e yerleşiyor

ABD‘nin Irak‘tan çektiği askerlerinin büyük bir bölümünü Kuveyt‘e yerleştireceği belirtildi. Açıklanan takvime göre ABD‘nin yılsonunda birliklerini Irak‘tan çekmesi gerekiyor. Ancak Körfez bölgesinde kalmaya kararlı olan ABD, birliklerini Kuveyt‘e konuşlandıracak. Ortadoğu‘da gerekli görüldüğünde operasyonlar düzenlemek için kullanılacak olan bu birlikler daha çok İran‘a karşı tutulacak. Ancak bu birliklerin şimdilik en belirgin görevi Körfez bölgesinden ABD‘ye yapılan petrol sevkiyatının güvenceye alınması ve olası halk ayaklanmalarında bu birliklerin aynı zamanda isyan bastırıcı güç olarak da kullanılması olarak kararlaştırılıyor. AP‘nin bildirdiğine göre, ABD zaten binlerce askerini Irak‘ta tutmaya devam edecek ancak ihtiyaç fazlası askerlerini Kuveyt‘e konuşlandırıp bölgedeki varlığını güçlendirecek.  Ek olarak ABD, Irak‘ta binlerce CIA ajanının da kalması için Irak hükümetine yoğun bir baskı yapıyor.

Afganistan‘da gazeteciye 11 kurşun

ABD ordusu bu yılın başında BBC muhabirini ölümcül bir şekilde vurduğunu itiraf etti. Açıklamaya göre NATO öncülüğündeki işgalci güçlerin bir çatışma esnasında 25 yaşındaki gazeteci Ahmed Omed Khpulwak‘ı öldürdüğü, önce olayı ört pas etmek için çalıştığı, ancak gerçek ortaya çıkınca da özür dilenmek zorunda kalındığı ifade edildi. NATO ise Ahmed Omed‘i intihar saldırısı düzenlemek isteyen bir militana benzettiklerini bu yüzden de kendisine 11 kez ateş edilerek öldürüldüğünü açıkladı. NATO daha önce bu olayı kesin bir dille reddetmişti. Daha sonra gazeteciyi öldürdüğünü itiraf eden NATO‘nun gerekçesi ise inandırıcı bulunmadı. Çünkü Ahmed Omed‘in kardeşi, abisinin saldırı esnasında NATO birlikleriyle İngilizce konuştuğunu ve basın kartını gösterdiğini ancak buna rağmen yinede kendisine 11 kurşun sıkıldığını söyledi. Ahmed Omed savaş bölgelerinde haber yapmak için eğitilmiş ve iyi düzeyde İngilizce bilen bir gazeteciydi.

Mahathir Muhammed: 11 Eylül Müslümanların işi değildi

Malezya‘nın uzun süre başkanlığını yürüten ve ülkesini dünyanın en üretken ekonomilerinden biri yapan Mahathir Muhammed, 11 Eylül saldırılarının Müslümanlar tarafından düzenlenmediğini, bunun çok açık olduğunu söyledi. Muhammed, özellikle Arap Müslümanların bu çapta büyük bir operasyonu ABD topraklarında yürütebilecek imkânlara sahip olduklarını düşünmenin makul olmadığını ifade etti.

Malezya‘yı 22 yıl boyunca yönettikten sonra kendi rızasıyla yönetimden ayrılan Mahathir Muhammed, Bush‘un politikalarının ana ekseninin yalan söylemek ve dünyayı da bu yalanlara inandırmaya çalışmak olduğunu belirtti. Muhammed, kendi bloğunda şunları yazdı: "Bush Saddam‘ın kitle imha silahları konusunda açıkça, dünyanın gözlerinin içine baka baka yalan söyledi. Iraklıları, Afganistanlıları ve hatta ABD askerlerini yalanları uğruna ölüme terk eden bir yönetim neden 11 Eylül saldırıları konusunda yalan söylemesin ki?" Muhammed, büyük olasılıkla saldırıların arkasında ABD Hükümeti‘nin kendisinin olduğunu da yazısında belirtti. Muhammed, "Arap Müslümanların canlarını verecek kadar Batı‘ya kızgın olduklarına inanıyorum. Ancak bu çapta bir küresel operasyon yürütecek ve hem de ABD topraklarında dünyanın en iyi korunmuş bölgesinde, dünyanın en stratejik noktasını vurabilecek imkanlara sahip olduklarına asla inanmıyorum" dedi. Muhammed, dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair‘i ise "çocuk katili" olarak adlandırdı.

Muhabir: Haber Merkezi