Bütün istatistiklerde sınıfta kaldınız, sıkıntısını halk çekiyor

Bütün istatistiklere göre  iktidarın sınıfta kaldığını ifade eden Karamollaoğlu, “Ve bunun sıkıntısını iktidar değil, milletimiz çekiyor, biz çekiyoruz, bu ülkede yaşayan herkes çekiyor” dedi.

Bünyamin Güler
Bünyamin Güler Tüm Haberleri

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, gündeme ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu…

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Bugünün tarihi bir gün olduğunun altını çizen Karamollaoğlu, 25 yıl önce 8 İslam ülkesinin bir araya gelerek D-8’i kurduğunu hatırlattı.  D-8’in kuruluşunun üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen D-8 prensiplerinin aynı canlılığı ve önemini taşıdığını söyleyen Karamollaoğlu, “D-8’ler altı prensibi dile getirmişti. Nedir bunlar; savaş değil, barış. Çatışma değil, diyalog. Çifte standart değil, adalet. Üstünlük değil, eşitlik. Sömürü değil, âdil düzen. Baskı ve tahakküm değil, insan hakları, hürriyet ve demokrasi… Bugün dünyamız maalesef bir kaosun içerisine sürüklenmiş durumda. Nerdeyse topyekûn bir savaşa doğru  iteleniyoruz. Onun için bugün D-8’in prensiplerini benimseyen ülkelerin adedini artırmamız gerekirdi. D-8’lerin D-18’e veya daha yüksek adetlere ulaşmasını arzu ederiz. Ama maalesef Erdoğan iktidarı 19 yıllık iktidarından D-8’ler için bugün kılını bile kıpırdatmamıştır. İki dönem başkanlık görevini yaptılar ama D-8’lerin hayata geçirilmesi için hiçbir adım atmadılar” dedi.

“MÜCBİR SEBEP AK PARTİ İKTİDARI VE KURULAN SİSTEMDİR”

Bütün yetkinin Erdoğan’da olduğunu ve Bakanlar Kurulu ile Meclis’in herhangi bir kıymet-i harbiyesinin kalmadığının altını çizen Karamollaoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Diktatörlüklerde, krallıklarda, padişahlıklarda bundan daha ileri bir yetki hiçbir zaman olmadı! O zaman sistemi oturmuş kurumlar vardı, bugün yok; kimse Cumhurbaşkanı’nın kararlarını sorgulayamıyor! Bundan dolayı da bugün başımız dertten kurtulmuyor. Her ne kadar Sn. Erdoğan, ekonomideki başarısızlıklarını ‘mücbir sebepler’ diyerek açıklamaya çalışsa da, bunun böyle olmadığını hepimiz biliyoruz. ‘Mücbir sebepler’ başka ülkeleri 1 şiddetinde etkilerken, neden bizim ülkemizde bu 10 şiddetinde yaşanıyor? Neden enflasyon ABD’de ve Avrupa ülkelerinde en fazla yüzde 6-7 iken, savaş ve kriz olan ülkelerde dahi yüzde 20’leri geçmezken; bizde bu oran yüzde 60-70’leri geçip üç haneli rakamları buldu? ‘Mücbir sebep’; AK Parti iktidarı ve kurulan sistemdir. Başka türlü bunu açıklamak mümkün değil! Tek kişilik bir sistem ve tek kişinin her konuda karar vermesi şu anda bizim yaşadığımız en büyük problemdir.”

TÜİK RAKAMLARINA GÖRE BİLE SINIFTA KALDILAR”

Bütün istatistiklere göre iktidarın sınıfta kaldığını ifade eden Karamollaoğlu, “Ve bunun sıkıntısını iktidar değil, milletimiz çekiyor, biz çekiyoruz, bu ülkede yaşayan herkes çekiyor. Eğer bu sıkıntıları iktidar çekiyor olsa umurumda bile olmaz derim şahsen... ‘Kendi düşen ağlamaz’ deriz. Ama öyle değil ki! Aldıkları kararlar sebebiyle ülkemiz bugün bu sıkıntılarla karşı karşıya... TÜİK’e göre bile, bile diyorum, sırf resmi rakamları kullanırken; ‘bile’ edatını kullanmak zorunda kalışımız dahi iktidar adına utanç verici. Devlet kurumları böyle olursa, iktidarın doğru karar verme ihtimali olmaz! Çünkü gerçekleri görmüyor, hatta görmemek için çaba sarf ediyorlar. TÜİK’e göre; yüzde 67’ye düşen Tüketici Güven Endeksi, hesaplandığı 2004 yılından bugüne en düşük seviyesinde. 2021 yılına ait ‘Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nın verilerine göre; en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik kesim toplam gelirin yüzde 47’sini alırken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik kesimin payı yüzde 6! Borçluluk oranı da sürekli artıyor, her 10 kişiden 7’si borçlarını ödemekte güçlük çekiyor. Hanelerin yüzde 60’ı ‘evden uzakta bir haftalık tatil masraflarını’, yüzde 38’i ‘iki günde bir et, tavuk veya balık içeren yemek masrafını’, yüzde 20’si ‘evin ısınma ihtiyacını’, yüzde 63’ü de eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını ekonomik olarak karşılayamadığını beyan ediyor” dedi.

“KÜRSÜLERDE ‘FAİZE KARŞIYIZ’ DİYENLER BU RAKAMLARA NE DİYECEKLER?”

“Dehşet verici bir adaletsizlik, yoksulluk ve yoksunluk ile karşı karşıyayız” diyen Karamollaoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “En temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi insanımız. Maalesef bu ekonomik şartlar gençlerimizi ise çok daha derinden etkilemektedir. KYK, kredilerin ödeme tutarını 30 Haziran’da açıklayacak fakat kredi hesaplama uygulamalarından yapılan hesaplar aşağı-yukarı gelecek tsunaminin habercisi adeta. Üniversite hayatı boyunca toplamda 25 bin lira alan bir gencimiz yaklaşık 75 bin lira, 30 bin lira alanlar ise ortalama 100 bin lira borç ödeyecek! El insaf! Bu vicdansızlıktır! Kürsülerde ‘faize karşıyız’ diyenler, bu rakamlara ne diyecekler? Gençlerimizin çoğu zaten üniversiteden mezun olunca iş bulamıyor, bulanlar ise çok düşük maaşlarla çalışmaya başlıyor, bu kadar borcu nasıl ödeyecekler? Medyayı satın almak için yandaş holdinglere Ziraat Bankası’ndan kredi tahsis ediliyor, milyonlarca dolarlık kredi borçları siliniyor ve bunun için de para bulunabiliyorsa; gençlerimiz için de bu kaynak bulunabilir ve de bulunmalıdır.”

“ADAYIMIZI ZAMANI GELDİĞİNDE AÇIKLARIZ”

Bugüne kadar seçimlerin zamanında yapılacağı kanaatinde olduğunu belirten Karamollaoğlu, bu kanaatinin son 15-20 günde değiştiğine vurgu yaparak, “Geldiğim kanaat o ki, seçim bu sene sonunda da olabilir. Ama kararı biz muhalefet partileri vermeyecek, doğrudan doğruya Sn. Erdoğan ve onun kontrolünde olan partisi ve Meclis çoğunluğu verecek. Seçim tarihini açıklasınlar, seçim takvimi belli olduğunda bu meraklarını hemen giderelim. Altılı masa olarak bir araya gelir, cumhurbaşkanı adayımızı açıklarız. Seçim tarihi belli olmadan şimdiden adayımızı açıklama ihtiyacı duymuyoruz, gereği de yok. Neden ısrarla; ‘aday belli olsun, aday belli olsun, aday belli olsun.’ Sabret! Belli olacak bir gün” diyerek, aday konusuna noktayı koydu.

“‘VATANDAŞIN KARŞISINA NASIL ÇIKARIM?’ DİYE KAFA YORUN”

İçler acısı ekonomik tabloyu ortaya koyan Karamollaoğlu, Erdoğan’a şu sözlerle seslendi: “Sayın Cumhurbaşkanı, durum böyleyken; seçimlerde karşınıza kimin çıkacağını bir kenara bırakın da ‘ben vatandaşın karşısına nasıl çıkarım’ diye kafa yorun! Ocak ayında 84 lira olan Ankara- İstanbul YHT bilet ücretleri sadece 6 ayda yüzde 132 zamlandı ve bugün 195 lira oldu; bu fahiş fiyat artışını milletimize nasıl açıklayacaksınız, ona kafa yorun! Biz sizin karşınıza çıkacak adayı zamanı geldiğinde açıklayacağız, ancak siz zaman aleyhinize işlediği halde milletimizin karşısına çıkamıyorsunuz. Çünkü milletimizi yoksulluğa, sefalete mahkûm ettiniz. Çünkü ‘dar gelirliler hariç herkesin çarkı dönüyor’ diyerek milletin yüzde 95’ini görmezden geldiniz. Çünkü kiracıyı ev sahibine, babaları çocuklarına, esnafı mahalledeki komşusuna, emeklileri torunlarına mahcup ettiniz. Çünkü 4 yıl önce ‘bu kardeşinize yetkiyi verin; enflasyonla, kurla nasıl mücadele edilir göreceksiniz’ diye istediğiniz yetkiyi kötüye kullanarak başarısız oldunuz ve başarısızlığınızda ısrar etmeye devam ediyorsunuz” dedi.

“İKTİDAR FIRSAT KOLLUYOR”

Halkın desteğini kaybeden Erdoğan ve ortaklarının yeniden ‘beka’ söylemine sarılmak için fırsat kolladığını ifade eden Karamollaoğlu, “Görünen o ki Cumhur İttifakı, Suriye ve Yunanistan üzerinden ‘olağanüstü durumlar’ meydana getirmek istiyor.  Açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum; hiç kimse kendi ikbali ve iktidarı için ülkemizi bu zor günlerinde böylesine tehlikeli yollara sokma gafletinde bulunmasın! Türkiye, iktidarın külhanbeyi rolleri, sürekli değişen ‘dostum-küstüm’ hitapları nedeniyle çok bedel ödedi. Bu bedeli artırmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Biz, terörle başarılı ve etkin bir şekilde mücadele edilmesini sonuna kadar destekliyor, bu konunun siyasi malzeme yapılmasına sonuna kadar karşı çıkıyoruz! Şahsiyetli bir dış politikaya evet, dış politika konularının seçimlere alet edilmesine hayır diyoruz” diye konuştu. 

“BİR VATANDAŞIMIZIN DAHİ OYU ZAYİ OLMAYACAK”

Ülke tarihinin en önemli seçimine yaklaştıklarını kaydeden Karamollaoğlu, konuşmasını şöyle noktaladı: “Bu seçimlerde bir vatandaşımızın dahi oyunun zayi olmaması için ciddi bir çalışma içerisindeyiz. Herkes şundan emin olsun; sandıklara sonuna kadar sahip çıkarak millet iradesinin eksiksiz ve doğru şekilde tecelli etmesini sağlayacağız. Seçimin daha adil ve eşit şartlarda geçmesi için bazı hususları ifade etmek istiyorum: Önümüzdeki seçim sürecinde; Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim çalışmalarında devletin imkânlarını, Cumhurbaşkanlığı forsunu kullanmamalıdır. Anadolu Ajansı ve TRT, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi muhalefet partilerine ambargo uygulamaktan vazgeçmelidir. Özellikle seçim döneminde AK Parti lehine izledikleri yayın politikalarından vazgeçmelidirler. İçişleri, Adalet ve Ulaştırma bakanları tıpkı 2017 öncesinde olduğu gibi seçimlerden 3 ay önce istifa etmelidir. RTÜK, iktidarın medya üzerindeki kontrol ve baskı aparatı olmamalıdır. Kamu kuruluşları ve bankaları üzerinden iktidara yakın medya kuruluşlarına kaynak aktarımı yapılmamalıdır. En önemlisi de, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli olmak üzere; iktidar kanadı toplumumuzu kutuplaştıracak, huzurumuza kast edecek söylemlerde kesinlikle bulunmamalıdırlar. İktidar ve ortakları, seçimleri kazanmak için her yolun mübah olmadığını bilsinler.”

“TÜİK RAKAMLARINA GÖRE BİLE SINIFTA KALDILAR”

Karamollaoğlu, “TÜİK’e göre; yüzde 67’ye düşen Tüketici Güven Endeksi, hesaplandığı 2004 yılından bugüne en düşük seviyesinde. 2021 yılına ait ‘Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nın verilerine göre; en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik kesim toplam gelirin yüzde 47’sini alırken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik kesimin payı yüzde 6! Borçluluk oranı da sürekli artıyor, her 10 kişiden 7’si borçlarını ödemekte güçlük çekiyor. Hanelerin yüzde 38’i ‘iki günde bir et, tavuk veya balık içeren yemek masrafını’, yüzde 20’si ‘evin ısınma ihtiyacını’ karşılayamadığını beyan ediyor” şeklinde konuştu.

16 Haz 2022 - 04:30 - Gündem

Muhabir  Bünyamin Güler


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Benden Söylemesi - Şunu unutmayın ! AKP hükümeti Türk Milletinin düşmanıdır.

Mültecilerin ise dostu dur.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Haziran 06:46