Bizim AKP‘den ve TBMM‘den beklentimiz yüz kızartıcı suça bulaşan ve mahkeme kararıyla tard edilenler hariç sırf inancı yüzünden amirinin keyfi ve kanaate dayalı sicilleriyle ordudan resen emekli edilen her muvazzafın ve askeri öğrencinin itibarının iade edilmesidir.
Ali Deniz... Deniz astsubayı.. 9 Eylül 1997 tarihine kadar Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu idi... Antidemokratik 28 Şubat sürecinde, birçok silah arkadaşı gibi TSK ile ilişkisi kesildi. Hükümet, son dönemde gerçekleştirdiği düzenleme ile Yüksek Askeri Şura (YAŞ) Kararları ile ordudan atılanlara bazı haklar tanıdı.. Ancak Ali astsubay bu haklardan istifade edemiyor... Neden mi? Deniz Astsubay Yüksek Askeri Şura marifetiyle değil, re‘sen emekli edilenlerden. Bu alanda bir düzenleme olmadığı için ordudan Kararname ile atılanlar şu an mağdur. Bir düzenleme ile bunun düzeltilmesi gerekiyor. Re‘sen Emekliler Derneği gerekli girişimleri yapıyor ama şu ana kadar yaptıkları başvurulardan bir sonuç alabilmiş değiller... Ali Deniz TSK‘dan atılma sürecini ve sonrasında yaşadıklarını Adnan Öksüz‘e anlattı..
TSK‘dan ne zaman hangi gerekçe ile atıldınız?
28 Şubat sürecinin gölgesinde iken 9 eylül 1997 de ilişik kesme belgem imzalanmış, gerekçe; TSK personel kanunu 94/b açılımı "Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında TC Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır... ve astsubay sicil yönetmeliği 60 a ve 60 b açılımı...
a) Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması,
b) Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi...
Bu maddeler tüm atılanlarda aynıdır. Yani YAŞ Kararlarıyla atılanlarda da 94/b maddesi uygulanır. Sadece fazladan olan ya da farklı olan sicil yönetmeliğinin f maddesi yani şu; f) Tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü, irticai ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılanlar...
Bu f maddesine dahil edilenler 6191 sayılı yasanın geçici 32. maddesinden faydalanabildiler. Yani siyasi partilerin birine hoş gözükecek olan bir yanınız olmalı ki TBMM‘de sahip çıkılsın mağduriyetinize. Ben amirime yaranamadım. Namaz kıldığım oruç tuttuğum için ve sosyal faaliyetlere türbanlı olan eşimle katılmadığım için öcü gibi bakıyordu bana ve istediği disiplinsizliği üzerime giydirebiliyordu ve öyle yaptı. Kendisi SUGA Eylem Planını yazan Balyoz sanığı olarak tutuklanan birisi (deniz albay Sinan Topuz) ve ben namaz kılan birisiyim. Aynı dairede.. Nasıl disiplinli kanaati kullansın benim için sorarım size? Branş kıdemli astsubayı olarak tayin olmama rağmen astlarımla direk iş dağılımı yapıyor ve benimle muhatap bile olmuyordu. Birgün odasına gidip sordum "Bu işin sonu nereye gidiyor, benimle çocuk gibi küsüyorsunuz" dedim. Bana, "Sen veya ben gideceğim, çözüm bu." dedi. MOBBİNG denen işyerinde psikolojik tacizi bire bir uyguluyordu. Örnek: doktordan istirahatli iken yetkisi olmadığı halde istirahatimi gemide geçirmemi emretti. Ben de kanuni hakkımı kullanıp evime gittim, kayınpederi Ankara‘da amiral idi ve komutan dahil korkuyordu amirimden.. Yüksek Askeri Şûra‘ya çıkarmaya gerek bile görmeden gizli bir YAŞ anlayışı ile kamuoyu tepkisi riskine girmeden kararname diye bir yöntemle attılar ordudan... Sonuçta orduya hesap soran olamazdı nasıl arzu ederse öyle yapabilen bir amir yetkisi vardı...
Atıldıktan sonra neler yaptınız? Bir işe girebildiniz mi?
Atılmadan 1 ay önce behçet hastalığına yakalanmışım, doktor yüzbaşı "malülen emekli davası aç" dedi, özel muayenehanesinde... Hem sakatlığı kabullenemedim hem de gurur yaptım. ‘Onların vereceği parayı istemiyorum‘ dedim, gençlik hatası olarak... 14 yıldır behçetim, ağız yarası ve genital aftlar, göz tutulması, toplardamar genişlemesi ve ağrılarımla yaşıyorum. Sıhhi tesisat satmayı denedim atıldıktan sonra. Minibüs aldık ortak beceremedik. 3 kuruşumu batırdım ve Amerikan Hastanesi‘ne güvenlik görevlisi olarak başladım. İstanbul‘da karın tokluğuna çalışıyordum. Sınava girip liman kaptanı ehliyeti almama rağmen gemiye gidip çalışamadım, bacaklarım şişiyordu ve yaralar açılıyordu bacaklarımda. Çapa Tıp Fakültesi‘nde kayıtlarım var. 2001‘de babam kanserden vefat etti, bir süre küsmüştü bana, 2 yıl hiç görüşmemiştik. Sırf atıldım diye köyde kahveye çıkmaya yüzü yoktu benim yüzümden... İnsanlar atılmama gerekçe arıyorlar ve kafalarından da bir şeyler buluyorlardı. Babamın ölümünden sonra ilçeye döndüm ve anneme yakın olmak için bir aktariye (baharat şifalı otlar) dükkanında asgari ücretle çalışmaya başladım. 3 yıl önce dükkanı satın aldım ve şimdilerde kendi adıma çalıştırıyorum,,
Hak aramak daha nasıl olabilir ki!!
Söz konusu mağduriyetinizle ilgili olarak bugüne kadar hangi makamlara başvuruda bulundunuz? Ne karşılık aldınız?
Yasa çıktıktan ve MSB‘den ret cevabı geldikten sonra Bülent Arınç beye, seçim turunda ilçeme geldiğinde 1 sayfa durumumu anlatan yazı verdim, ardından odasının faxına birkaç kez yazı faxladım, cevap alamadım..
Adalet Bakanlığı‘na "e dilekçe" yolladım, "konu MSB‘ye ait siz yargı yoluna başvurun" diye cevap geldi. Tarafsız olamayacağı hukuk çevrelerince belirtilen TSK‘nın emrindeki ve 5 üyenin ikisinin hukukçu olmadığı ve tam yargı davalarına bakamayacağını ve "şekil olarak bakarım yerindelik denetimi yapamam sadece idarenin verdiği kararın hukuka uygunluğuna bakarım" diyen AYİM‘i adres (Askeri Yüksek İdare Mahkemesi‘ni) gösterdi... MSB de aynı makamı gösterdi, 6191 sayılı kanunda bana...
Cumhurbaşkanına "e dilekçe" yolladım... Beni arayan danışman "bu konuda MSB‘ye başvurun" dedi... Ben de sorunun MSB‘nin askerlerden oluşan komisyonunun yanlı ve eksik yorumundan mağdur olduğumuzu söyledim. "O zaman TBMM ye başvurun" dedi... TBMM‘ye e dilekçe yolladım, cevap alamadım...
BİMER‘e e dilekçe gönderdim bu konuda, "yargı yoluna başvurun" dedi.. Yine adres AYİM.
Defalarca randevu istememe rağmen Bülent Arınç‘tan yanıt gelmedi. Dönen yok...
TBMM den yüzlerce vekile bakana ve Başbakana e dilekçe yolladım, cevap alamadım, dönen yok...
Yüzlerce gazeteciye durumu anlatan mailler attım... Geri dönenler Umur Talu, Ramazan Kerpeten ve siz köşenizde yer verdiniz... Sizden başka dönen yok...
Danıştay‘ı aradım, durumu anlattım, "Ankara Bölge İdare‘ye dava açın" dedi... "Çıkan yasa da AYİM‘i adres gösteriyor" dedim. "O zaman oraya gidin" dedi..
AKİM‘e AK Parti İletişim Merkezi‘ne e dilekçe yolladım, bana Başbakanlıktan gelen cevabı yolladı. Cevap şu: 26.09.2011. SAYIN DENİZ; ÜLKEMİZE OLAN SEVGİNİZ VE BU KONUDAKİ HASSASİYETİNİZE TEŞEKKÜR EDERİZ. TALEBİNİZ İLGİLİ KURUMA İLETİLMİŞTİR. TEMENNİMİZ ODUR Kİ BU SORUNDA BİR AN ÖNCE ÇÖZÜMLENSİN"
Olay TV‘de ana haberde 3 dakika süren haberimiz yayınlandı, ben ve bir arkadaşım röportaj verdik, dönen yok..
TRT, NTV, ATV, KANAL D, STAR, CNN TÜRK, HABERTÜRK, SKYTÜRK, FLASH TV kanallarını aradım, telefonla durumumuzu anlattım, "mail atın size döneriz" dediler, telefonumu aldılar ama dönmediler. Tekrar aradım "biz size döneriz dediler" ama aylardır dönen yok... Sadece Olay TV konuya ciddi anlamda yaklaştı
Dernek kurduk ve aynı durumda olan arkadaşlarla basın açıklaması yaptık... Bizim için Can Ataklı‘ya, yüz kızartıcı suçlar işleyenlerin başvurusunu reddettik diyen eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül beye seslendik... Yüz kızartıcı suçumuz olmadı yanlış yapıyorsunuz bize dedik... Yeni Bakan İsmet Yılmaz‘dan yardım istedik, dilekçe yolladık, dönen yok...
Benim yaptığım girişimlerin benzerlerini diğer mağdur arkadaşlardan bazıları ve Resen Emekliler Derneği başkanı yaptı.. Kanal a, Ülke tv, Kanal 3, A haber, Kanal 34, Beyaz tv‘de konuşmacı olarak çıktı... Başbakana, Cumhurbaşkanına ve bazı bakanlara mektup yolladılar, dönen yok...
TV lerdeki oturumlarda maillerle, twittlerle sorunumu anlattım ve başka mağdurlar da anlattı... Bilmeyen bazı gazeteci ve yorumcular öğrendi ve "AKP bu yanlışı yapmaz, sizin için bir düzenleme yapar" dedi... Herkes AKP‘ye güveniyor... Ama dönen yok...
Aksiyon dergisi 2 sayfa kararname mağdurları olarak bizi yazdı... Yeni Akit gazetesi "TSK‘da gizli YAŞ" diye başlık atıp 2 gün bizi yazdı, dönen yok...
Dinimi yaşamak isterken ordudan attılar
Çıkan son düzenlemeden siz neden yararlanamıyorsunuz? Ne yapılması ne tür adımlar atılması gerekiyor?
Askeri mahkemede yargılanarak atılmadım. Yüz kızartıcı işlere bulaşmadım ama çıkan düzenlemeden de yararlanamadım. Sebep sadece dosyamın Yüksek Askeri Şûra‘ya çıkarılmaması... TSK‘dan atılma şekilleri bu iktidarın da, diğer siyasilerin de tam bildiği bir konu değilmiş, söylemleri böyle... Kararname ile atılmam benim tasarrufumla olan bir adım değil... TSK‘nın keyfiyetiyle ilgili bir konu... Hükümetimiz bizimle ilgili ek bir madde daha çıkarabilir... Sonuçta kararname yetkisi hükümetin elinde halen... Dinimi yaşayan biri iken orduda yaşatmadılar, AKP sahip çıkacak bu yasa ile diye sevindim, AKP de sahip çıkmadı... Darbe dönemine sahip çıktı... Sol görüşlüleri affetti... Ama ortada kalan Kararname ile atılan subay astsubay ve uzman çavuşlar oldu... Ha, bir de okuldan atılan askeri öğrenciler var... Onlara yüklü tazminatlar ödetildi, TSK‘dan atıldıktan sonra.
TSK‘dan atıldıktan sonra nasıl bir ruh haline büründünüz? Psikolojiniz bozuldu mu?
Yukarıda bahsettiğim behçet hastalığı ile mücadele ettim yıllarca. 2 yıl köyüme gidemedim, hep suçluluk hali vardı. Çünkü çevremden aldığım elektrik beni masum da olsam suçlu ilan ediyordu... Etrafımdakilere anlatmam yıllarımı aldı, halen de alıyor... İnsanlar benim dürüstlüğüme tanık olduklarında inanıyor... Yıllarca insanlara şunu söyledim; "TSK zor iş idi, disiplin ve sabır işi... Ben disiplinsiz ve sabırsız idim, mecburi hizmet vardı 15 yıl bekleyemedim attırdım kendimi." TSK‘da kalan arkadaşlara saygı duyuyorum. Evliya gibi adamlar... Orduda namaz kılanları dışlıyorlar, beni de dışladılar; "kaka ordu öcü ordu" bile demedim. Ama bana "sen orduda kalmayı becerememişsin, var sende bir allengirlik" deyip dışlayanlar oldu... Başımız halen dikleşemedi. Bu yasa çıkınca sevindim, kısa sürdü sevinç. Dışlayınca hükümet 2. kez mağdur oldum ve bu sefer "niye itibarın iade edilmedi sende bir sorun var..." diyenlere hiç anlatamıyorum... Aynı konumdaki yüzlerce arkadaş da anlatamıyor... Ailemizin eşimizin ve çocuklarımızın hakkı var bu yasada. Bu yasa adaletsiz kalmamalı bu şekilde... Gözden geçirilmeli ve tekrar düzenlenmeli. TBM‘ye iş düşüyor.
Evet TSK Peygamber ocağı, ama...
TSK için ‘Peygamber ocağı‘ deniliyor. Peygamber ocağı olarak bilinen bir kurumda eşi başörtülü olan ya da namaz kılan veya benzer sebepler örtülü gerekçe gösterilerek atılan subayların durumu hakkında neler söylemek istersiniz?
Ordu Peygamber ocağı diye inanıyorum, inancımı zayıflatan olaylar yaşasam da kendini adeta yarı tanrı sanan şahısların varlığının geçici olduğunu ve ALLAH‘ın nizamının bir gün tecelli edeceğine inancımı kaybetmedim. Atıldıktan sonra da çalışanlara sabrından dolayı saygı duydum hep. Orduyu top yekün karalayanlara karşı orduyu savundum... Atılan arkadaşlar ordunun zekatı gibiydiler, ALLAH için zekat verirsin ve o sana bir gün 40 misliyle döner inancındayım... Bizim ordudan atılmamız vatanımız için şehit olma hevesimizden 1 gr. eksiltmemiştir diye inanıyorum... Yanlış iş Bağdat‘tan döner, inşallah kimliğimiz de bize döner.
Eğer ordudan eşi örtülü diye, namaz kılıyor diye, oruç tutuyor diye, çay partilerine eşiyle gitmiyor diye bunca zamandır insanlar DÜZMECE disiplin suçları bahane edilip atıldıysa bunun mükafatını mutlaka ebedi alemde alacaktır... Hatta dünyada iken almaktadır, alacaktır...
Ordudan ilişiği kesilenlerin haklarını savunan sivil toplum kuruluşları var mı? Varsa çalışmaları yeterli mi?
Ordudan dini eksenli atılanların haklarını savunan ASDER (Adaleti Savunanlar Derneği) 2001 yılından bu yana çalışmalarını yapmaktadır. 6191 sayılı yasanın çıkmasında katkısı çoktur ama kararname ile atılanların hakları henüz alınamamıştır. Asder üyelerinin bir kısmı da kararname ile atıldığı için özlük haklarını alamamıştır. Asder kararname mağduru olanların sayısını tespit etmek üzere 4 ay önce KARARNAME ile atılanların ve 6191‘den faydalanamayanların haklarını almak üzere kurulan REDER (Resen Emekliler Derneği) ile beraber ortak bir çalışma başlatmıştır. ASDER‘in şu ana kadar gösterdiği gayret yetmemiştir. Çalışmalarını devam ettirmelidir. Bu çalışmasını REDER ile beraber yapmalıdır. Ki şu aşamada paslaşarak çalışmaktadırlar. Aynı şekilde kararname ile darbe dönemlerinde atılmış olan askerler ve askeri öğrencilerin haklarını savunan ADAM (Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri) platformu da aynı amaçla ASDER ve REDER‘le paralel hareket etmektedir. CHP vekili vesilesiyle TBMM‘ye sunulmak üzere geniş kapsamlı bir kanun tasarısı hazırlamıştır...
Bizim AKP‘den ve TBMM‘den beklentimiz yüz kızartıcı suça bulaşan ve mahkeme kararıyla tard edilenler hariç sırf inancı yüzünden amirinin keyfi ve kanaate dayalı sicilleriyle ordudan resen emekli edilen her muvazzafın ve askeri öğrencinin itibarının iade edilmesidir. Bu işlem TBMM‘de olmalıdır... tarafsız kalamayacak Genelkurmay‘ın emrinde çalışan AYİM bize adres gösterilmemelidir... YAŞ kararıyla ilişiği kesilenlere Meclis‘in çıkardığı yasanın aynısı kararname ve bakan onayıyla atılanlara da çıkarılmalıdır
Son olarak Türkiye‘de terör sorunu ve çözümü hakkında neler söylemek istersiniz?
Ülkemizdeki gizli parmaklar işbirlikçileriyle beraber her dönem kendine bazı suni iç tehditler oluşturmuşlardı. Bu 1980‘lerde koministler idi, Erbakan hocamın döneminde 1990‘larda irtica idi... İç tehditler üzerinden emellerine kavuşmak istediler. Halen istekleri bitmedi. Ülkemiz konum olarak önem arzediyor. Kürt meselesi de Kürt halkının bazı sorunlarıdır; eğitim bir sorun, devlet hizmetlerinin doğuya ulaş(ma)ması bir sorun ve iş ekmek sorunudur... Şu an PKK diye gösterilen sorun aslen Kürt olmayan Ermeni ve Yahudi kökenli terör amaçlı eğitilmiş bir kemik ajan kadrosunun türlü oyunlarla kandırıp dağa çıkardığı piyon olarak kullandığı fakir ve eğitimsiz Kürt gençlerinden oluşmaktadır. Arkasında İsrail, Amerika ve Avrupa olan, içinde derin devlet unsurlarını barındıran çok yapılı ve ülkemizin kalkınmasını istemeyen bir uluslararası TERÖR örgütüdür. Kürt halkını temsil etmemektedir.




