Ekonomik verilerin parlaklığı ve Türkiye ekonomisinin gelecek vaat ettiği konuşulurken, diğer taraftan vatandaşın cebine uzanan eller hiç eksilmiyor. Geçtiğimiz günlerde doğalgaz ve elektriğe yapılan zamların ardından şimdi de ÖTV oranlarındaki artış, milyonlarca insanı zor durumda bırakacak.
Sigara, alkollü içki, cep telefonları, elektrikli araçlar hariç 1.600 cc üzeri otomobiller ve yük taşımacılığında kullanılan araçlardan alınan ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) arttırıldı. Geçtiğimiz günlerde doğalgaza ve elektriğe gelen zamların ateşi sönmeden bu sefer artan vergiler yoluyla yeni zamlar yapıldı. Sigarada ÖTV oranı yüzde 63‘ten yüzde 69‘a çıkarıldı, asgari maktu vergi tutarları artırıldı. İlk uygulandığında "geçici" olduğu söylenen, ancak sonradan "kalıcı" bir nitelik kazanan ÖTV, temel tüketim maddelerine bile uygulanır hale geldi. Bu da, kaynak bulabilmek adına uygulamanın temel mantığından uzaklaşıldığının göstergesi
Bir araba fiyatından fazla vergi
Motor silindir hacmi 1.600 cc‘ye kadar olan otomobillerde ÖTV‘ye zam yapılmadı ve yüzde 37‘de kaldı. 1.600-2.000 cc arası otomobillerden alınan ÖTV, yüzde 60‘tan yüzde 80‘e çıkarken, 2.000 cc‘yi geçenlerdeki ÖTV ise yüzde 84‘ten yüzde 130‘a çıkarıldı. İlk kez yürürlüğe girdiği 2002‘de ÖTV, motor hacmi 1600 cc‘ye kadar olan otomobillerde yüzde 27‘den 0‘a, 1601-2000 cc arasında olan otomobillerde yüzde 46‘dan yüzde 52‘ye, 2000 cc‘nin üzerindeki otomobillerde ise yüzde 50‘den yüzde 75‘e yükseltilmişti. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan‘a göre, otomobildeki ÖTV artışı 1,6 ile 2 litre arasındaki araçların anahtar teslim fiyatlarına yüzde 12,5 , 2 litrenin üzerindeki araçların anahtar teslim fiyatlarına da yüzde 25 ek bir yük getirecek.Yük taşımacılığında kullanılan araçlardaki ÖTV de yüzde 10‘dan yüzde 15‘e yükseltilirken, cep telefonlarındaki ÖTV ise yüzde 20‘den yüzde 25‘e çıkarıldı. Maktu vergi (satılan üründen birim başına alınan sabit miktarda vergi) ise 40 TL‘den 100 TL‘ye yükseltildi.
ÖTV‘nin mantığına aykırı uygulama
1999 Gölcük Depremi sonrasında bozulan ekonomik yapıya kaynak sağlamak amacıyla ve kanunda "geçici" kaydıyla uygulanan, ancak sonradan AB‘ye uyum gerekçesiyle 2002‘de kalıcı hale getirilen ÖTV, AB‘deki uygulama amacının dışına çıktı. Normaldeki, amacı gelir elde etmekten ziyade sosyal fayda sağlamak olan ÖTV, AB‘de genellikle lüks (mücevher, kürk vb.), sağlığa zararlı (alkol, sigara vb.) ve çevreye zararlı (benzin vb.) mallardan alınırken, ülkemizde temel tüketim mallarından bile alınır oldu. Bütçeye gelir sağlamak ve açıkları kapatmak maksatlı olarak hali hazırda orta ve düşük gelir gruplarından alınan birçok vergiye ÖTV de iştirak etti. Otomobiller, yük taşımacılığında kullanılan araçlar ve cep telefonlarındaki ÖTV‘nin arttırılmasının geçerli bir nedeni görünmüyor. Giderek keyfi bir vergiye dönüşen ÖTV, temel tüketim maddelerinden traş köpüğüne kadar da inmiş durumda.
Asıl sorun vergi toplamada
Sabit gelirli ve ücretlilerin maaşından kesilen garanti vergiler, gelen her yeni vergi artışıyla erirken, yüksek gelir grubundakilerden gelirleriyle orantılı vergi toplanamaması, kurumlar ve gelir vergisindeki kaçaklar, düşük ve orta gelir grubundaki mükelleflerin sırtındaki yükü daha da arttırıyor. Ekonomiye kaynak sağlamak için alınan her yeni vergi ve arttırılan vergi oranları, vergi toplamadaki adaletsizliği ve çarpıklığı önleyemiyor. Dolayısıyla, "geçici" olarak yürürlüğe giren ÖTV‘nin "kalıcı"ya dönüşmesi ve oranlarının da mütemadiyen artması kaçınılmaz oluyor.




