Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, "Deprem, tabi bir afettir. Ama Van‘daki deprem, can kaybı bakımından beşeri bir felakettir. Eğer tabi afetse, diğer bütün binaların hepsinin de yıkılması lazımdı" diye konuştu.
Deprem bölgesi Van‘da incelemelerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, "Deprem, tabi bir afettir. Ama Van‘daki deprem, can kaybı bakımından beşeri bir felakettir. Eğer tabi afetse, diğer bütün binaların hepsinin de yıkılması lazımdı. Kısaca, ucuza kapatılan binalar, yüce milletimize çok pahalıya mal olmuştur" dedi. Partisinin Genel İdare Kurulu toplantısı öncesi düzenlediği basın toplantısında; deprem bölgesi Van ve Erciş‘te yaptığı incelemeler hakkında bilgi veren Kamalak, 4 kişilik heyetle yaptığı ziyarette yürekler acısı bir manzaraya tanık olduklarını kaydetti.
"Olayın özü şu. Ucuza mal edilen binalar, milletimize çok pahalıya mal olmuştur" diyen Kamalak, bunun temelinde yatan şeyin eğitimdeki bozukluk olduğuna dikkat çekti. Özellikle Erciş ilçesinin yerle bir olduğuna şahit olduklarını belirten Kamalak, "Özellikle mimarların çizdiği, müteahhitlerin yaptığı yeni 5-6 katlı betonarme binalar yerle bir olurken, 2 katlı kerpiç ev yıkılmamıştır" diye konuştu.
Beşeri felaket
Yıkılan binaların çevresindeki binaların önemli bir kısmının sapasağlam ayakta olduğunu ve yaşayan insanlara hiçbir şey olmadığını belirten Kamalak, "Ama bakıyorsunuz bir bina, toz duman haline gelmiş. O binalardan kurtulan hiçbir vatandaşımız olmamış. Ne oluyor bu durumda? Evet, deprem tabi bir afettir. Ama Van‘daki deprem, can kaybı bakımından beşeri bir felakettir. Eğer tabi afetse, diğer bütün binaların hepsinin de yıkılması lazımdı. Kısaca, ucuza kapatılan binalar, yüce milletimize çok pahalıya mal olmuştur. Çünkü 550 civarında can kaybımız var" şeklinde konuştu.
Kaldırılmayan enkazların altında kaç kişinin olduğunun ise henüz bilinmediğini belirten Kamalak, "Depremde hayatını kaybedenlere Cenabı Allah‘tan rahmet, kederli ailelerine sabr-ı cemil ve yaralılara da acil şifalar diliyorum" şeklinde konuştu.
İki temel şey yapılmalı
Bundan sonra yapılması gereken iki temel şey bulunduğunun altını çizen Kamalak, "Birincisi, Türkiye mutlak surette eğitim sistemini gözden geçirmelidir. Eğitimin temeline, önce ahlak ve maneviyat harcını koymalıdır. İkincisi, yapı denetimi mutlak surette sıkı bir şekilde kontrol altına alınmalıdır" dedi. Maalesef sistemin yetiştirdiği nesillerin gelsin de nasıl gelirse gelsin diye hareket ettiğini vurgulayan Kamalak, "Van‘da bunu bariz bir şekilde gördük. Gelsin de nasıl gelirse gelsin. İyi de billur gibi çeşmeden mi geliyor yoksa afedersin lağımdan mı geliyor? Onlar için fark etmiyor. İşte bu zihniyeti değiştirmek için, önce ahlak ve maneviyat diyoruz" dedi.
Teröre çare İslam kardeşliği
Deprem öncesi yaşanan terör saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kamalak, "Terör de ayrı bir kanayan yaradır. Terörü önlemek için, Milli Görüş‘ün sunmuş olduğu reçete, İslam kardeşliği düşüncesi tek çaredir" dedi.
1920‘li yıllarda da bu konuların tartışıldığına işaret eden Kamalak, yeni kurulan Meclis‘te Mustafa Kemal‘in çıkan tartışmalarla ilgili yaptığı bir konuşmayı hatırlattı.
Kamalak, "Mustafa Kemal şöyle diyor: Efendiler, meselenin bir daha tekerrür etmemesi ricasıyla, bir iki noktayı arz etmek isterim. Burada maksut olan ve Meclisi alinizi teşkil eden zevat, yalnız Türk değildir. Yalnız Çerkez değildir. Yalnız Kürt değildir. Yalnız Laz değildir. Fakat hepsinden mürekkep, anasırı İslamiyedir‘. İşte biz de bunu söylüyoruz" şeklinde konuştu.
Bu milleti bir arada tutan şeyin İslam düşüncesi olduğunu vurgulayan Kamalak, "Atatürk‘ü bu düşünceden vazgeçirmek için yoğun çabalar sarfedilmiştir" dedi. Uğur Mumcu‘nun ‘Kazım Karabekir Anlatıyor‘ kitabından bu konuyla ilgili bir alıntı da yapan Kamalak, "Mahmut Esat Bozkurt, Hıristiyanlığın Anayasa‘ya yazılmasını teklif etmiştir. Bunun üzerine Kazım Karabekir, biz İslam harcını Anayasa‘dan çıkarırsak bu milleti nasıl bir arada tutarız demiş? O dönemleri bilmemiz lazım ki, bugün insanlarımız birbirini boğazlama noktasına gelmiştir. Yanlışlık nerededir? Onu daha biliriz. Biz Çanakkale‘de yedi düvele karşı Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle omuz omuza mücadele etmedik mi?" diye sordu.
Çadır sıkıntısı var
Bir gazetecinin ‘deprem bölgesindeki çadır sıkıntısına‘ ilişkin sorusuna da cevap veren Kamalak, "Oradaki vatandaşlarımızın önemle belirttiği iki husus var. Birincisi çadır yetersizliği, ikincisi ısınma problemi" dedi.
Yetkililere bakılacak olursa yeterli miktarda çadırın bulunduğunu ancak vatandaşların ise çadır ihtiyacının had safhada olduğunu vurgulayan Kamalak, "Isınma problemi had safhada. Kış mevsimine giriyoruz. Dün şehir merkezi yağmur yağışlı idi. Ancak çevresindeki dağları kar kuşatmıştı. Bugün yarın kar yağacaktır. Bu nedenle, oradaki kardeşlerimizin yardımına koşmak lazım" dedi.




