“Vatandaşın kursağındaki ekmek küçülüyor”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cafer Güneş, önemli tespitlerde bulundu.

Bünyamin Güler
Bünyamin Güler Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cafer Güneş, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin son bir yıldır enflasyon ve kur sarmalının içinde boğuştuğunun altını çizen Güneş, büyüme rakamlarının aksine Türkiye’de gelir adaletsizliğinin, yoksulluğun ve fakirleşmenin büyüdüğünü kaydederek, “Türkiye sözde büyüyor ama ne hikmetse milletimizin kursağından geçen ekmek her geçen gün küçülüyor. Türkiye sözde büyüyor ama insanların yaşam kalitesi düşüyor. Türkiye sözde büyüyor ama emeklilerin, gençlerimizin, asgari ücretli çalışanların, memurların umutları giderek yok oluyor. Türkiye büyüyor ama insanlar her geçen gün daha da artan bir borç yüküyle yaşıyor” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cafer Güneş, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin son 1 yıldır enflasyon ve kur sarmalının içinde boğuştuğunun altını çizen Güneş, iktidarın attığı yanlış adımlar neticesinde Türkiye’nin tarihte görülmemiş bir ekonomik krizle mücadele ettiğini ifade etti. Bugün yaşanan krizin Erdoğan iktidarının meydana getirdiği kriz olduğunu ifade eden Güneş, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu kriz bir Cumhur İttifakı krizidir. Zira dünyadaki enerji fiyatları, gıda fiyatları ve enflasyon göstergelerine baktığımızda Türkiye, benzeri ülkelerden bariz bir şekilde farklı bir seyir izlemektedir. Örneğin, geçtiğimiz hafta içinde akaryakıta üst üste gelen zamlar neticesinde benzinin litre fiyatı 27 lirayı aştı. Brent petrolun bugünkü fiyatının üzerinde olduğu 2014-2015 yıllarında ülkemizde benzinin litre fiyatı 5 lira civarındaydı. Ancak bugün brent petrol geçmişteki fiyatlarına ulaşmış olmasına rağmen benzinin litre fiyatı o günkünden çok daha fazla seyretmektedir.”

“YÜZDE 20 KÜRESELSE GERİ KALANI İKTİDARIN ESERİDİR!”

IMF verilerine göre Türkiye’nin dünya ekonomisindeki payının yüzde 0,67 ile 42 yılın en düşük 2’nci seviyesine geldiğini söyleyen Güneş, “Daha önce de çeşitli vesilelerle ifade ettiğimiz bir başka göstergeye göre Türkiye OECD ülkeleri arasında; 198 ülke arasında enflasyonda 6. sırada. 735 CDS iflas risk primiyle en yüksek risk primine sahip 3’üncü ülke konumunda. 260 dolar ile en düşük asgari ücret veren ülke konumuna geldi. İmalat girdileri enflasyonunda yüzde 121 ile 1’inci sıradayız. Yani özetle Türkiye, bugün içinde bulunduğu enflasyonu kendi elleriyle meydana getirmiştir. Yaşadığımız enflasyonun yüzde 20’si küresel gelişmelerden kaynaklıysa geri kalanı maalesef Erdoğan iktidarı ve ortaklarının eseridir” dedi.

“BU BÜYÜME DAR GELİRLİNİN BOĞAZINI SIKAN BİR BÜYÜMEDİR”

Türkiye’nin 2022 yılının ilk çeyreğinde yüzde 7,3 büyüme gösterdiğini hatırlatan Güneş, “Evet, rakamsal olarak büyüyoruz ancak bu büyüme milleti fakirleştiren, buna karşın servet sahiplerini zenginleştiren bir büyümedir. Bu büyüme kendi ifadeleriyle dar gelirlinin boğazını sıkan bir büyümedir. Çünkü Türkiye, sadece cari fiyatlarla büyürken, diğer ekonomik göstergelerde küçülüyor. Cari fiyatlardaki bu büyüme, işverenin ve işletmelerin hanesine yazılırken, çalışanlara düşen pay her geçen gün azalıyor” diye konuştu.

“FİYATLAR BU KADAR ARTARKEN, ENFLASYON NASIL YÜZDE 70’TE KALIYOR?”

TÜİK’in, enflasyonu yüzde 73 açıkladığını hatırlatan Güneş, “Ama sadece bir yılda bazı ürünlerin fiyat artışına baktığımızda gerçeklerin çok daha vahim olduğunu görüyoruz. 2021 ve 2022 yıllarının Haziran ayındaki fiyatlar kıyaslandığında; çay yüzde 100,28, süt yüzde 161,74, yoğurt yüzde 125, 44, kıyma yüzde 127,27, un yüzde 182, 58, yumurta yüzde 114, 28, ayçiçeği yağı ise yüzde 104,40 oranında zamlandı. Kira ve konut fiyatları ise yüzde 200’den fazla arttı. Peki, marketteki fiyatlar bu oranda artarken nasıl oluyor da enflasyon yüzde 70’lerde kalıyor? Türkiye’nin ekonomisi rakamsal olarak büyürken ekmekten süte, iğneden ipliğe, akaryakıttan konuta her şeyin fiyatı da artıyor” şeklinde konuştu.

“TEKNİK ANLAMDA BİR HÜKÜMET YOK”

“Yaşadığımız ekonomik kriz, çözümü olmayan bir ekonomik kriz değildir” diyen Güneş şöyle devam etti: “Ancak bu çözümü ortaya koyacak bir hükümet iradesi kalmamıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son konuşmasında, ‘Ülkemizde teknik anlamda bir enflasyon yok, hayat pahalılığı var’ dese de ülkemizde hem artış hızı hem de sürekliliğiyle 2. Dünya Savaşı yıllarında bile görülmemiş bir enflasyon var. Ancak halkın acı bir şekilde hissettiği bu gerçeklere rağmen, hükümet sorunların üstünü örtmeye, kaybettiği halk desteğini tutmak için toplumun sinir uçlarını kaşımaya çalışıyor. Enflasyonu ve hayat pahalılığını nasıl çözeceklerini bilmiyor olabilirler. Ancak krizi derinleştirmenin önüne nasıl geçeceklerini gayet iyi bildikleri halde ısrarla aynı hataları yapmaya, aynı yanlış cümleleri kurmaya devam ediyorlar. Böyle bakıldığında, krizi yönetme iradesi ve yeteneğini kaybetmiş bir hükümetle karşı karşıyayız. Daha net bir ifadeyle ülkemizde teknik anlamda bir hükümet yok ne yazık ki. Devlet gücünü arkasına almış, halkın dertlerine sırt çevirmiş, arkasına aldığı güçle devletin tüm imkanlarını kendi çevresi için kullanan oligarşik bir yapı var.”

“20 YIL ÖNCEKİ SEVİYEYE GERİ DÖNDÜK”

Büyük bir sıçrama yapacak potansiyele rağmen 20 yıl önceki seviyeye geri dönüldüğünü kaydeden Güneş, “Kendi kendine yeten tarım kapasitesine sahip ülkemiz bugün gıda enflasyonunda zirvede. Genç nüfusu ile büyük bir sermayeye sahiptik. Ancak bugün gençlerimiz kırgın bir şekilde ülkelerini terk etmenin yolunu arıyorlar. Üretim kapasitemiz, eşsiz jeopolitik konumumuza rağmen dışa bağımlılığımız bizi iflas ettirecek noktaya geldi. Tüm bunlara rağmen biz bu krizden çıkışın mümkün olduğuna inanıyoruz ve çıkış yollarını biliyoruz. Zira krizi meydana getiren nedenleri tüm milletimiz gibi üzülerek müşahede ediyoruz. Krizden kurtulmamızın ilk adımı bizi bu derin krize ve yoksulluğa sürükleyen Cumhur İttifakı ortaklığındaki hükümetten kurtulmamız olacaktır. Büyük bir müjde olarak duyurdukları her pakette ekonomiyi daha da çıkmaza sürükleyen, söz verdikleri hedefleri bir türlü tutturamayan bu iktidar kendisiyle birlikte ülkemizi de yorar hale gelmiştir. İşte bu nedenle biz Saadet Partisi olarak; liyakatin, ehliyetin, şeffaflığın ve özgürlüklerin yeniden norm haline geldiği; güçlü bir meclisin, bağımsız bir yargının, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan yasal zeminin inşa edileceği yeni bir Türkiye vaat ediyoruz. Biz bu yeni Türkiye için hazırız ve tüm gayretimizle bunun için çalışıyoruz. İnsanların geçim derdiyle değil yeni umutlarla güne başladığı, fiyatı bir önceki güne göre artan ürünler karşısında cebindeki paraya bakmak zorunda kalmadığı, kendisi ve çocukları için karamsarlığa kapılmadığı, sofrasındaki ekmeği azaltmak zorunda olmadığı bir Türkiye hayal ediyoruz” dedi.

“UMUTLAR GİDEREK YOK OLUYOR”

Büyüme rakamlarının aksine Türkiye’de gelir adaletsizliği ve eşitsizliğin, yoksulluğun fakirleşmenin büyüdüğünü söyleyen Güneş, “Türkiye sözde büyüyor ama ne hikmetse milletimizin kursağından geçen ekmek her geçen gün küçülüyor. Türkiye sözde büyüyor ama insanların yaşam kalitesi düşüyor. Türkiye sözde büyüyor ama emeklilerin, gençlerimizin, asgari ücretli çalışanların, memurların umutları giderek yok oluyor. Türkiye büyüyor ama insanlar her geçen gün daha da artan bir borç yüküyle yaşıyor. Merkez Bankası verilerine göre, banka kartı ve kredi kartı harcama tutarı 21-27 Mayıs haftasında 66 milyar TL ile rekor kırdı. Kartlı harcamalarda bir yıllık artış oranı yüzde 109,4’e ulaştı. Toplam kartlı harcama miktarı, bir önceki hafta 64,1 milyar TL ile rekor kırmıştı. Geçen sene aynı haftada kartlı harcama miktarı 31,5 milyar TL idi. Takipteki bireysel kredi kartı borcu ise 5,3 milyar TL’den 6,6 milyar TL’ye yükseldi. Hazinenin son iki ihalede borçlandığı miktar bile 100 milyar TL’nin üzerindedir. Üstelik bu borçlanma, Cumhurbaşkanı’nın düşürdüğünü söylediği faizler nedeniyle yüksek reel faizlerle gerçekleştirildi. Devletin borçlanma faizi yüzde 17-18’lerden yüzde 25-26’lara çıktı. Bu yalnızca Hazinenin para borçlanması demek değil, aynı zamanda bugünkü iktidarın gelecek nesillerin emeğine de göz dikmesi anlamına geliyor ne yazık ki” dedi.

11 Haz 2022 - 04:30 - Gündem

Muhabir  Bünyamin Güler


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.