Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Uludere‘de yaşanan olaylara ilişkin, ‘‘Keşke önce devlet, hükümet, kaymakam, vali, neyse... sivil, asker, gitselerdi o cesetleri alsalardı, ambulanslarla veya helikopterlerle götürselerdi... Oradaki ölülerin yakınlarının kendi ölülerini alarak katır sırtlarında köylere getirmeleri kadar acı bir olay ben hatırlamıyorum. Bu, çok yanlıştır‘‘ dedi.
Katıldığı bir TV programında gündemi değerlendiren Arınç, ‘‘Uludere konusunda hükümet neden özür dilemiyor?‘‘ sorusuna "Kaçakçılık suç ama cezası ölüm değil" şeklinde cevap vererek şöyle devam etti: "Ne kadar üzgün olduğumuzu hepimiz ifade ettik. Bunlar ‘timsah gözyaşı‘ değil. Hakikaten çok üzüldük. Neden? Çünkü halk o kadar memnundu, terörle mücadele o kadar başarılı gidiyordu ki her şeyi berbat edecek bir olay çıktı ortaya. Bunu hükümet yapmış olabilir mi istemiş olabilir mi? Hayır, kesinlikle. Bu, çok kötü bir olay. Kaçakçılık yapmak için oraya giden ve dönen insanlar bombalandı. Kaçakçılık suç, ama cezası ölüm değil. Bunlar bizim sivil insanlar, yani memleketimizin insanları. İçlerinde terörist yoksa ve terör amaçlı silah vesaire getirip götürmüyorlarsa... Önce işaret fişekleri, sonra birkaç topla ateş yapılmış, ondan sonra da görüntülere göre, kendi düşüncelerine göre, bu bir içeriden dışarıya, dışarıdan içeriye bir terörist kafilenin girişi zannedilmiş ve bombalama yapılmış. Dış gözle baktığımız zaman bunu görüyoruz. Ama ölenler çocuklar, gençler ve masum insanlar. Yani terörist değil. Şimdi burada ortaya çıkan olay, terörle mücadelenin en trajedi noktası. Bundan dolayı hepimiz üzüldük.‘‘ Özür dileme noktasında, bunu kendilerinden siyasi amaçla beklenti haline getirenler olduğunu dile getiren Arınç, ‘‘Özür dilenmedi ama şu yapıldı, bu olayla ilgili adli ve idari soruşturma var. Hem Uludere hem Şırnak hem de Diyarbakır konunun üzerinde. Bir taraftan da İçişleri Bakanlığımız ve Genelkurmay Başkanlığımız bu olayı soruşturuyor. Bir kasıt olmasa bile, en azından bir ihmalin, bir hatanın veya hiç ummadığımız şekilde bir provokasyonun ortaya çıkması halinde, sorumlular hem ilan edilecek hem de cezaları verilecek‘‘ dedi.
‘‘Keşke devlet o cesetleri alsaydı‘‘
Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘‘Orada bir hata şu; kendi kendimize konuşuyoruz, biz kendi aramızda bunu konuşuyoruz. Yani orada bombalama yapılmış, insanlar ölmüşler, katırlar da telef olmuş. Keşke önce devlet, hükümet, kaymakam, vali, neyse... Sivil, asker, gitselerdi o cesetleri alsalardı, ambulanslarla veya helikopterlerle hastanelere veya adli tıbba götürselerdi. Yoksa oradaki ölülerin yakınlarının kendi ölülerini alarak katır sırtlarında köylere getirmeleri kadar acı bir olay ben hatırlamıyorum. Bu, çok yanlıştır. Neden böyle olmuştur, neden böyle düşünülmüştür, hangi imkansızlık vardı bilmiyorum. Ama kendimi o babanın, o annenin yerine koyuyorum, çocuğumu parçalanmış halde buluyorum orada ve kendi imkanlarımla köye götürüyorum, eve götürüyorum. Bu acıları katmerleştiren, daha da acılaştıran bir olaydır. Ama sebepler...onu şüphesiz bilemiyorum.‘‘
‘‘Provokasyona inanıyorum‘‘
‘‘Dış kaynaklı ya da ordu içinde hala ‘derin devlet‘ dediğimiz farklı grupların hükümeti zor durumda bırakmak için provokasyonu olabileceği düşüncesi var. Buna inandınız mı?‘‘ sorusuna karşılık Arınç, ‘‘Ben inanıyorum, çünkü bugüne kadar yaşadığımız fevkalade olaylar... Şuna üzülüyorum; her şey çok mükemmel gidiyordu. Bizim bölgeden, halktan aldığımız izlenim şu, Allah sizden razı olsun, rahatladık, özgürleştik, huzura kavuştuk‘‘ diye konuştu. ‘‘Hangisine inanıyorsunuz ordu içinden mi İsrail mi İran mı özel bir ad verebilir misiniz?‘‘ yönündeki soruya karşılık da Arınç, ‘‘Ben bilemem, failleri meçhul. Ama bu araştırma sonucunda bir ipucu bulacağız. Şu anda kimseyi itham etmiyorum. Ama bu olay, terörle mücadelenin üzerine düşen çok büyük kara gölge oldu. Her şeyi bir anda berbat edecek bir eylem olarak yapıldı. Bunu amaçlayan nedir, bu soruşturma onu ortaya koymalı‘‘ dedi.



