Neo-liberal darbeler

Neo-liberal darbeler

12 Eylül darbecilerinin yargılandığı bugünlerde Allah bozmasın tüm ülkemize bir şenlik havası hâkim. Hâkim önüne bile getirilemeyen Evren ve Şahinkaya ile ilgili haberlere göz gezdirirken karşıma çok ilginç bir yazı çıkıverdi.

Türkiye‘nin popüler gazetelerinden biri, tam da darbecilerin yargılandığını düşündüğümüz haftada Eski CIA‘ci ve günümüzün Türkiye uzmanlarından biriyle bir röportaj yapmış. İsmi eminim ki birçok kişi hemen tahmin edivermiştir: Graham Fuller.

Peki kim bu Graham Fuller ve ne yer ne içer? Yoksa bu 80 darbesini planlayanlardan biri değil miydi! Son dönemlerde de her türlü platformda Türk hükümetini ve Gülen Hareketini savunmakla meşgul olan yüce şahsiyet. Aklınızdan geçeni tahmin edebiliyorum. Madem bu adam Türkiye‘yi darbe yapacak kadar çok seviyor, niçin bugün iktidarı övüp duruyor diyorsunuz. Ama sadece Fuller değil, bu aralar tüm Amerikalılar ve Avrupalılar da Türkiye‘yi yere göğe sığdıramıyorlar. Türkiye yüzünü tekrar Batı‘ya döndü başlıklarıyla az methiye düzmüyorlar.

Fuller de yazıda Türkiye‘deki solu zamanında çok ezdik, ülkeye biraz sol lazım diyor. Fuller gibi zamanında sol ideolojiye karşı sert tavır takınan biri, niçin bugün kalkmış solu güçlendirmek lazım diyor? Fuller yazının devamında aslında cevabı kendisi veriyor. İslami değerlerin toplum içerisinde yükselişe geçmesi onları rahatsız ediyor. İslam‘ın Ortadoğu‘nun Arap ülkelerinde yükselmesi herhangi bir endişe kaynağı teşkil etmezken, Türkiye‘deki yükseliş onları telaşlandırıyor. Hem de neo-liberal dönüşümün Türkiye‘deki aktörü haline gelen bir iktidar politik kertenin başında olmuş olsa bile.

Türkiye‘de gerçekten son zamanlarda siyasetin dengesi bozulmaya başladı. Hep deniyordu ya, tarih Türkiye‘yi aktif olmaya zorluyor diye. Şimdi tarih gerçekten Türkiye‘yi inisiyatif almaya zorluyor. Türkiye hiç bu kadar seçim yapmak zorunda kalmamıştı. Türkiye özellikle 1945 sonrası dönemden bu yana izlemiş olduğu Batılı siyaset tarzını bırakmak ya da bırakmamak arasında bir tercih yapacak.

Şunun çok iyi bilinmesi gerekiyor ki, bizim ordumuz hâlâ NATO ordusu. NATO ordusunun bulunduğu coğrafyalarda NATO‘dan izinsiz bırakın darbe yapmayı, askeri teknolojinizi bile geliştiremezsiniz. Dolayısıyla Türkiye‘de yaşanan darbelerde NATO dolayımı ile ABD‘nin hep bir parmağı olmuştur. Darbelerin en büyük sebeplerini ise bugün de yaşamış olduğumuz gibi dış politikadaki kaymalar (Eksen Kayması) teşkil etmiştir. Türkiye dış politikadaki çizgisini kendi lehine ne zaman değiştirmeye kalksa, ülkenin başı darbelerden kurtulmamış. Ülkemizdeki son dönemdeki patinaj da tamamen bununla ilgili.

Türkiye artık daha demokratik bir toplum olarak darbecileri yargıladı ve ülkede askeri bir darbe yapma olasılığı sıfıra düştü. Ama unutmayalım ki demokratik ülkelerde darbe yerine genellikle Kennedy suikastları ile karşılaşılıyor. Ne tesadüf ki Türkiye‘nin tekrar Batı‘ya yüzünü dönüşü, ABD‘deki düşünce kuruluşlarının Erdoğan‘ın ölüm yılını ilan etmesinin ardından gerçekleşti. Ne kadar bağımsız bir ülkeyiz değil mi!

Dünya önceki darbe yıllarında devletler üzerine kuruluydu ve sistem tamamen devletler üzerinden dönüyordu. Dolayısıyla darbeler de devletler üzerinden gerçekleştiriliyordu. Ama artık devletler, uluslararası sistemin tek aktörü değiller. Bretton-Woods sisteminin çökmesiyle birlikte, devlet dışı aktörler devreye girmeye başladı. Günümüzde de bu aktörlerin sayısı her geçen gün artmakta. Nihayetinde darbelerde neo-liberal darbeler olarak bu yeni aktörler üzerinden yapılmaya devam etmektedir. Bir örnek verelim. Bize göre doğal gaz ve elektriğe yapılan ve neden yapıldığı net bir şekilde açıklanamayan zamlar, ekonomi üzerinden halkımıza yapılmış büyük bir darbedir. Üstelik günümüzün neo-liberal darbeleri, P oy almış meşru iktidarlara bile zorla yaptırılması sebebiyle, önceki darbelerden daha tehlikeli ve dehşet vericidir.

10 Nis 2012 - 23:45 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?