Darbeler halkın cezalandırılmasıdır

Darbeler halkın cezalandırılmasıdır

Darbeler darbecilerin iktidar hırsı ya da bağlı bulundukları mahfillerin iteklemesinin bir sonucu olsa da netice itibariyle halkın bir bölümünün cezalandırılması demektir. Ve her defasında da darbeciler kendilerini haklı görürler, buna inanırlar.

27 Mayıs 1960 darbesinin Milli Birlik Komitesi‘nde yer alan, daha sonra 14‘ler olarak isimlendirilen arkadaşları ile sürgüne gönderilenlerden birisiyle yurda döndükten kısa bir süre sonra Ankara‘da Türkocağı‘nda bir konferansta karşılaşmıştık. Konferansın ardından Kızılay Güven Park‘a kadar yürümüş, bu arada uzunca bir sohbet etmiştik. Sohbetimiz sırasında muhatabıma, halkın darbeden memnun olmadığını, darbecilere karşı öfke duyduğunu söylemiş, buna karşı düşüncesini sormuştum. Ben de Demokrat Parti kökenli bir aileden geliyor olmam sebebiyle bu öfkeyi duyanlardandım. Verdiği cevabı aradan 40 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen unutmuş değilim. Bana cevaben, "Halk eğer Demokrat Parti‘yi devirdiğimiz için kızıyorlarsa haksızlık ediyorlar. Yok eğer darbe hedefine ulaşmadığı için kızıyorlarsa haklıdırlar" demişti. Yani, eğer Milli Birlik Komitesi içinde 14‘ler tasfiye edilerek sürgüne gönderilmemiş olsalardı darbenin hedefine ulaşacağını düşünüyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse o gün ayaküstü sohbetimizde hedefleri ne idi, onları tasfiye edenlerin hedefi ile farkları neydi diye sormadım.

Demek istediğim o ki, ülkemizde tüm darbeciler kendilerini haklı görmüş, halkın iradesi ile oluşmuş siyasi iradeyi işbaşından uzaklaştırarak kendilerini tek yetkili ilan etmelerinde haklı olduklarını düşünmüşlerdir. 12 Eylül 1980 darbe sabahında Evren‘in televizyondan yaptığı konuşma hatırlanacak olursa aslında 27 Mayıs 1960 darbecileri ile 12 Eylül 1980 darbecilerinin fazla bir farkı yoktur. Bu arada 28 Şubat darbecileri de mevcut siyasi iktidarı dayatma ile işbaşından uzaklaştırırken kendilerini haklı görüyor, hatta haklılığın ötesinde devleti ve rejimi, kısacası kurulu düzeni yıkılmaktan kurtardıklarını düşünüyorlardı. Kısacası devlet de hukuk da biziz anlayışının soncudur darbeler.

Darbeciler her seferinde ülke için bir tehlike icat etmişler ve icat ettikleri tehlikeyi kendilerine siper edinerek ülkeyi bu tehlikeden kurtaran kahraman(!) pozu takınmışlardır. Bu hususu gerek Evren gerek Çevik Bir‘in ifadelerinde de görmek mümkündür. Zaten darbeciler başarılı olurlarsa kahraman başarısız olursa hain olurlar.

Devam eden bir yargılama süreci varken daha fazla bir şey söylemenin anlamı yoktur. Çünkü, bu noktada son söz yargıya aittir. Hiç kimsenin de yargının yerini almaya soyunma hakkı yoktur. O zaman darbecilerden farkı kalmaz.

Ancak, 28 Şubat Süreci deyince Sincan‘daki Kudüs Gecesi ve ardından tankların Sincan caddelerinde gövde gösterisi yapması akla geliyor. Bir bakıma Sincan‘da tankların yürütülmesi 28 Şubat sürecinin simgesi olmuştur. Bir Sincanlı olarak Sincan Belediyesi‘nin düzenlediği geceye katılan ve baştan sona geceyi izleyenlerden birisi olarak bugün gelinen noktada 28 Şubat Süreci‘nin güçlü isimlerinin Sincan cezaevine gönderilmiş olması karşısında birilerinin ısrarla olayı bir rövanş ve intikam alma şeklinde takdim etmeye kalkışmalarını anlayamıyorum. Çünkü o gecenin ardından aylarca gecenin görüntüleri televizyon kanalarında gösterilip durdu. Elbette en ön sırada oturan bizler de birer suçlu gibi topluma takdim edildik. Hep o görüntüleri çeken ajansın sorumluları görüntüler elerine geçince ne yaptılar, bir takım etkili ve yetkili çevrelerle temasa geçerek görüntüleri bilgilerine sundular mı diye merak etmişimdir. Hatta söz konusu görüntüleri ilgililere ulaştıranlar daha sonraki aylarda bir takım yerlerde söz gelimi TRT‘de program yaptırılarak taltif edildiler mi? Gecenin çekim yapan ajansı daha sonra kapanmış ama o dönemde ajansın sorumluları olanlar bazı yerlerden ilgi görmüş, taltif edilmişler midir?

Derdim birilerini teşhir etmek değil. Ancak, bu meslekte bazı kişiler mesleklerini unutarak habercilik yerine ideolojik mücadele vermeyi tercih ettiler. Diyebiliriz ki darbelere ideolojilerinin toplumda hakim olması için destek vermişlerdir. Bu bakımdan darbeleri sadece seçilmişlerin iş başından uzaklaştırılması olarak değil, bir kesimin kendi düşünce ve inancını topluma hakim kılma mücadelesi olarak nitelendirmek yanlış olmaz.

17 Nis 2012 - 01:06 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?