Vesayetcinin duası

Vesayetcinin duası

"Yarabbi yılardır bu ülkede azınlık olmamıza rağmen, bu insanları vesayet altında yaşattık. İstediklerimizi yaptırdık. Bunu bazen bölerek, bazen de faili meçhullerle, bazen de fişleyerek yaptık. Heyhat! Gel gör ki, bu vesayet elimizden gitmekte, demokrasinin kılıcı boynumuzda dolaşmakta. Demokrasi toplumda daha çok yer bulmakta. Yarabbi, sana hiç dua etmemiştim. Seni yok saymış, senin peşine gidenleri engellemeye kalkmıştım. Eski günlerimi geri almak için, şimdi önünde diz çöküyorum" diye dua eden biri var mıdır?

Böyle dua edenlerin olup olmadığını bilemem ama 28 Şubat soruşturmasının başladığı, emekli askerlerin gözaltına alındığını düşünürsek, üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne geçiş yapıldığını biliyorum. Darbecinin dağıttığı rant ve statüden kazançlı çıkan önemli bir kesimin varlığı söz konusuydu. Bu kesimin devam eden darbe davalarında olduğu gibi, süreci sulandırmak için, 28 Şubat soruşturmasında da devreye girdiğini görmekteyiz. Bu kesimin canhıraş bir şekilde, bu davaları kendilerini yakmadan, kapatmak için çalışmaktalar. Yasal zırh büründürmek için bir takla atmadıkları kaldı.

"Postmodern darbe" savunmamızı dışa bağımlı hale getirmiş. 76 milyar dolarlık vurgun yapılmıştır. Bundan dolayıdır ki, ülkemizin hazinesini zarara uğratan kişi veya kişiler vermiş oldukları zararların kendilerinden tahsil edilmesi gerekmektedir.

Askerin, sivil ayağı olmadan darbe yapmasının mümkün olmadığını düşünürsek, o dönemde, darbenin zırhlı birlikleri gibi çalışan, Genelkurmay‘ın 28 Şubat postmodern darbesindeki işbirlikçileri ve hizmetleri dolayısıyla teşekkür belgesi gönderdiği 40 gazeteciyi, devam eden soruşturmaya dâhil etmemeleri durumunda, demokrasinin bir ayağı kadük kalacak ve inandırıcılığını kaybedecektir. Hükümeti yıkmak için, darbeciler tarafından basına bir ödeme yapılmışsa bunlar tespit edilerek geri alınmasının sağlanması gerekmektedir.

Bugün, nefret söyleminden ve nefret suçlarından söz ediliyorsa, 28 Şubat‘ta oluşturulan din karşıtı söylemlerinin bugün karşılık bulmasındandır. Bazı sivil hükümet mensuplarına o kadar çok baskı yapıldı ki, o dönemin Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz‘in "Kur‘an yeniden tercüme edilmelidir, bize TV kanalı tahsis edilmelidir" türünde yapmış olduğu konuşması Psikolojik Daire tarafından hazırlanarak kendisine dikte ettirilmiş olmalı. İçki içmediği için görevlerine son verilenlerin, başörtülü diye ötekileştirilenlerin, yeşil sermaye diye yaftalandırılanların yaşadıkları travmaları belki geri getiremeyiz ama bir daha böyle olayların yaşanmaması ve demokrasinin tam olarak hayata geçirilmesi, hukukun üstünlüğünün oturtulması için, bu yargılanmalar bu bağlamda önemlidir. Suç varsa mutlaka ceza olmalıdır, yapanın yanına kalmayacağını, toplumun her kesimi bilmelidir.

BAĞIMLIYIM ABİ

20. yüzyılın çocukları daha bir mutluydu, Sanki. 21. yüzyıl, bilgiye ulaşmada teknolojiyi en iyi kullandığımız bir yüzyıl olmasına rağmen, insanlarımızın daha çok bağımlı ve mutsuz olduğu bir çağ olduğunu düşünüyorum. Apartman, içerisinde adeta hapis hayatı yaşayarak, sokakta oyun oynamayan/oynatılmayan çocuklarımız, Tv‘ye veya sanal âleme bağımlı hale geldiler. Akıllı telefonların yaygınlaşmaları insanlar sürekli "online" olarak dolaşmalarına ve bağımlı hale gelmelerine neden oldular. Otobüste, metroda vapurda ama her yerde böyle insanları görmek mümkündür. Alkol bağımlılığı, uyuşturucu bağımlılığı, sigara bağımlılığıyla alakalı bölümlerin yanı sıra, artık bu bölümlere birde "internet bağımlılığı" bölümü eklenmiştir.

Çocuklarımız öyle bir hale gelmişler ki, gece uyurken gelen mesaja, cevap vererek uykusuna kaldığı yerden devam edebilmektedir. İnsanın içindeki manevi boşluk doldurulmadığı, sevgisiz büyüyen, yalnızlaştırılan ve arkadaşsız kalan çocuklarımız, bu boşluklarını dolduracak arayış içine girmektedirler. Kimisi uyuşturucuyla, kimisi uçucu maddeyle, kimisi alkolle kimisi de internetle doldurmakta bu boş dünyalarını. Maddi değerlere ağırlık veren ailelerde daha çok bu bağımlılıklar yaşanmaktadır. Kumar bağımlılığı olan anne ya da babanın yuvasında başka bağımlılıkların olması kaçınılmazdır. Ülkemizin teminatı olan bu gençlerin, bağımlı olarak hayatlarını ikame etmeleri, mutlaka ülkemizin kalkınmasını da etkileyecektir.

Bu gibi alışkanlıkları olmayan, evinde huzuru bulunmayan bir iş adamının bütün ömrünü işine vermesi, Kulağında Mp3‘ün kulaklığı olmadan uyuyamayan genç kızlarımız, genç delikanlılarımız bağımlı sayılmaz mı? 21.yüzyılda, bilgi ve teknoloji çağında, takıntılarımızın arttığı gibi bağımlılıklarımızın da arttığını görmekteyiz. Huzurlu ve mutlu yuvalar yerine takıntılı ve bağımlı yuvalar var artık. Samimi aile ortamlarından uzaklaşarak, yalnız ama bağımlı hayatlara sürüklendik. Sadece yaşadığımız apartmanın çevresine duvarlar çekmedik. Kalplerimize de yüksek duvarlar çektik. Gerçek din anlayışından, işimize gelen herkesin kendine göre yorumladığı Protestan din anlayışına doğru kaymaya başladık.

SAHİBİNİ ARAYAN SÖZLER...

Bir insanın sana neler verebileceği değil, senin için nelerden vazgeçeceği önemlidir.

Her şey kader ile takdir edilmiştir. Kaderine razı ol ki, rahat edesin.

Kadınların üzüntüsü yaz fırtınası gibidir. Şiddetli ama kısa olur. Joanna Baillie

17 Nis 2012 - 02:11 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?