Bu günlerde 28 Şubat Postmodern Darbesi‘ni yapanlara ilişkin başlatılan göz altılar o dönemde darbenin gerçek nedeninin irtica paranoyaları olmadığı gerçek nedeninin Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ın Türkiye için çizmiş olduğu bölgesel ve küresel vizyon olduğu bir kez daha ortaya çıkmış oldu.Ahmet Açıkay
28 Şubat Postmodern darbesinin üzerinden 15 yıl geçti. 15 yıl aradan sonra başlatılan soruşturma sonucu ilk gözaltı dalgasının başlamasıyla o dönemde medya önünde olan ve sürekli hükümete karşı söylemleri ve eylemleri ile dikkat çeken Generaller ve diğer askeri yetkililer bir bir gözaltına alınarak, mahkemece tutuklandı. Ancak aradan geçen bunca yıla rağmen darbenin asıl nedeninin ne olduğuna ilişkin yapılan tartışmalar ise bu günlerde yerini gerçek nedenlere bıraktı. Milli Görüş Lideri Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ın çok kısa bir süre olan bir yıl kadar iktidarda kalmasına rağmen Türkiye‘nin önüne koyduğu siyasi, ekonomik ve uluslar arası vizyonun darbenin gerçek nedeninin olduğu bu günlerde kamuoyu tarafından daha da iyi anlaşılıyor. Ekonomik anlamda denk bütçe ile ülkeyi düze çıkaran kısa ömürlü siyasi koalisyon sadece ekonomide değil, siyasi anlamda da ülkede başlamış olan kutuplaşmayı da yok etti. Daha sonra gözünü bölgesel güç olmaya çeviren Refah-Yol Hükümeti dünyadaki yanlış ve eksik işleyen adalet mekanizmasının yerine de Müslüman ülkeleri bir araya getirerek D-8‘ler ile cevap verdi. Erbakan‘ın bir yıl gibi kısa bir sürede yaptığı bütün bu atılımlar dışarıdaki güçler ve içerdeki işbirlikçiler tarafından irtica paranoyaları ile örtülmek istenerek, halkın seçtiği milletin iradesine karşı postmodern denilen darbe girişimi gerçekleşti. Darbe süreci dönemi ve sonrası ki yıllarda dikkate alınınca darbenin asıl nedeninin irtica paranoyaları olmadığı bu günlerden eskiye bakınca bir kez daha gözler önüne serilmiş oluyor.
İRTACA UYDURMASI İLE GİRİŞİLDİ!
Refah Partisi‘nin 1990‘ların başlarında yükselmesiyle başlayan mütedeyyin halkın siyasi arenadaki yükselişi 1995‘te yapılan genel seçimler ile taçlanmış oldu. Mütedeyyin halk kesimlerinin darbeler ile sürekli sindirilmesine karşı Refah Partisi‘nun bu yükselişi ile halk büyük bir teveccüh ile partiyi iktidara taşıyarak koalisyonun hükümetini en sağlam ayağını oluşturdu. Müteddeyin kesimlerin büyük oranda desteklediği Refah Partisi‘nin bu yükselişi ve siyasi söylemleri birçok kesim tarafından da korkulu gözlerle seyrediliyordu. Ancak daha önceden derin odaklar tarafından planlanan irtica paranoyaları koalisyon hükümetinin ilk aylarında işlemeye konuldu.
HORTUMLAR TEK TEK KESİLDİ
Ekonomik anlamda da ilk defa denk bütçeyi ortaya koyan dönemin iktidarı ülkedeki ekonomik krizlere de bir şekilde dur dedi. Denk bütçeden sonra yıllardır bir sömürü ekonomisi şeklinde kurulan banka-sermaye-rant sistemi ile devletin parası üç beş banka ile birkaç kişiyi zengin ediyordu. Devletin herhangi bir kurumunun parasını bankasında tutan ve bu parayı da yine yüzde 80-90‘lar oranında faizle devlete veren bir banka sistemi ile devlet sürekli sömürülüyor, halka akması gereken milyar dolarlar bir şekilde başka kanallara akıtılıyordu. Ancak iktidara gelen Refah-Yol Hükümeti ise bir ilke imza atarak, devlet kurumlarının bütün parasına ortak bir havuza aktararak, paraya ihtiyacı olan kurumlara da bu havuzdan istekleri karşılanıyor ve bu sistem ise sömürü ekonomisi yerine adil bir ekonomik sistem olarak tarihe geçiyordu. Bu ise Refah Partisi‘ni iktidardan uzaklaştırmak isteyenlerin temel nedenlerinden birini oluşturdu.
ANADOLU SERMAYESİ BÜYÜDÜ
Cumhuriyet tarihinden Refah-Yol iktidarına kadar sadece üç-beş ailenin zengin olduğu bir ülkede halk refahtan yeteri kadar yararlanamıyor, ülkede ise büyük sıkıntılar baş gösteriyordu. Ancak Refah Partisi ise Anadolu‘da zor şartlar altında küçük işletmelerde faaliyet gösteren KOBİ‘leri destekleyerek onları ülkenin Anadolu Kaplanları olarak anılan kuruluşları haline getirdi. Bu yeni işletmeler ülkeye birçok yatırım yaparak günümüze kadar gelinen süreçte önemli bir rolü de üstelenerek Anadolu sanayisi ve ekonomisini geliştirdiler.
ULUSLAR ARASI ARENADA BÜYÜK TÜRKİYE VİZYONU
Türkiye‘de ekonomik ve sosyal anlamda büyük başarılara imza atan Refah Partisi gözünü bu seferde Ortadoğu‘ya çevirerek, Türkiye‘yi bölgenin ve kısa süre sonrada dünyanın sayılı ülkeleri haline getirmekti. Bu maksatla 8 İslam ülkesinin liderlerini İstanbul Çırağan Sarayı‘nda bir araya getirerek, dünyadaki tek kutuplu sisteme karşı da D-8‘leri kurdu. İlk etap da D-8‘ler daha sonra D-60 ve D-160‘lar olarak planlanan oluşum ile sadece Türkiye‘yi değil sömürü altındaki diğer bütün ülkeleri de adaletli bir uluslar arası mekanizmaya ortak olmaya çağırarak girişimlerini başlatan Refah Partisi, dünyayı sömüren ülkelerin çıkarlarına da böylece çomak sokmuş oldu.
KÜRESEL GÜÇLERE KARŞI YENİ BİR SİSTEM ANLAYIŞI
Türkiye‘yi içerden ve dışarıdan yaşanabilir bir ülke olma hedefi ile kısa sürede büyük başarılara imza atan Refah Partisi küresel güçleri de kızdırdı. Türkiye‘nin uzun yıllar Batı Bloğu‘nun yanında yer aldığı göz önüne alınınca yönünü hem doğuya, hem de batıya dönmüş bir ülkeyi küresel güçler istemedi. Bunun için hemen girişimlere başlayanı sömürü imparatorluğu olan ABD ise ilk icraatlarına Refah Partisi iktidara geldiğinden birkaç ay sonra başlamış oldu. Gazetemizin de geçtiğimiz günlerde gündeme getirdiği ve ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Masası tarafından ABD‘nin Ankara Büyükelçiliği‘ne gönderilen belgede Türkiye‘nin bu şekilde ilerlemesinin kendi çıkarlarına aykırı olduğu ve Türkiye‘deki askerin bu maksatla harekete geçirilmesi gerektiği iletilmişti.





