Reklamı Kapat

Veladet-ün Nebi (Peygamber Doğumu) - 2

Veladet-ün Nebi (Peygamber Doğumu) - 2

Kâinatın HZ. Muhammed‘in nurundan yaratıldığını (terennüm eden) bahis

Asıl metinde "kâinatın yaratılış sebebi" ve "Hz. Muhammed‘in nurunun yaratılışı" diye iki başlık altında toplanan fakat musahhah Mevlid-i Şerif‘te bir başlık altında bir araya getirilen ve gerçekten Mevlid-i Şerif‘in yazılmasına sebep olan Bursa Ulu Camii‘nde İran‘lı  bir vaizin "Amenerrasul" ayetini yanlış manalandırarak Hz. Muhammed‘in Hz. İsa‘dan üstün olmadığı yolundaki hezeyana cevap teşkil etmek üzere yazılan ve fakat mevlit cemiyetlerinde hiç okunmayarak nisyana (unutulmaya) terk edilen bu bahis çok enteresandır. Bunun  cemiyetlerde mutlaka okunması ve açıklamasının yapılması gerekmektedir. Aksi halde Vesilet-ün Necat‘ın yazılış gayesine uymayan bir okuyuş ortaya çıkmaktadır.

Önceki bahiste belirttiğimiz gibi "o" anlamına gelen "ol" kelimelerini o diye okunmasının uygun olmasına rağmen bu bahsin ilk mısrasındaki  "ol" kelimesini ikinci mısradaki "yol" kelimesiyle kafiyelendirmek için aynen okumanın daha uygun olduğunu beyan ederek bahsin günümüz Türkçesiyle özetine geçiyorum:

Süleyman Çelebi "Allah adın bahsine atıf yaparak:

Öncesine aklın hiçbir yol bulamadığı önce olanı önce andık. Ve şüphesiz O evvelin evveli, sonun da ebedi sonudur. "Hakkın önceliğini açık olarak bildirdiğimize göre" diye başlayarak: şimdi dinle de sanatını beyan edeyim" dedikten sonra Allah‘ın önce ne yarattığını soruyor. Ve cevabını kendisi vererek; Allah-u Teala bütün yaratıklardan önce Mustafa (s.a.)‘nın nurunu (ruhunu) yarattığını çünkü daimi faal ve Kerim olan Allah‘ın O‘nu sevdiğini söylüyor. Her ne çeşit saadet (mutluluk) varsa, güzel huy, lüzumlu adet varsa Cenab-ı Hakk‘ın O‘na verip O‘nu mükemmel eylediğini, (tüm) yaratılmışlardan değerli kıldığını, gizli ve aşikâr, yerde, gökte, arşta (yedi kat semanın üstünde) ne varsa ondan, yani Hz. Muhammed‘in hürmetine olduğunu (yaratıldığını) söyledikten sonra; eğer Muhammed belirmeyeydi yer ve gökler olmayacaktı" diyor.

O peygamber vesile olduğu için Cenab-ı Hakk‘ın Âdem peygamberin tövbesini kabul ettiğini vurguluyor. Ve eğer Muhammed (a.s.) kâinata gelmeyeydi Âdem‘e izzet tacı yani peygamberlik ulaşmazdı diyor.

Nuh (a.s.)‘un onun için boğulmaktan kurtulduğunu ve daha (Muhammed) doğmadan bu mucizelerin görüldüğünü, onun dostluğu ve adı için dedelerine Allah‘ın çokça şeref verdiğini, hatta Halil İbrahim (a.s.) onun dedesi olduğu için atıldığı ateşi Allah‘ın ona bahçe ettiğini; Hz. Musa‘nın bastonunun da onun hürmetine ejderha olduğunu, Hz. İsa‘nın onu öldürmek isteyenlerin eline düşmeden göğe çıkmasının Hz. Muhammed‘e ümmet olmak içindi" İfadelerini kullandıktan sonra "gerçi bunlar da peygamberdir ama Ahmed yani Muhammed daha mükemmel ve değerlidir" tekidini yaptıktan sonra bunlar Muhammed‘in ümmetinden olmak için çok temenni yaptılar" dedikten sonra "şeriatını (yolunu) tut, ümmeti ol ki sana Hakk‘ın rahmeti nasip olsun" tavsiyesinde bulunarak bahsi bitiriyor.

Peygamber nurunun aktarılma silsilesi bahsi

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)‘in nurunun Adem (a.s.)‘dan Havva anneye, ondan oğula geçmek suretiyle son olarak onun bedeninde karar kıldığını anlatan bahis gerçekten akıllara durgunluk verecek ve nicelerini imana mecbur edecek bir bahis olmasına rağmen anlaşılacak bir eda ile değil de nağmelere boğulacak şekilde okunduğu, hatta son yıllarda okunmadan geçildiği için güzel etkiler yapacak bu bahis, fonksiyonunu icra edemez olmuştur. Bu gibi sebeplerle kurtuluş vesilesi adını taşıyan bu kitap (Mevlid-i Şerif) kurtuluş sebebi olmak şöyle dursun, durgunluk sebebi olmuştur. İnanç mesajı vermek amacıyla okunması dileğiyle özetini vermeye çalışalım:

"Allah-u Teala Âdem‘i yaratınca onunla (zürriyetiyle) kâinatı süsledi. Âdem‘e melekler secde eyledi. Cömertlik sahibi Allah ona çok lütufta bulundu. Mustafa nurunu alnına koyup "bu sevgilim Muhammed‘in nurudur! Bilesin" dedi. O nur onun alnında karar eyledi ve günlerce orada durdu. Sonra Hava (ana) nın alnına geçti ve onun alnında parladı. İbrahim ve İsmail peygambere ulaştı geri kalanları (öteki basamakları) söylersem söz uzanır. İşte bu şekilde zincirleme-bitişik olarak Mustafa‘ya geçinceye kadar (devam etti). Âlemlere rahmet olan (Muhammed Mustafa) gelince nur hemen O‘nda karar kıldı. Öyleyse ey din dostu (bu kitapta anlatılacak olan) vasıflarına kulak ver ki peygamberlerin iftihar (kaynağı)nın kim olduğunu bilesin"

NOT: Dikkat edilirse bu bahsin son beyti bu kitapta Peygamberimizin vasıflarının (niteliklerinin) anlatılacağını ihtar ederek onlara kulak verilmesini istiyor. Eğer yıllardan beri Mevlid dinleyenler Peygamberimizin vasıflarının ve mucizelerinin birçoğunu bilmiyorsa Mevlid kitabı gereği gibi okunmamış veya dinlenmemiş, kitabın yazılış gayesi gerçekleştirilememiş demektir. Bu gayenin gerçekleştirilmesini temenni ve niyaz ediyorum.

22 Nis 2012 - 00:41 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?